NÜKLEER SANTRAL NE İLE ÇALIŞIR?

-4 Posted by - 17 May 2013 - ÇEVRE, TEKNOLOJİ

Son yıllarda nükleer santral meselesi Türkiye’de bahsi çokça geçen ve üzerine tartışılan bir konu oldu. Nükleer enerjinin ateşli savunucuları güvenlik konusunu, sadece bir doğal afet veya insan hatasından kaynaklanabilecek ve “Kader” mazeretiyle izah edilebilecek tehlikelerden ibaret gibi göstermeye çalışıyor. Yani, “uçaktan korkuyorsun ama her yıl karayollarında daha çok insan ölüyor” veya “ne var yani mutfakta tüp patlayacak diye yemek mi pişirmeyelim” gibi olayı hafife alan düz mantıkla kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorlar. Bu söylem karşısında sorulabilecek en temel soru şu: Nükleer santral ne ile çalışır?

Nükleer santraller, adı üzerinde, nükleer yakıt çubuklarıyla çalışır. Yüksek düzeyde radyoaktif olan bu yakıt çubukları santralin kalbindeki soğutma havuzlarının içerisinde bulunur ve her yakıt gibi bu çubuklar da bir süre sonra atık haline gelir. Problem şu ki, bu atıklardan öyle belediyenin yanık yağ toplayan aracını çağırarak falan kurtulmak mümkün değil. Nükleer enerji ve radyoaktif maddeler konusunda en ileri teknolojik düzeye sahip olan ABD bile henüz bu konuyu çözebilmiş değil.

Geçtiğimiz günlerde Amerika’da dört senatör, nükleer atık konusunda hazırladıkları tasarıyı Senato’ya sundular. Tasarıyı destekleyen araştırma sonuçları korkunç denebilecek boyutta. Amerika’da hala güvenli bir biçimde depolanmayı bekleyen yaklaşık 70 bin ton nükleer atık var ve bunların %75 kadarı soğutma havuzlarında muhafaza ediliyor. Soğutma havuzlarında biriken bu atıklar zamanla reaktörün ani ve çok fazla ısınmasına sebep oluyor ve olası bir nükleer sızıntı ancak iş işten geçtikten sonra fark edilebiliyor. Bu tarz tehlikeli atıkların depolanması için çok önceden beri öngörülen 3 ana yöntem var; Yer üstü depolama, yer altı depolama ve (sıkı durun) uzaya gönderme. Söz konusu atık o kadar tehlikeli ki, “yeryüzünde hiç bulunmasa daha iyi olur” seçeneği bile düşünülmüş yani.

Amerikalı nükleer santral sahipleri 30 yıl kadar önce Enerji Bakanlığı ile ortak bir “nükleer atık depolama” fonu kurmuşlar ve bu konuda bakanlığı finansal olarak destekleme kararı almışlar. Bu plana göre, fonda toplanan parayla yerleşim yerlerinden uzak ve tamamen beton, çelik ve kurşunla izole edilmiş depolama tesisleri kurulacakmış. 2013 yılı itibariyle bu fonun yaptığı tek bir depolama tesisi olmadığı gibi, sorumluluğunu yerine getirmeyen Enerji Bakanlığı santral sahiplerine milyonlarca dolar tazminat ödemek zorunda kalmış.

Ülkemizde nükleer enerji meselesi tartışılırken, bu enerjiyi uzun süredir kullanan ileri teknoloji sahibi ülkelerin bile nükleer atık konusuna hala çözüm bulamadığını da hatırlamakta yarar var. Güvenli bir depolama tesisi olsa bile, kullanılmış nükleer yakıt çubuklarının reaktördeki soğutma havuzundan tahliye edilebilmesi için gereken süre yaklaşık 5 yıl. Söz konusu atığın, radyoaktivite seviyesine bağlı olarak, deaktif hale gelmesi için gereken süre ise 10 bin ve 1 milyon yıl arasında değişiyor. Yani, biz nükleer santral yapacağız ve 40 yıl işletip sonra buzdolabı gibi fişten çekeceğiz demekle olmuyor. Bir nükleer santralden tamamen kurtulmanın şu ana kadar keşfedilmiş herhangi bir yöntemi yok.

(Konuyla ilgili olarak: http://www.enn.com/pollution/article/45909 )

No comments

Leave a reply