5 SORU 5 CEVAP // SHE PAST AWAY

1 Posted by - 07 July 2015 - 5 SORU 5 CEVAP

2009 yılı kasım ayında Bursa’da kurulan She Past Away, ilk albümleri “Belirdi Gece“nın takipçisi ikinci albüm “Narin Yalnızlık“ı yayınladı. Memleket sınırlarında hak ettikleri desteği göremiyorlar belki ama, neyse ki müzikten anlayan birileri kıymetlerini biliyor. 2016 yılının ilk ayına kadarki takvimlerinde 28 durak netleşmiş durumda ve bunlardan sadece bir tanesi Türkiye’de. Sao Paulo’dan Leipzig’e, Torino’dan Porto’ya dünyanın farklı kentlerinde çalacaklar. Grubun ülke dışındaki başarısı bununla sınırlı değil, ilk albümde yer alan “Kasvetli Kutlama” geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Dior Homme’un Kris Van Assche tarafından tasarlanan 2016 yılı ilkbahar/yaz kreasyonu defilesine eşlik etti.

>>>Nasıl tanıştınız?
Ortak arkadaşlarımız aracılığı ile oldu. O dönem Doruk, Remoov Records için yeni gruplar arıyordu. Buna dahil olduk ve ardından birlikte müzik yapmaya başladık.

>>>İlk konseriniz neredeydi? Neler çaldınız, kimler izledi, ortam nasıldı?
İlk konserimiz 2010 yılında Peyote’deydi. Yakın arkadaş çevremiz ve klasik Peyote seyircisi ordaydı. 50-60 kişi civarındaydı sanırım. Bizim için oldukça heyecanlı ve güzel geçen bir konserdi.

>>>Düşünce dünyanızı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?
Baudelaire, Poe, Lovecraft, Kafka, Camus, Brautigan.. gibi herkesçe bilinen ustalardan etkilendim. Ayrıca İhsan Oktay Anar’ın Suskunlar’ı en sevdiğim kitap olabilir.
Film dünyasından ise İtalyan Giallo’ları en sevdiklerim. Özellikle 70’ler Dario Argento filmleri (Suspiria, Tenebre, Profondo Rosso) Yine aynı dönemden avrupa yapımı gothic-erotic-b-movie’leri de seviyorum. Jean Rolin’in Fascination ve The Living Dead Girl ve Jess Franco’nun Büyük Ada’da çekmiş olduğu ve mükemmel saykodelik seslerle bezediği filmi Vampiros Lesbos bunlara verebileceğim en iyi örnekler.
97-98 yılına kadar yoğun olarak doom-death metal dinledim. Ama Dead Can Dance, Depeche Mode, Cure gibi grupları da seviyordum. O dönemler dinlediğim Tiamat – “Deeper Kind of Slumber” albümü oldukça kafa açıcı olmuştu benim için. Sonrasında Diary of Dreams – “End of Flowers” ve “Psychoma”, Sisters of Mercy – “First and Last and Always” / “Some Girls Wander by Mistake”, Joy Division – “Unknown Pleasures”, Cure – “Pornography” / “Faith”, Xymox – “Medusa”… Bu albümler müziğe bakış açımı tamamen değiştirdi. Sonrası dipsiz kuyu.

>>>Hiç dinlememiş birine müziğinizi nasıl anlatırsınız?
Müziğimizde 80’lere özgü tüm karanlık wave unsurları var. Bunların bir karışımı olduğunu söyleyebilirim.

>>>Şu ara kafayı taktığınız sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?
Müziği bir çok kişi gibi internetten takip etsem de, plak almak / dinlemek gibi bir sığınağım var neyse ki. Bu beni eski günlere götürüyor. Müziğin ulaşılması daha güç ve değerli olduğu dönemlere. İnternette gezinirken yaşadığım kafa karışıklığını önlemiş oluyorum böylece. Cevaba gelecek olursak bir sürü albüm oldu son dönemde edindiğim ve kafayı taktığım. Bunlardan en etkilisi sanırım Jacques Brel’in “Ces Gens-Là” albümü oldu. Şarkı ise yine bu albümden “Fernand”. Muazzam hüzünlü bir arkadaşlık/ölüm hikayesi…

No comments

Leave a reply