5 Soru 5 Cevap // Yank

0 Posted by - 25 December 2017 - 5 SORU 5 CEVAP

Onu muhtemelen Nekizm‘le tanımış olabilirsiniz. Belki de sonrasında Pitohui ile keşfetmişsinizdir. Yeni nesil İstanbul sahnesinin en sıkı davulcularından Yankı Bıçakçı, bir süredir Utrecht’te ikamet ediyor ve sadece ritim marifetlerini değil, sesini, sözünü ve gitarını da konuşturuyor. Müziğin sınırlarına değil kendisine odaklanarak üretmeye devam ediyor. Yank ismiyle ilk albümünü (I/I isimli bu albüm hemen aşağıda) geçtiğimiz yıl yayınladı. Şimdi şehir şehir Avrupa’da dolaşıyor ve irili ufaklı sahnelerde müziğini paylaşıyor. 5 Soru 5 Cevap serimize konuk ettiğimiz müzisyen, satır aralarında yeni albümün müjdesini de verdi.

– Müzikle ilişkin nasıl başladı?

İlkokulda müzik dersi branşlara ayrılıyordu, ben de tabii ki davulu seçtim.

– İlk konserin neredeydi? Neler çaldın, kimler izledi, ortam nasıldı?

Tünel’de Laylaylom diye bir yer. Prova/konserler için kiraladıkları geniş bir alanları vardı. Biz 15 – 16 yaşlarındaydık ve tamamı sigara içmeyen ergenlerden olışmasına rağmen ismi ‘Nikotin’ olan bir Grunge-ımsı cover grubumuz vardı. Usta gitarist (o zamanlar pek de usta olmayan) Ertuğrul Güney de bu gruptaydı. Konser verebilme hevesiyle orayı kiraladık, biletler falan bastırmıştık hatta, epey heyecanlıydık. Bekleneceği gibi başta Nirvana olmak üzere Pearl Jam, Bush, Duman, Kurban, RHCP gibi nice grupların parçalarını çalıyorduk. Solistimiz Tuvan o gün fena hasta olmuş, bir de iyi gelir diye enerji içeceği mi ne içmiş soğuk soğuk, sesini tamamen paramparça etmişti. Rezillik oldu tabii biraz ama ortamda aile ve yakın arkadaş kitlesi dominant oldugundan, ileride bizi bekleyen müzik kariyerimizin önüne taş koymaya yetmedi!

– Düşünce dünyanı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?

Woody Allen’dan birçok şey ama en çok “Whatever Works”. Nolan’ın “Following” diye bir filmi var, yıllar önce biri izletmişti, kim hatırlamıyorum ama iyi ki de izletmiş. Her sene bir kez izliyorum galiba. Hiç kitap kurdu değilimdir de Thea Alexander’ın “M.S. 2150″si kutsal bana.

“Panda Bear Meets The Grim Reaper”, Patrick Watson’dan “Close To Paradise”, Liars’ın “WIXIW” ve Battles’ın “Mirrored” albümleri şu an aklıma gelenler.

Bjork, Thom Yorke, Tyondai Braxton ve Chet Baker da çoğu zaman ortak duygulara sahip olduğumuzu düşündüğüm müzisyenler.

– Hiç dinlememiş birine müziğini nasıl anlatırsın?6

Hayatımda cevaplarken en çok zorlandığım, şekilden şekile girdiğim, varoluşsal ikilemlere ve derin öz sorgulamalara girmeme sebep olan soru bu. Konserlere gelen insanlardan yardım istiyorum hatta artık, bir iki cümle kurun da müziğimi tanımlayalım diye. İnsanların çoğu da benim gibi zorlanıyor. Indie folk, alternatif, singer-songwriter gibi laflar en popüler olanlar şu an için. Ama şimdi ikinci albümde bambaşka şeyler yapıyorum, nasıl olacak o zaman? Belki bütün bu yolculuğun amacı müziğimi ve kendimi tanıyıp tanımlamak. Çok da tarif etmek istemiyorum, bazı şeyler fazla kolay oldu insanlık icin, yeterince konformist bir tüketici kitlesini daha da rahatlatmaktansa şaşırtmak, belki tedirgin etmek, zorlamak beni daha çok heyecanlandırıyor.

– Şu ara kafayı taktığın sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?

Su ara MFÖ’nün “AGU” albümünü dinliyorum. “Muaf” ve “Amanın Aman” şarkılarını yeni keşfettim, çok sevdiğim başka parçalar da bu albümdeymiş. Akıyor gidiyor.

Kapak fotoğrafı: In The Void

No comments

Leave a reply