Melis Danişmend: “Artık bağırmak istemiyorum”

0 Posted by - 17 November 2010 - ALBÜM

halukpolat-cdmnt..
Şarkıcı ve gazeteci Melis Danişmend’in ilk solo albümü “Daha Az Renk” piyasaya çıktı. Rock grubu Üçnoktabir’in solisti olarak tanınan Melis Danişmend şimdi sakin şarkılar söylüyor

“Daha az Renk”i ilk dinleyişte izlenimim şuydu: “Bu gece kulübünde dans ederken değil evde dinlemek için.” İzlenimim dinledikçe yerine oturdu. Melis Danişmend’in yeni tarzı da öyle. Melis yıllarca rock kulüplerinde şarkı söyledi. Bir rock grubunun, Üçnoktabir’in üyesiydi. “Dediler ki” isimli şarkıları “Barda” filminde yer aldı ve çok tutuldu. Sonra grup dağıldı, herkes kendi yoluna gitti. Melis de kendi albümünü yaptı. Bu albümde elektro gitarlar, davullar falan yok. Tamamen akustik bir his hakim. Deniz Ilgar (düzenlemeler ve gitar), Tansu Kaner (düzenlemeler ve piyano), Barış Ertunç (Malt, eski üçnoktabir gitaristi, düzenlemeler ve gitar), Sertaç Özgümüş (Multitap üyesi, şahane piyano çalmış), Harun İyicil (düzenleme) ve Erman Seven’in emeği var. Söz ve müzikler Melis Danişmend’in. Albüm We Play – Odeon’dan çıktı. Hakan Kurşun’un Pb stüdyosunda ve Deniz Ilgar’ın evindaki stüdyoda kaydedildi.
Bir de klip var. “Bin Doz Öfke” isimli şarkıya çekilen. Yönetmen Portecho’dan tanıdığımız Tan Tunçağ.
Ben de bu vesileyle yıllardır tanıdığım biriyle ilk kez röportaj yapma fırsatı buldum. Kasacağız sanıyordum. Hiç de öyle olmadı.

Rock yapmaktan ne zaman vazgeçtin?
Vazgeçmedim. Müzik olarak daha yumuşak olması içinde rock’n roll barındırmadığını göstermiyor. Hatta üçnoktabir zamanına göre sözler daha bile sert geliyor bana. Sadece müziğe bağlı bir yorumsa bu, evet doğru. Ama vazgeçmedim.

Neden rock deyince hemen savunmaya geçtin? Rock müziği bırakmak kötü bir şey mi?
Hiç aklımdan rock’ı bırakıyorum diye düşünmedim. Yola öyle çıkmadım. Ama söylemek istediklerimi daha sakin söylemek için var bu albüm. Elektro gitar, davul hepsi bir arada güzel, ama onun içinde söylemek yerine kendi kendime anlatıyor gibi olsun istedim. Öfke de var, hayal kırıklığı da var. Çıkış cümlem “rock müzik yapmak istemiyorum” değil “bağırmak istemiyorum”du.

“İnsanlar bu tam yol müziği’ yorumunu yaptı”

Albüm kapağında bir “güzel, hoş bir kız” şeklindesin ama mesela “Büyük Kaçış” isimli şarkıda “ayaklarını kıçına vura vura” kaçıyorsun Büyükada’ya. Bir şarkının nakaratında “kıç” olması sana ters değil mi?
Bence o ifade ruh halimi çok iyi anlatıyor. Biraz da karikatürize bir durum. Bana o kadar sivri gelmiyor.

Müziğe başladığına pişman mısın?
Neden olayım?

Gazeteciydin. “Müzik olmasaydı şimdi şuralarda olurdum” dediğin olmuyor mu? Olmuyor. Bilakis yapmasaydım büyük bir pişmanlık duyacaktım.

Şimdi müzisyen misin, gazeteci mi?
Kesin konuşmuyorum çünkü ne zaman kesin konuşsam suratımda patlıyor. Şu anda tek yapmak istediğim şey konser vermek. Bazen insan doğru kararı aldığını çok iyi bilir. Eski adıyla Spitney Beers grubunu arayıp denemeye gitmem doğru bir karardı. Şimdi bu albümü yapmak da bana öyle geliyor.

Bu şarkılarla canlı sahne performansı zor olmayacak mı? Grup için düzenleyecek misiniz?
Grup müziği olmayacak. Albümdeki gibi çalmayı düşünüyorum. Seyirci açısından alışılmadık bir şey gibi ama alışılacak bence. Bu şekilde konser veren yurtdışında yüzlerce grup var. Daha iki gün önce Lamb’in solisti Lou Rhodes’un konserindeydim aynen bunu yapabiliyor. Jose Gonzales gelmişti ve orada da insanlar severek, beğenerek izlemişlerdi. Birçok insan “bu tam bir yol müziği” yorumunu yaptı. Belki küçük bir kulüpte de çalınıp söylenebilir bu şarkılar.

Grup müziği yapmakla bu şekilde çalışmak arasındaki en büyük fark ne?
Daha sakinsin. Bazen o grup müziğindeki enerji ve volüm derdini anlatmakta çok başarılı olmanı sağlıyor. Ama burada da sakin sakin gitar vokal çalınca da derdini anlatıyorsun. Daha konser vermedim o yüzden bilemiyorum. İnsanların amacı, eğer dışarı çıkıyorlarsa öncelikle eğlenmek, içkileri tokuşturmak ve muhabbet etmek. Sahnedeki müzisyenin gerçekten ne söylediği, ne anlatmaya çalıştığı ikinci planda kalıyor. Ama ben bunun değişebileceğini düşünüyorum.

“Hisli ve güzel kız klişesinden korkmadım”

Bu albümde anlatılanlar senin özel hayatına ait şeyler mi?
Evet. Kesinlikle. Çok kişisel bir albüm.

Birinin ağzını yırtmak istiyorsun ama yüzü güzel ayıp olur diye vazgeçiyorsun. Kim bu bir kadın mı?
Bilmem. Erkekler de güzel olabilir. Beni en iyi tanıyan insan olan kardeşim bile kimi kastettiğimi anlamayabilir. Ayrıca benim anlattıklarım senin hayatına ne kadar dokunuyor o önemli. Benim hikayem önemli değil ki. Öyle olsa günlük yayımlardım.

Bu da biraz günlük gibi zaten…
Evet ama benim sadece göstermek istediğim sayfalar var.

Sen normalde daha esprili, neşeli bir insansın, albümde daha mesafeli ve içe dönük bir hava var. Neden?
Her ikisi de var aslında. Biri daha ağır basıyor. Bu benim odamda kendi kendime kaldığım zamanki halim.

Ama çok mutsuz görünüyorsun odanda kendi kendine…
İşte bu albüm de zaten mutsuz bir dönemi anlatıyor. Albüm her şeyiyle buna uygun.

Hisli ve güzel kız klişesinden korkmadın mı?
Hiç korkmadım, çünkü hisliyim. Bu bir. İkincisi o senin bahsettiğin neşeli tarafımı da inşallah ikinci albümde ortaya koyarım.

Onu bunu bırakalım da, dizide oynar mısın?
Nerden çıktı şimdi? Ben bazı konularda çok kıl bir insanım kolay beğenmem. Ama artık hayatta hiçbir şey için kesin konuşmadığımı söyledim az önce.

Oynarım diyorsun yani. Zamanında çok karşı olduğunu biliyoruz şarkı sözlerinden de.
“Oynarım” demedim. “Bilmiyorum” dedim.

“Senaryoya göre” klişesi yani…
Hayır hiç yok böyle bir şey planlarım arasında durup dururken, sen çıkardın şimdi. Sen başlık atacaksın diye “dizide oynamak istiyorum” diyecek değilim.

“Gece hayatında kadınlar erkeklerden daha edepsiz”

Gece hayatını bilen birisin. Barlarda çalıp söyledin. “Ahlaksız teklif” aldın mı?
Almadım.

Hiç sarkıntılık eden olmadı mı?
İlginç bir şey söyleyeyim mi? Ben şunu keşfettim gece hayatında: Kadınlar erkeklerden çok daha edepsiz olabiliyor. Bana hiçbir erkeğin terbiyesizce bir yaklaşımı olmadı ama senin bahsettiğin şekilde bir erkeğe sarkıntılık eden çok kadın gördüm. Kadınların bu cüreti karşısında gözlerimin faltaşı gibi açıldığı çok oldu. Ama bu bir genelleme değil. Benim başıma gelenler böyle.

Gece çalmanın en zor kısmı ne?
Geç saate kadar ayakta olmak. Şu da var. Herkes çok mutlu olduğunu eğlendiğini sanıyor gece hayatında, bunu göstermeye çalışıyor. Ama bu bir illüzyon. Bir bağımlılık gibi düşün. Eve döndüğünde bunun hayal ürünü olduğunu görüyorsun. Sabah kalktığında hayal kırıklığına uğruyorsun. Bir rüya gibi. Onu tekrar görmek için tekrar çıkıyorsun.

Klibin de böyle bir şeyler anlatıyor sanki…
Biraz. Şarkıda (“Bin Doz Öfke”) belli bir durumdan kurtulmaya çalışıyorsun ama kendini tekrar bunun içinde buluyorsun.

1 Comment

  • Tweets that mention Melis Danişmend: “Artık bağırmak istemiyorum” | hafifmuzik — Topsy.com 17 November 2010 - 14:39 Reply

    […] This post was mentioned on Twitter by Mehmet Çavaş, mehmet tez. mehmet tez said: Melis Danişmend: “Artık bağırmak istemiyorum” – http://hafifmuzik.org/?p=10758 […]

  • Leave a reply