27 YIL ÖNCE ÇERNOBİL’DE TÜP GAZ MI PATLAMIŞTI?

0 Posted by - 27 April 2013 - ÇEVRE

26 Nisan 1986, gece saat 01:35. O zamanki SSCB, şimdiki Ukrayna. Çernobil Nükleer Santrali’nin 4.ünitesi infilak etti.

O zamana kadar görülmemiş bir çevre felaketiydi bu ve Sovyet Demir Perde’sinin arkasını görmek kolay değildi. Dünya gerçekten orada ne olup bittiğini ancak 4 gün sonra öğrendi. İlk saatlerde 115 bin insan santral etrafındaki 30 kilometrelik güvenlik çemberinin dışına çıkarıldı. Bölgedeki radyasyon seviyesi 1945 yılında atom bombası atılan Hiroşima’nın 30-40 katına yükseldi. Takip eden günlerde 600 bin insan zorla göç ettirildi. Rüzgarla dört bir yana dağılan radyasyon yüklü bulutlar binlerce kilometre ötelere taşındı. Bütün Doğu Avrupa, Karadeniz ve Kuzey Türkiye günlerce radyasyon yüklü bulutlardan yağan yağmurlara maruz kaldı. Felaket toprağa, suya, bitkilere, her yere işledi. Patlayan santral kontrol altına alınamıyordu çünkü kimse santrale yaklaşamıyordu. Dev helikopterler günlerce santralin üzerine tonlarca beton döktüler. Santral haftalar sonra betondan dev bir mezara döndü.

Çernobil felaketinin üzerinden 27 yıl geçti ama Dünya’nın o bölgesi hala “sakıncalı”. Ülkemizin Karadeniz Bölgesi’nde doğum anomalileri hala normalin üzerinde. Radyasyondan etkilenen devasa alanda yaşayan binlerce insan kanserden öldü ve binlercesi hala çoluk çocuk kanserle boğuşuyor. On binlerce insan kuşaktan kuşağa aktarılacak genetik problemlere sahip oldu. Bakanlarımız o günlerde Karadeniz bölgesine giderek kameralar karşısında radyasyonlu çay içip, fındık yeme yarışına girdiler. Dünya ise ilk kez bu felaketle, “biz en son teknolojiyi kullanıyoruz, merak etmeyin” söylemini tartışmaya başladı.

Sorun şu ki; Türkiye’nin genel enerji ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşılayacak 2 tane nükleer santral için bu riski almaya değer mi? Çevre felaketi yaşamak için illa santralin patlaması da gerekmiyor, santralden çıkacak radyoaktif atığı tamamen yok edecek bir sistem yok. Santral her gün yüz binlerce ton temiz suyu emiyor ve tekrar doğaya bırakıyor. Tüm bunlar bir yana, insan hatasından kaynaklanan her felaketin Allah’ın işi diye kadere havale edildiği bir ülkede nükleer santral ne kadar güvenli olabilir? Bugün tarım ürünleri petrolden daha değerli ve stratejik bir ticari ürün haline gelmişken topraklarımızı geri dönülmez olarak kirletmeye değer mi?

No comments

Leave a reply