5 SORU 5 CEVAP // SERETAN

0 Posted by - 29 May 2015 - 5 SORU 5 CEVAP

Özcan Ertek’in minimal-synth/elektronik müzik projesi Seretan, İstanbul kulüplerinin ve alternatif müzik sahnesinin aşina olduğu bir isim. Drum machine, sampler ve sequencer kullanarak ürettiği müziği, çok katmanlı ve club sound’u çerçevesinde elektronikanın farklı disiplinleri arasında mekik dokuyor. 2013 yılında New York’ta düzenlenen Red Bull Music Academy’ye katılan müzisyen, sorularımızı yanıtladı.

>>>Müzikle ilişkin nasıl başladı?
Lise yıllarımda odamda ambient parçalar yaparak başladım müziğe. Öncesinde bir iki punk grubunda bas gitar da çaldım ancak pek ciddi işler değildi. ‘soundcollage’ ismiyle myspace vasıtasıyla yaptığım parçaları paylaşıyordum. Sonrasında “Moon Junk” ve “Bedroom Spirit” isimlerinde iki E.P yayınladım.

>>>İlk konserin neredeydi? Neler çaldın, kimler izledi, ortam nasıldı?
İlk konserim bundan yaklaşık bir 5 sene önce arkaoda’da gerçekleşmişti. Chad Valley yaptığı tur kapsamında İstanbul’a uğramıştı. Ondan önce sahne aldım ve ilk EP’de yayınladığım parçaları çaldım. Ortam gayet harikaydı, çok heyecanlıydım ama sorunsuz ve güzel bir şekilde geçti. Chad Valley’in performansı da çok güzeldi. Ondan sonra müziğe daha fazla odaklanmaya başladım zaten. Daha ilginç olanı bence üçüncü konserimi Berlin’de Madame Claude’da vermiş olmam. Müzik dünyasında sınırların kalktığı dönemin başlangıcıydı.

>>>Düşünce dünyanı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?
Mike Leigh’in “Naked” filmini çok sevdim. Çok karamsar olmasına rağmen etkilendiğim bir filmdi. Düşünce dünyamı ergenlik dönemindeyken bayağı tarif ediyordu aslında ama şimdi daha farklı bakıyorumdur muhtemelen. “Suç ve Ceza” en sevdiğim kitap. Yine geçen sene okuyup çok etkilendiğim Louis Ferdinand Celine’in “Gecenin Sonuna Yolculuk”u klasik edebiyatla yeraltı edebiyatının arasında bir nüans tutturmuş, çok ilginç bir roman. Dostoyevski, Bukowski ya da Boris Vian ile aynı dönemde yaşasa nasıl yazardı acaba diye düşünenler için. Port-Royal’ın “Afraid to Dance” albümü ise lise yıllarından beri dinlediğim ve vazgeçemediğim bir başucu albümü.

>>>Hiç dinlememiş birine müziğini nasıl anlatırsınız?
Çok zor bir soru. Öncelikle bol katmanlı olduğunu söyleyebilirim. Ritimler, tonlar, dokular ve hareketler var. Kısa sesler ve uzun sesler var. Bir anda yükselip kendi etrafında dönüp sonra kaybolan sesler de olabilir çünkü harekette sonsuz bir çeşitlilik mevcut. Hepsi bir niyeti, duyguyu ya da düşünceyi ifade etmek, bir eylemde bulunmak için oradalar. Birbirleriyle uyum içindeler yada kontrast halindeler. Bir hikaye de anlatıyor olabilirler. Ben genel olarak büyük kümeleri, ve çarpışma anlarını seviyorum.

>>>Şu ara kafayı taktığın sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?
Şuan Luke Abbott’un “Music For A Flat Landscape: Official Soundtrack of the Goob”unu dinliyorum. Bayağı kafama takıldı. Holly Herndon’un yeni albümü “Platform” çok güzel. Bir de Casa del Mirto’nun son albümü “Still”deki “Pressure” parçasını yarın sabahki ilk iş olarak dinleyin.

FacebookShare/Bookmark

No comments

Leave a reply