HERKESİN BİLDİĞİ ŞEYLER!

5 Posted by - 01 September 2013 - ALBÜM, KONSER

Müzik dünyasında kime sorsam “o ismi” biliyor. “Herkes bilir” diyorlar. Kimi mi? Poll Prodüksiyon’un sahibi Polat Yağcı’nın kastettiği tıklama yolsuzluğunu başlatan (!) o ünlü sanatçıyı. Aslında sanatçı değil, bütün sektör şaibe altında

Ali Eyüboğlu’nun Müyap’ın Youtube’daki kanalında milyonlarca sahte izlenme tespit edildiği iddialarını ortaya koyan haberinin ardından Milliyet yapımcılardan görüşler aldı (“İşler ‘Tık’ırında gitmedi”, 20 Ağustos). Bu haberde Poll Production’dan Polat Yağcı’nın görüşü dikkatimi çekti. Şöyle diyor Yağcı:
“Yapımcılar yapıyor ya da yapmıyor diyemem ama bu olayı Türkiye’de başlatan herkesin bildiği bir sanatçıdır. Kendisine bir hacker tutup, bu olayı gerçekleştirmiştir. Fanlar bir araya geliyor ve sanatçı adına örgütlenip, bir anda tıklanma sayısını yükseltebiliyor. (…) Her zaman eşit, adaletli bir düzen olsun istiyorum. Kim ne yaptıysa sonucuna katlansın.”
Katlansın da bu arap saçına dönen durumu araştırmaya nereden başlamak lazm?
Adı verilmeyen ve bu işleri başlatan, herkesin kim olduğunu bildiği sanatçı kim mesela?
Sektörden kime sorsanız aynı ismi söylüyor. Ben şaşırınca da “Aa bunu herkes bilir” diyorlar. Herkes iftiracı mı bilemem. Ama iddiaya göre bu işi başlatan isim Emre Aydın. MTV Avrupa ödüllerine gitmek için hacker olduğu iddia edilen Nuwanda nickname’li Emrah Güzelkokar ile anlaşıyor.
Kendisinin bir internet “organizasyonuyla” Emre Aydın’ın 2008’de MTV Avrupa ödüllerinde Avrupa’nın en sevilen sanatçısı ödülünü almasını sağlıyor. Bu herkesin anlattığı hikaye.

Tabii hemen Emre Aydın’ın menajeri Fadıl Dinçer’i aradım. Duyduklarımı ilettim ve bir açıklamaları olup olmadığını sordum. “Nuwanda nickname’li Emrah Güzelkokar arkadaşımız sosyal medya pr’ı yapmaktadır, hacker degildir. Kendisi ile 2006 dan beri çalışmaktayız. Arkadaşımız bizim dışımızda birçok isimle de senelerdir çalışmaktadır,” yanıtını aldım.

Güzelkokar’ın şu anda bir dijital ajansı var. Facebook sayfasında “Online pr stratejileriyle, takipçileri marka hedefleri için organize eden ve sosyal medyada etkili olmalarını sağlayan dijital pr ajansıdır” yazıyor. “Çalıştığımız sanatçılar” bölümünde Gökhan Tepe, Atiye, Bedük, Emre Aydın, Gece, Yağmur Yaman, Sıla, Toygar Işıklı, Barbaros, Gökhan Keser, Manga, Yalın, Erdem Yener, Gripin, Göksel isimleri yer alıyor.

Kendisine ulaştım ve iddiaları sordum. Özetlemem gerekirse; Güzelkokar o dönemde Emre Aydın’ın 100 bin üyeli fan club’ının yöneticisi. 2008 MTV ödüllerinde Emre Aydın’a ödül kazandırmak için organize oluyorlar. Yarışmayı sonuçlandıracak internet oylamasında IP’ye bakılmadığından bir kişi aynı bilgisayardan defalarca oy kullanabiliyor. Bundan faydalanıyorlar ve bu sayede Emre Aydın ödül alıyor. “Ortada bir sahtekarlık yok, organizasyon var” diyor Güzelkokar, “ben hacker değilim, yazılım bilmem, yaptığım iş sanatçılara strateji hazırlamak. Kimsenin klibinde manipülasyon yapmadım ama yapanlar var, ama Müyap’ınki gibi resmi bir Youtube kanalında izleme oranlarında manipülasyon yapıldığına inanmak istemiyorum” diyor…

Eurovision’da da mı yapıldı?

Manga da Emrah Güzelkokar’dan hizmet alan gruplar arasında. Hatırlarsanız Emre Aydın’dan bir yıl sonra 2009’da MTV Avrupa ödüllerine gitmiş, internet oylaması sonucunda ne tesadüftür ki onlar da Avrupa’nın en iyi sanatçısı seçilmişti. Güzelkokar bunun tesadüf olmadığını anlattı. Emre Aydın fan club olarak o oylamada Manga’yı desteklediklerini ve onlara da aynı şekilde ödül kazandırdıklarını. Hatta Manga’nın bu sayede Eurovision’a gidebildiğini söylüyor.
Sonradan MTV kanalı kapandığından Türkiye’den gruplar da bu kategoride yarışma hakkını kaybetti. Devam etsek her sene bizden bir grup Avrupa’nın en iyi sanatçısı olur muydu acaba?
Peki ya Eurovision? Hatırlarsanız Eurovision’da oylama sistemi 2010’dan bu yana devamlı değişti. Halkın telefonla attığı mesajlarla kullandığı oyların ağırlığı azaltıldı. Jüri ile ağırlığı eşitlendi. Bunun nedeni de buraya katılan sanatçıların oylarındaki “sahtecilik” şüphesiydi. Şmdi gel de pimpiriklenme. Bu şüphenin sadece Türkiye’den katılan sanatçılara dair değil tüm katılımcı ülke sanatçıları için ifade edildiğini belirteyim.

7 bin liraya iki haftada 2 buçuk milyon izlenme

Biraz araştırınca müzik piyasasına tıklama hizmeti veren pek çok sosyal medya ajansı olduğunu gördüm. Mesela bir klibiniz yayımlandı ve bir an önce herkes tarafından izlensin istiyorsunuz. Bu “sosyal medyacı”lar sizinle temasa geçiyor. Belli bir sürede belli bir izlenme sayısına ulaşmanız karşılığında size bir fiyat teklif ediyor. Bu cazip teklifi geri çevirmeyenlerin sayısı çok fazla.
Bu sosyal ajansların tarifeleri çok net: 100 bin Youtube izlenme artırma bedeli 200 TL.
Ünlü bir grubun solistiyle görüştüm. Kendilerine yeni çıkan kliplerinin iki haftada 2 buçuk milyon kez izlenmesini 7 bin lira karşığında sağlama teklifinde bulunulduğunu söylüyor. Kabul etmemişler. Üzerinden aylar hatta yıl geçtikten sonra bugün videonun izlenme oranı 200 bin kadar. Oysa çıkar çıkmaz 10 milyon tıklanan videolar var. Elbette her videoda sahtecilik yapıldığını düşünmek yanlış. Ama bu şüphe bir kez oluştu mu artık her rakamın şaibeli olduğunu düşünüyor insan.
Örnek vereyim. R.E.M.’in meşhur hit şarkısı “Losing My Religion” 26 milyon kez tıklanmış. 1991 yılında yayımlandı. Amerika’da haftalarca bir numara olmuş bir dünya hit’i.
Hande Yener’in sadece iki tane resminin döndüğü “Ya ya ya ya” isimli şarkısının videosu (resmi video klip bile değil bu, sadece resimler var) 30 milyonu geçmiş. Bu rakam gerçekse Hande Yener’in hemen biletli stat konseri vermesi lazım. Bugün biletleri yok satan, sponsora falan ihtiyaç duymadan konser verebilecek tek isim Tarkan. Onu videoları “sadece” 3-4 milyon tıklanmış. İnternete bakılırsa dört Tarkan video klibi bir Hande Yener müzikli resmi etmiyor.
Bir sektörde bu kadar soru işareti oluştuysa sanatçılar nasıl inandıracaklar gerçekten çok izlendiklerine, tıklandıklarına, beğeni aldıklarına bundan sonra?
Müyap yetkilileri “böyle bir iş yapıldıysa sanatçılar ya da menajerler yaptırmıştır” demeye getiriyor. Ancak konuştuğum bir sanatçı menajeri “bir klibin izlenme oranıyla ilgili manipülasyon yapılıyorsa bu sanatçı, menajer ve yapımcının bilgisi dışında olmaz” diyor, “muhakkak herkesin bilgisi vardır”.

Youtube bir tıka kaç lira ödüyor?

Böyle bir hesap yapmak zor. Çünkü Youtube’da videonun tıklanması ve reklamın reklamın tıklanmasına dair farklı fiyatlandırma sistemleri para kazandırıyor. İddia edilen 261 milyon sahte izlenmenin olası parasal karşılığını hesaplamak da zor. Görüştüğüm eski bir Youtube çalışanının verdiği bilgiye göre ortalama bir hesapla yaklaşık 250 bin dolar bir büyüklüğü var 261 milyon izlenmenin. Youtube reklamlarının Türkiye’de görüntülenememesi geliri azaltıyor. Farklı ülkelerde bu rakam değişiklik gösterebiliyor. Mesela ABD’de aynı izlenme oranı iki katı kazandırabilir. Bir örnek: “Gangnam Style” videosu 1 milyar kez tıklanan Psy, reklam ve tıklanma gelirlerinden toplam 7.9 milyon dolar kazanmıştı.

“Dopingli klip” nasıl anlaşılır?
Tam olarak anlamak zor ama bazı işaretleri okuyabilirsiniz. Youtube’a girin videonun altındaki istatistikler butonunu tıklayın. Eğer çok fazla sayıda tıklanan bir videonun bu bölümü açık değilse şüphelenmeye başlayabilirsiniz. Eğer bilgiler dışarı açıksa izlenme sürelerine bakın. Ortalama izleme süresi saniyelerse yine şüphelenebilirsiniz. Paylaşılma oranları da önemli. Çok izlenme ama az paylaşım yine şüphe uyandırmalı. 5 milyon izlenen bir klip eğer en az 20 bin kez paylaşılmadıysa bir sorun var.

Yasal platformlardaki dinlenme oranları gerçek mi?

Youtube bir yana, TTnet, Turkcell, Vodafone, Avea ve benzeri dijital platformlardaki dinlenme oranlarına nasıl inanacağız bundan sonra? Videoları durmadan tıklayan, izlenme oranlarını şişiren bir sistem varsa, oradaki dinlenme rakamlarını da şişiremez mi?
Bir büyük mobil servis sağlayıcısının yasal müzik platformunda çalışan bir görevliyle görüştüm. Eskiden yıllık dinlenme kotalarını dolduramadıklarından sık sık ücretsiz dinleme kampanyaları yaptıklarını, ancak son zamanlarda dinlenme oranlarının çok yükseldiğini ve artık kampanya yapmadıklarını söylüyor. Oranların yükselmesi şahane ama ya o yükselme de dopingli bir yükselmeyse?
Platformlar dinlenme sayısına göre para ödüyorlar. Paketleri bittikçe yeni paketler almak durumundalar. Bu aşamada sahte dinlenme varsa o halde bu platformların dolaylı yoldan kazıklanmadığını kim iddia edebilir? Yapımcı firmalar bilmeden istemeden böyle bir yanlışa alet oluyor olabilir mi?
Bence yasal müzik platformları da tıklanma ve dinlenme oranlarının gerçek olduğunu bağımsız denetim firmalarına kontrol ettirmeli ve bu konuda açıklama yapmalı, kamuoyunu rahatlatmalı.

Mehmet Tez, 1 Eylül 2013 – Milliyet Pazar

FacebookShare/Bookmark

No comments

Leave a reply