ALBÜM // “HİKAYELER” – CANDAN TEZEL

0 Posted by - 26 February 2014 - ALBÜM

Teknolojiyle üçüncü albümünü USB formatında çıkartacak kadar barışıktı 110. O günler (o günler? 2010 falan gibi) için gayet afili bir numaraydı. Bir süre için USB şeklinde albümlerin piyasaya hakim olacağına dair kuvvetli işaretler söz konusuydu. 110 da bu işaretleri değerlendirmişti. Sonra plaklar canlandı, Deezer ya da Spotify gibi müziği internet üzerinden düşük bedelle dinleten siteler geldi ve gidişat değişti. USB formatında albümler de bir anlamda ölü doğmuş oldu.

Bu kısa USB şeklinde albüm yayımlamaya ağıt ve saygı duruşundan sonra yayın akışımıza kaldığımız yerden (ya da henüz başlayamadığımız ama birazdan başlayacağımız yerden) devam edelim.

110’un sesi Candan Tezel ilk solo albümü “Hikayeler”le karşıladı 2014’ü. İkisi 110’dan yadigar toplam 10 şarkı buluyoruz albümde. Kapaktaysa Tezel’i ve olay mahalinde hızla kaçarken objektife flu yakalanan bir hanımefendiyi görüyoruz. Bir saniye, bir saniye… Bir ‘flu yakalanan’ daha var. Fakat kimliği hakkında en ufak ipucu veremeyecek kadar flu. En iyisi onu görmezden gelip, olay mahalinden hızla uzaklaştığı için objektife flu yakalanan hanımefendi fikrine sadık kalalım, albümün genel hissiyatına yuygun hem.
Dinlemeye başlıyoruz.

İlk ‘hikaye’nin adı “Bir Şarkı”. Bir süre (ilk 20 saniye) kadar Türkçe sözler mi yoksa Fransızca sözler mi işiteceğiniz konusunda şüpheye düşüyoruz şarkı başladığında. Noir Desir’in pek sevilen, hatta bu sevilme yüzünden bazı pek sevenlerini şarkıdan (pek) soğutan “La Vent Nous Portera”sı şablon alınmış gibi geliyor kulağa. Sanki “La Vent Nous Portera” kökünden yeşerecek bir başka şarkı arzu edilmiş, ama henüz yeşermediği için kökünü fazlaca anımsatıyor. Güzelce, itinayla kaydedilmiş olsa da, bu çağrışım ilk tanışmada şarkıya ısınmayı kolaylaştırsa da sonradan biraz ağız tadı kaçırıyor.

İkinci şarkı “İllüzyon”da da çağrıştırmaya açık haller sezer gibi olunca… Artık beyindeki çağrışım lobisini devreden çıkarıp dinlemeye öyle devam etmek kaçınılmaz oluyor.
Sırada elden geçmiş yeni haliyle albümün ilk 110 yadigarı “Her Gün” var. “Her Gün” de dinlenince, Tezel’in ilk üç şarkıda üç farklı türe göz kırptığını düşünüyoruz.

Arka arkaya iki şarkıyı bir oturuşta dinliyoruz sonra; “Rüzgarla” dört başı mamur bir ballad. Keza “Hiç Kimse” de öyle. Biri geldiğin gibi, kokunu al da git diyor, diğeri hiç olmakla her şey olmak arasında gidip geliyor.

“Senin Olsun” düzenlemesiyle, icrasıyla, sözleriyle hayata ve aşka dair saf ve temiz duygular besleyen bir şarkı. Ailecek dinleyebilirsiniz sakınca yok. Hatta muhtemelen evin büyükleri size kıyala daha çok keyif alcak “Senin Olsun”dan.

“Hikayeler”in 110 grubunun solistine ait olduğunu ispatlamak gerekirse eğer – niye böyle bir gereklilik mevzubahis olacaksa artık, hadi oldu ya diyelim – “Nasıl İstersen” yardımınıza koşarak yetişecek. Şarkının altında da Tezel’le birlikte 110’u beraber kurduğu Ozan Yılmaz’ın imzasının olması bu ispatı kolaylaştıracak.
“Özledim Seni” albümün tekrar anlatılma ihtiyacı hissedilen ikinci 110 hikayesi. Sevilen bir 110 şarkısıydı, bu haliyle de sevileceğine şüphe yok.

“Hikayeler”in kapanışını yaylılarıyla, ritmiyle buralı, şişelerin diplerini göre göre sabahı karşılamaya niyetli “Aşık Olalım” yapıyor. Eğer bir gün Türkiye’nin nasıl bir cennet olduğunu cümle aleme tanıtmak üzere Kültür Bakanlığı tarafından hazırlanan o tanıtım filmlerinden biri için teklif alırsa Tezel, bu şarkıyı isteyeceklerdir muhtemelen.
Albüm baştan sona böylece dinlenmiş oldu.
Şimdi başa saralım:
Teknolojiyle üçüncü albümünü…

Ama benim Spotify’da hesabım var derseniz:

‘Peki iTunes?’ diyenler için de şuraya alalım.

No comments

Leave a reply