Random Access Memories – Daft Punk: Bu yazın albümü budur.

3 Posted by - 18 May 2013 - ALBÜM

Daft Punk’ın 21 Mayıs’ta piyasaya çıkacak yeni albümü “Random Access Memories” iTunes üzerinden ücretsiz stream edilmeye başlandı. Daft Punk sihirli formulü bulmuş, simyacı misali disco’yu altına çevirmiş.

18mlcmt-mehdaft1

Hani ikinci el plakçılarda ya da eskicilerde yerdeki kutularda duran “üç tanesi beş lira” tadında “satayım da kurtulayım” türünden plaklar vardır. 70’lerin adı sanı pek bilinmeyen İtalyan, Fransız ve Alman disco plakları. Bob Dylan’lar, Beatles’lar, Led Zeppelin’ler, başköşede yüksek fiyatlara alıcı beklerken bunlar yerlerde sürünür. Üzerlerinde apartman topuklu kadınların abartılı makyajlar, kabarık saçlar ve dönemin ışıltılı şuh kıyafetleriyle dans ettiği, kimi zaman sahilde sereserpe yayıldığı, zamanla yırtılıp pırtılmış ezilmiş plaklar…
İşte onları bulunca alın bence, çünkü önümüzdeki bir iki yılda çok değerli olabilirler. Daft Punk’ın uzun zamandır beklenen ve belki de yüzyılımızın en büyük lansman kampanyasıyla karşımıza çıkan yeni albümü “Random Access Memories” o yıllara saygı duruşu niteliğinde.
2010’ların ana akım dans müziğini yine Daft Punk belirleyecek. Ve bu akımın adı hiç şüphesiz disco…

*Daha ilk şarkıdan itibaren (“Give Life Back To Music”) disco ritmine kilitlemiş Daft Punk bu albümü ve sonuna kadar da vazgeçmiyor.
Zaten 70’lerin İtalyan disco prodüktörü Giorgio Moroder için dokuz dakikalık bir şarkı yapılması bile (“Giorgio by Moroder”) durumu anlamaya yeterli. Moroder’ın (bugün 73 yaşında) kendini ve disco yıllarını anlattığı konuşmanın ardından başlayan bir disco klasiği adeta. Ben Moroder’ı ve şarkıyı dinlerken Cerrone’u da hatırladım. O yılların efsane Fransız disco prodüktörü kendisi. “Supernature” isimli disco hit’ini dinleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

*“Game of Love” “Discovery” albümündeki “Something About Us”ın izinden gitmiş (buradaki klarnet soloyu Hüsnü Şenlendirici atsa enteresan olurmuş). Daft Punk, tempolu şarkıların ardından “interlude” tarında moody şarkılar sıkıştırmış araya. “Within” bunlardan biri. The Strokes solisti Julian Casablancas’ın söylediği “Instant Crush” ise albümün ikinci hit şarkısı olur.

*İlkinin ne olduğunu sanırım hepimiz biliyoruz artık. Pharrell Williams’ın vokaliyle “Get Lucky”. Bu şarkı insanda “Ne var bunu ben de düşünebilirdim” hissi yaratıyor. Zaten hit şarkıları hit yapan da budur. Pharrell Williams’ı bulmuşken bırakmamışlar bir şarkı daha söyletmişler. “Lose Yourself to Dance” de şahane bir mid-tempo disco şarkısı. Pharrell Williams’ı N.E.R.D. kadrosunda da pek severdik. Daft Punk onu şahane kullanmış. (Bu arada Williams’lı The Neptunes’un 2003’teki “Daft Club” albümünde yer alan “Harder Better Faster Stronger” remix’ine hala bayılırım.

*“Touch”, albümün 70 üzeri katılımcılarından bir diğeri olan şarkıcı, besteci ve söz yazarı Paul Williams’ın vokaliyle geliyor. Saykodelik bir intronun ardından disco ritimlerine emanet etmişler bizi. İnsan kendini “Aşk Gemisi”nde ya da Club Med’de gibi gamsız tasasız hissediyor (2011 tarihli “Paul Williams Still Alive” isimli belgeseli de izleyin bir ara).

*“Beyond”, tipik bir Daft Punk şarkısı. Romantik-elektronik “beat”ler diyelim…
Bu albümün geneli düşünüldüğünde deneysel diyebileceğimiz “Motherboard”un ardından prodüktör Todd Edwards’la yapılan “Fragments of Time” geliyor. Şahane bir soul şarkısı.

*Daft Punk geçmiş albümlerinden farklı olarak bu albümde çok daha fazla canlı kayıt kullanıyor. Davullar, baslar, gerçek zil ve trampet sesleri bu müziğe çok yakışmış. Funky gitarları meşhur disco ekiplerinden Chic’in gitaristi Nile Rodgers çalıyor (Daft Punk’ın 60’ın üzerindeki üçüncü katılımcısı).

*Panda Bear ile birlikte kaydedilen “Doing It Right” albümün ilk görüşte aşık olduğum iki-üç şarkısından biri oldu. Gizli hazineleri keşfetmeyi sevenler için.
“Contact” güzel bir kapanış parçası. Bu albümde gelenek olduğu üzere uzunca bir intronun ardından dile geliyor. Elektronik uzay diskosu kafaları. Daft Punk’ın en sevdiği şey.

*Ben bu albüme resmen bayıldım. Turnesi ve şovları nasıl olacak hayal edince bile fena oluyorum, meraktan çıldırıyorum. Daft Punk sanki uzun zamandır üzerinde çalıştığı formulü bulmuş, simyacının metali altına çevirmesi misali disco ve elektronik müziği canlı çalınan enstrümanlarla vücuda getirip altın eylemiş ve bu albüme koyarak önümüzdeki yıllara imzasını atmış.

*Bundan sonra uzunca süre bu albümden şarkılar radyolarda dönecek, onlarca remiks partilerde ve kulüplerde çalınacak, eve yeni alınacak ses sistemlerinin ve hoparlörlerin kalitesi bu şarkılarla ölçülecek (şahane bir sound var gerçekten), defilelerde modacılar, koreograflar bu albümden faydalanacak, bisküvi ya da deodorant reklamlarında bu albümden şarkıların kıytırık taklitleri ve replikaları duyulacak. O yüzden suyu çıkmadan dinleyin tadına varın derim. Küçükken kar yağdığında kendini hemen sokağa atan ve “kar başkaları tarafından bozulmadan ilk ben oynayayım” diyen tiplerdenseniz ne demek istediğimi anladınız.

7 Comments

  • Sinan C 18 May 2013 - 11:55 Reply

    kuşkusuz son 10 yılın en güzel en eğlenceli albümü.

  • SEZzZER 18 May 2013 - 15:54 Reply
  • Can 19 May 2013 - 22:43 Reply

    Nile Rodgers’a Chic’in gitaristi deyip geçmek yakışmıyor.

    • Mehmet Tez 20 May 2013 - 10:00 Reply

      Bir yazıda her şeyi anlatamazsınız. Ama doğrudur.

  • TheRoseGarden 20 May 2013 - 15:37 Reply

    Enfes bir albüm için enfes bir yazı!
    Öyle bir albüm ki bu; sabahın beş buçuğunda aniden uyandığında aklında sürekli dönen bir şarkının sadece saniyelik kısmını hatırlayıp, bu şarkının sahibini ve şarkının adının bir türlü ne olduğunu tekrar tekrar kendine sordurtması. Evet, günümün yarısı aynen böyle geçti. Ta ki, albümü dinlerken şarkıya denk gelene kadar. Böyle de enteresan bir durum var tabi!

  • Nurettin 21 May 2013 - 15:20 Reply

    70’lerin diskosunun hastası olarak bu albümü bende çok sevdim. Yazınızda harika. Epeydir o bahsettiğiniz tuhaf kapaklı LP’Leri de topluyorum ve albümü dinlerken tüm bendeki o plaklardan tatlar aldım. Evet gelecekte çok duyacağımız bir müzik bu. Hayatın içinden, parıltılı, keyif veren, kafa açıcı. Bu tür güzel albümlerin çoğalması dileği ile. Bu 70’ler ne güzelmiş bu arada,: Disko albümleri, pop albümleri, rock albümleri, sineması hepsi ayrı güzel

  • Meriç Egemen 22 May 2013 - 16:12 Reply

    Bazı müzik profesörlerinin sıkıcı bulduğu albüm. Acaba başka bir albüm mü dinlediler diye sormak isterim. Kesinlikle 2000’li yılların en iyi albümü.

  • Leave a reply