5 Soru 5 Cevap // Affet Robot

2 Posted by - 29 January 2018 - 5 SORU 5 CEVAP

“Melankolik şarkı sözlerinin ve gövdeli vokal yapısının tempolu dinamik ritimler ile çarpıştığı bir müzikal deneyim” olarak tanımlıyor kendini Eren Günsan’ın tek kişilik dev kadrosunu oluşturduğu Affet Robot. “Motorik” post-punk ruhundan ve synth-wave akımından izler taşıyan ilk albüm “Röntgen”, endüstriyel ve soğuk. Üstelik bu soğuğu iletmekte iyi bir iletken kadar etkili.

– Müzikle ilişkin nasıl başladı?

Yedi sekiz yaşlarındaydım. Televizyon izlerken gördüğüm bir gitara sahip olabilmek için babama muazzam bir baskı yaptığımı hatırlıyorum. Bir süre sonra elime geçti ve serüven başladı. Öte yandan, ev hayatımızda müziğin önemli bir yeri vardı. Müzik setinin başına geçip, abim ve ablamın kasetlerini dinlemekten hoşlanırdım. Hafta sonu sabahları TRT 4 ve babamın musiki dinletisiyle güne başlardık (bazen biraz fazla geldiğini söyleyebilirim). Yine çocukluk döneminde izlediğim TV yapımlarına ait müziklerin de bende etki yarattığını düşünüyorum. Bunların hepsi farklı izler bıraktı sanırım müzikal yaklaşımımda.

– İlk konserin neredeydi? Neler çaldın, kimler izledi, ortam nasıldı?

İlk konser yine ilkokul dönemlerindeydi. 4. sınıfta okulun yıl sonu şenliğinde ilk konserime çıkmıştım. Toprak bir futbol sahasının bir yarısına kurulmuş tahta bir sahnenin üzerinde çaldığımı hatırlıyorum bir arkadaşımla beraber. İki klasik gitar, bolca Yaşar Kurt ve Bulutsuzluk Özlemi şarkısı. Panayır tadındaki atmosferin seyircileri okul tayfası ve aralara serpiştirilmiş birkaç veli. Mutlu bir keşif anı, önemli bir başlangıçtı.

– Düşünce dünyanı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?

Alejandro Jodorowsky, Jean Paul Sartre, Yüksel Arslan, Jan Švankmajer, Sigmund Freud, Irvin Yalom, Yusuf Atılgan, Nietzsche ve niceleri.

Dizi ve film kategorisinde, “Spaced”, “Ex Drummer”, “Romper Stomper” (1993), “Sonbahar” ( Nuri Bilge Ceylan), “Delicatessen”, Coen Brothers’ın hemen hemen tüm filmleri ve özellikle “Raising Arizona” diye uzayıp gidiyor.

Albümlerse, Mort Garson – “Plantasia”, John Maus – “We Must Become the Pitiless Cencors of Ourselves”, Nick Nicely – “Psychotropia”, The Divine Comedy ‎– “Liberation”, Jaga Jazzist – “One-Armed Bandit”, Slowdive – “Souvlaki”, David Bowie – “Changesonebowie”, Orhan Atasoy – “1980-2001” şeklinde uzuyor.

– Hiç dinlememiş birine müziğini nasıl anlatırsın?


Yeterince çiğ, tezatlıklar içeren, yüksek tempolu ritimler ile melankolik hissiyattın yarattığı çarpışma enerjisine sahip, nostaljik bir çerçeveye sahip olsa da bugün ile bağları kuvvetli.

– Şu ara kafayı taktığın sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?


Oppenheimer Analysis’in “New Mexico” albümüne yeniden sarmış durumdayım. Umut ve karanlığı aynı anda içerdiği için iyi geliyor bana bu aralar.

No comments

Leave a reply