5 Soru 5 Cevap // In Hoodies

0 Posted by - 05 November 2015 - 5 SORU 5 CEVAP

In Hoodies, 2013’ten bu yana şarkılar yazan, çalan, söyleyen bireysel bir girişim. Adını ilk kez geçtiğimiz yaz, “She Got Caught” isimli teklisi sayesinde duyduk. Şarkının yer aldığı albüm, Londra’da Chris Potter tarafından kaydedildi ve yakın bir zamanda Müzik Hayvanı etiketiyle yayınlanacak.

In Hoodies’in cevaplarına göz atmadan önce “She Got Caught”a Ethem onur Bilgiç tarafından çekilen klibi hemen aşağıdan izleyebilirsiniz.

Müzikle ilişkin nasıl başladı?
Duyduğunuz ilk sesten itibaren bu ilişki kurulmaya başlıyor her halde, her ses, her gürültü ve melodi besliyor sizi. Hepimiz seslerle ve müzikle yaşıyoruz. Annemin, anneannemin ninnilerinden sonra sanırım hatırladığım ilk etkileyen şarkı ‘‘Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına’’. Bursa’da bir yerde Roman müzisyenler çalardı bu şarkıyı, her gittiğimde onu isterdim. Hala gülümsüyorum hatırladıkça. Manda ağaca yuva yapıyor, yavrusunu sinek kapıyor, öküz torbadan düşüyor, hoca minareden uçuyor…
Bir de çocukken uzun araba yolculuklarında durmadan çalan Erkin Koray albümlerini hatırlıyorum. Babam çok severdi… Çöh Çöh Çöh… ‘‘ Biliyorum ilerisi uçurum, fakat sen yürü yavrum. Gerisi beter gerisi malum’’. Sonra inanılmaz sesi, sözleri ve icrasıyla Zeki Müren.
Daha bilinçli anlamda rock müzikle bir bağ hissetmemi sağlayan şarkılar ise The Beatles’ la başladı. Ortaokul lise, walkman sonra discman’le Beatles dinleyerek. Müzikle ilgili benim için en sarsıcı, en belirleyici anlar “Nevermind”, “Urban Hymns” ve “Kid A” albümlerini ilk dinlediğim anlardı. O albümleri ilk dinlemeye başladığım ayrı ayrı anlarda hayatım değişti diyebilirim. O duygu vardır ya, nasıl böyle bir şey üretildiğine nasıl böyle bir şey duyduğunuza inanamazsınız. Kendim müzik yapmaya başlamak anlamında ise ilk temas üniversite birinci sınıfta bir arkadaşım Serhat’ın gitarında bana nasıl çalındığını göstermesi ile Oasis “Wonderwall”u ilk çalmayı denediğim an. Çaldığınız şeyin duyduğunuz şarkıya benzemeye başladığındaki inanılmaz heyecan. Yapabiliyorum, gitar çalıyorum gibi bir sevinç. Dört akorlu bir şarkı olsa da, 19 yaşında olsanız da.
Müzik paylaşmak, profesyonel anlamda kayıt yaparak insanlara iletmeye çalışmak anlamında ise, o tamamen, evde yaptığım amatör kayıtlara Chris’in ilgilisi ve desteği ile ve bir de Gezi döneminde hissettiğim umutla başladı.

İlk konserin neredeydi? Neler çaldın, kimler izledi, ortam nasıldı?
Üniversite ikinci sınıf sonunda Konya’da okulun çatısında bir konser vermiştik. Bizden önce okulda öğretmen olan ve türkü söyleyen bir hocamız çalmıştı, sonra biz… Oasis, RHCP, Radiohead, Placebo gibi gruplardan popüler şarkılar çaldık. O zaman Konya’da pek böyle şeyler olmadığı için sanıyorum bir hayli insan gelmişti. Zaten afişte bile ‘‘yabancı rock konseri’’ yazıyordu. Performans tabii ki harika değildi, grubun ben dahil yarısı elindeki enstrümanı bir kaç ay önce eline almıştı, ben de yeni yeni şarkı söylemeye başlıyordum ama benim için çok güzeldi… Müzik gibi, canlı performans gibi…aslında her şeyin, kusurlarıyla güzel ve eşsiz olabileceğini öğreten bir gündü. Özellikle konserden bir hafta önce grup arkadaşları ile diğer her şeyi bırakıp aynı evde kalıp hazırlanmak, o kardeş gibi hissetme duygusunu hep hatırlıyorum. Keşke yeniden yaşayabilsem öyle bir şey.
In Hoodies ismiyle ilk konser XOXO Festivalde oldu. Matt Loftin ile beraber yarı akustik bir performanstı. “My Con” dışında daha yayınlayamadığımız “Second Coming”, “The Vibe”, “Cut The Crap Please” şarkılarını ilk defa orada çaldık. Benim için orada olmak güzeldi.

IMG_9204 edit

Düşünce dünyanı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?
Kişi olarak söylemem çok zor, herkesten bir parça vardır mutlaka içimde. Unuttuğum çok olacaktır ama ilk aklıma gelenler Thom Yorke, Morrissey, Neil Young, Bob Dylan, Tom Waits, David Bowie, Ray Davies, Damon Albarn, J.D. Salinger, Ian Brown, Hesse, Dostoyevski, Palahniuk , Nietzsche, Philip K. Dick, George Orwell, Wes Anderson , Leonard Cohen, Kubrick, Ingmar Bergman, Richard Ashcroft, Nick Drake, Daniel Johnston, Beck, Joe Strummer, John Lennon, Michael Stipe, Basquiat, Picasso, Warhol, Aslı Erdoğan, Sadi Güran, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Jerry Seinfeld, Louis C.K, Larry David.
Albümler, Arcade Fire – “The Suburbs”, The Beatles –“ Anthology 1-2-3”, Radiohead – “Kid A”, The Stone Roses – “The Stone Roses”, “The Smiths – The Queen Is Dead”, “Bob Dylan – Bootleg Series – Vol.4”, “The Clash – London Calling”, “Serge Gainsbourg – Histoire De Melody Nelson”, “Richard Ashcroft – Alone With Everybody”, “Oasis – What’s the Story Morning Glory”, “Nirvana- Unplugged”, “Tom Waits –Alice”, David Bowie – Hunky Dory”
Kitap olarak, J.D Sallinger – “The Catcher In The Rye”, Douglas Adams – “Hitchhiker’s Guide to the Galaxy”, Ursula K. Le Guin – “Mülksüzler (The Dispossessed)”, Naomi Klein – “No Logo”, Patti Smith – “Just Kids”, Innocent When you Dream – “Tom Waits Collected Interviews”, L.Carroll – “Alice in Wonderland”, “Maurice Sendak -Where The Wild Things Are”, Robert Graham – “Anarchism”.
Film veya dizilerden, “This Is England” ve “TIE 86 / 88 / 90”, “Angels In America, “Submarine”, “Dancer in the Dark”, “Sopranos”, “The Royal Tenenbaums”, “Six Feet Under”, “Lost in Translation”, “Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest)” ve kesinlikle “Seinfeld”.

Hiç dinlememiş birine müziğini nasıl anlatırsınız?
Müziği anlatmak çok zor, doğru da değil belki… Sanırım sound’un yakın geldiği gruplardan örnek verirdim. Benim kendi yaptığım şarkıları tarif etmem de pek tatlı gelmiyor. Belki sadece, ‘‘nefes alabilmek ve insanlarla, doğayla, yaşamla bağlantılanabilmek, iyileşebilmek için tek yapabildiğim şey müzik ve bu şarkıları öyle yapmıştım’’ derdim.

Şu ara kafayı taktığın sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?
Uzun bir süre Justin Vernon dinledim son zamanlarda, Bon Iver albümleri dışında ilk solo kayıtları, DeYarmond Edison, Gayngs, Valcano Choir, Kanye West’le beraber yaptıkları kayıtlar. Aslında sürekli radyo dinliyorum, o an açık olan radyo dışında bugün boyunca kendim özleyip dinlediklerimi söyleyeyim. James Blake – “Retrograde”, Julian Casablancas + The Voidz – “Human Sadness”, Waren Zevon – “My Shit’s Fucked Up”, Leonard Cohen – “Never Any Good”, Arcade Fire – “We Exist”, The Wipers – “D – 7”, Savages – “Fuckers”, David Bowie – “Quicksand”, Nirvana – “You Know You Are Right”.
Çünkü, dünyadaki diğer kirli olduğunu düşündüğüm şeylerden uzaklaşıp müziğe sığınarak içten bir şekilde müzik paylaşmaya çalışırken, bu sefer de müzikle ilgili diğer alanlarda karşılaştığım korkunç şeyler oluyor. Belki sahte bir drama gibi gelecek ama, bırakma duygusunu atamıyorum, ‘‘keşke kendi odamda kalsaydım, hiç bu şeyin içine girmemeliydim’’ duygusu.. ‘‘Zaten sizin dünyanız, buyrun ben olmadan daha rahat yaşayın’’ deme isteği. ‘‘I would never bother you, never speak a word again, i will move away from here, you wont be afraid of fear…’’
Savages- “Fuckers” ise bir arkadaşımın geçen gün adı rock’lı bir yerde verdiğimiz konser sonrası yaşadıklarımızla ilgili gönderdiği bir şarkıydı. Bu şarkı da yardım ediyor, bir şekilde devam etme duygusunu besliyor…

FacebookShare/Bookmark

No comments

Leave a reply