BİR ALBÜMÜN İÇİNDE KAYBOLMAK

0 Posted by - 02 August 2015 - ALBÜM, KÖŞE YAZISI

mtezTame Impala’nın “Currents” isimli üçüncü stüdyo albümünü dinledikçe dinleyesim, içine girip kaybolasım var. Yılın en iyi albümüyle karşı karşıyayız.

Teknik olarak bizde kaybolmak pek hoşlanılan, önerilen bir kavram değil. Kendine gelmek, akıllı olmak makbul. İki dakika kaybolayım, kendimden geçeyim deseniz hemen biri “akıllı olmaya”, “kendine gelmeye” davet edecektir sizi.

Bir albümün içinde kaybolmak, o albüme dalmak ve dış dünyayla ilişkiyi kesmek demek. Orası o kadar güzel bir yer ki hiç çıkamam, kusura bakmayın demek. Ben de şu ara oradayım. Kusura bakmayın hiç çıkasım yok.

Tame Impala albümü dinlemek tatile çıkmadan tatile çıkmak gibi bir şey. Avustralya’nın Perth kentinden dünyaya seslerini duyurmalarından bu yana sadece müziğiyle değil, hali tavrıyla da başarıyor bunu Tame Impala. Sizi alıp başka yerlere götürüyor. “Currents”ın hazırlık aşamalarını gösteren bir video izlemiştim. Uçsuz bucaksız denize bakan bir arazinin ortasında bir stüdyoda yalnız başına takılan bir adet Kevin Parker var. Ne gündem ne siyaset ne de kısır itiş kakışlar. Hayat bunlardan daha fazlası olmalı ve Tame Impala müziğiyle bunu hep hissettiren, evrensel, zamansız bir sanatsal yaklaşıma sahip.

“Currents” üçüncü albümleri ve her albüm bir diğerinden farklı, öncekini alıp başka ufuklara taşıyan müzikal formüllerle dolu. Aslında uzun süredir ayak sesleri geliyordu albümün. Bugünlerde albüm bir anda küt diye çıkmıyor. Azar azar veriliyor. Bir şarkı internette paylaşıldı. Herkes dinledi, hop bir şarkı daha. Albüm yayımlanma tarihine kadar durum bu. Ardından da kalan şarkıları dinlemek için albümü alıyorsunuz.

Tame Impala da böyle yaptı. “Cause I’m a Man”, “Nangs” önceden servis edilmişti. Ama albüm hakikaten fazlasına sahip. Hatta hazinelerle dolu.

“The Less I Know The Better” bence albümün en iyi hit adayı. “Let It Happen” bir Daft Punk albümünün B yüzü şarkısı gibi tınlıyor. “Nangs” en favori şarkım. Kulaklığı takıp deniz atlayıp dipten yüzme hissi veriyor. Tavsiye ederim.

“The Moment” Parker’ın şahane melodik loop’larına örnek. Şarkının sonlarındaki saykodelik gitarlara bayıldım. “Yes I’m Changing” değişimden bahseden bir şarkı için süper sakin ve huzurlu. “Gossip” 55 saniyelik bir interlude ve iyi bir restoranda yemek arasında şefin masanıza yolladığı menüde olmayan bir atıştırmalık gibi. “Past Life” albümdeki en tribal şarkı. Radyo açık uykuya daldığınızı düşünün. Uzakta bir radyo kanalında melodiler, konuşmalar birbirine karışıyor. Ve 70’lerdesiniz.

“Disciples” lo-fi başlayıp giderek güçlenen ve yine yavaşça lo-fi çıkıp giden şahane melodik bir şarkı. “Reality In Motion” garaj sound’unu uzaya taşımış. “Love/Paranoia” böyle bir albümde olabilecek en şahane balad. “New Person Same Old Mistakes” albümün “Kashmir”i olmuş. Aynı loop üzerinde uzayıp giden efektler ve oryantal riff’ler, synthesizer’ların yarattığı hayal âlemi.

Bu albüm sanatsal açıdan 60’lar sonu İngiliz saykodelik geleneğine sırtını dayıyor. Ama güçlü melodileriyle hemen akılda kalan şarkılar sunuyor, bu yanıyla da pop müzik albümlerinin özelliklerine sahip. 60’larda genel atmosfer üzerinde durulurdu, burada şarkılar tek tek ayırt ediliyor ve akılda kalıyor. Bu albümle dans da edilir, uykuya da dalınır, yola da çıkılır…

Parker neden bahsediyor? Aşk, ayrılık, yalnızlık… Özellikle yalnızlık. O yalnızlık ki en baba grupların müziğine yön vermiştir.

Tame Impala çok yetenekli ve değerli müzisyenlerden oluşan, sahnede şahane performans gösteren bir grup. Canlı izlediğim ve büyülendiğim bir grup. Ama Kevin Parker’ın grubu. Ve Kevin Parker yalnız bir adam. Giderek daha da yalnızlaşan ve hem yalnızlığı hem de kendini daha iyi ifade eden bir adam. “Currents” hiç tartışmasız yılın en iyi albümüdür.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply