MASAÜSTÜNDEN NOTLAR – 21

0 Posted by - 12 April 2015 - ALBÜM, ÖNERİ

KINTSUGI – DEATH CAB FOR CUTIE
Death Cab’in 1997’den bu yana sekizinci uzunçaları bu albüm. Kendi içinde bir estetik bütünlüğü, sağlam bir sound’u var. Ben Gibbard, Zooey Deschanel’den boşanma dönemine göndermeler içeren sözler yazmış. Ayın albümüdür.

THE DAY IS MY ENEMY – PRODIGY
Prodigy agresif, punk, sert ve köşeli müziklerin ve mesajların grubu. Bu özellikleri aynen devam ediyor. Altıncı stüdyo albümünde şaşırtacak bir şey yok. Sanki müzikleri çağın ötesindeymiş ve çağ onlara yeni yetişmeye başlamış gibi.

TO PIMP A BUTTERFLY – KENDRICK LAMAR
Şu anda müzik piyasasında indie’sinden rock’çısına, hiphop’çısından house erbabına herkesin beğendiği tek albüm var. İşte bu. Adını boşverip içeriğe bakalım. Lamar hayatına Batı yakası rap ekolünün yeraltı dünyasında başladı. Gangsta âlemlerinde yeteri kadar takıldıktan sonra kendini (hatırı sayılır arkadaşları sayesinde) büyük şirketler düzeyinde de göstermeye başladı.

Bu üçüncü albümü funk ve caz temelli bir Amerika eleştiri albümü olarak nitelendiriliyor. Rap’çilerin “gangsta” geçmişleriyle yüzleşmeleri, bunu yaparken de işin içine sosyal perspektif katmaları basında pek sevilir. Lamar’ın yüzleşmesi gerçekten şık, stil sahibi ve hayli elit bir eleştirel yaklaşıma sahip. Kimileri bu albümün Lamar’ın kariyerindeki yerini, Curtis Mayfield’ın “There’s No Place Like America Today” albümüyle karşılaştırıyor. Bu örnek tam anlamıyla olmasa da durumu anlatıyor gerçekten de.

THE SCENE BETWEEN – THE GO! TEAM
İngiliz ekibin her zaman eklektik, ele avuca sığmayan, her yöne çekilebilen bir tarzı vardı. Bu tarz yeni albümde daha belirgin. Akılda kalan melodiler, lo-fi garaj sound’unu muhtelif efektlerle süsleme çabaları… Pek güzel.

SUMMER IN PAIN – JIMMY WHISPERS
Şikagolu şarkıcı Whispers’ın ilk albümü garipliği, sarsaklığı ve kendine has bir anlamı olan anlamsızlığıyla
Ariel Pink’i hatırlattı. Ben böyle garip şeylere bir süre sonra bayağı sempati besleyebiliyorum.

No comments

Leave a reply