Hafif Müzik Royal Albert Hall’daki Sezen Aksu konserindeydi!

0 Posted by - 21 October 2011 - KONSER
CIMG0302

Fotoğrafların devamı için resme tıklayınız...

Londra’nın en önemli konser salonlarından Royal Albert Hall’da dün gece bir konser veren Sezen Aksu’yu Hafif Müzik fahri Londra muhabiri Tülay Kalyon izledi. Bakın Aksu konserde terör olaylarına ilişkin hangi mesajları verdi, hangi şarkıları söyledi ve Kraliyet Salonu ile ilgili hangi espriyi yaptı. Dannnnnnn…. Az sonra…

Türk popunun Kraliçesi Kraliyet salonunda!

Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse “Biz aşkı Sezen Aksu şarkılarından öğrendik” adlı grubun mensubu değilim. Çocukluğum, ergenliğim, gençliğim Sezen Aksu dinleyerek geçmedi (anasınıfı müsameresinde elimde tefle Şinanay eşliginde zorla dans ettirilişimi saymazsak) Ama madem ki Londra’dayım, madem ki Sezen Aksu son demlerini yaşıyor, madem ki mekan Royal Albert Hall gitmemek olmaz dedim ve attım kendimi konser salonuna.

Bilenler bilir Royal Albert Hall gerek mimarisi gerek tarihi açıdan cok şaşaalı bir salondur. Frank Sinatra’dan Jimi Hendrix’e, The Beatles’dan Led Zeppelin’e Eric Clapton’dan Elton John’a ve hatta Jay Z’ye ev sahipliği yapmıştır. Zaten “Kraliçemiz”in de dilinde de sürekli bu vardı. “Aaa bakın kraliyet salonundan kovacaklar bizi” diye espriler yapıyordu.
Sahneye önce Fahir Atakoğlu çıktı, “La’l” eşliginde başladılar konsere, en enerjisi düşük şekilde. Arkasından “El Gibi” ve “Geri Dön”ü söylerken tam ruhumu teslim ediyorum artık sıkıntıdan derken, yukarıdan biri acımı anlamış olmalı ki Sezen Aksu şarkıları bırakıp hoşgeldiniz faslına geçti ve 19 Ekim terörü faciasının hemen ardından sahne alması dolayısıyla, “Sade bir vatandaş olarak barış istiyorum. İnsanoğlunun hiç bir amacı onurlu bir barış çabasından daha değerli değildir” dedi. Ve başladı “Dua”yı söylemeye. (Royal Albert Hall’un resmi sitesine gore Sezen Aksu, Bob Marley gibi sosyal sorumuluklarını bilen bir şarkıcı zaten).
Sonrasında İstanbul İstanbul olalı, Şinanay, Sen Ağlama (Bu esnada Onno Tunç’a da bir selam çakılıyor) Hadi Bakalım, Unuttun mu beni, SArışınım, Gidemem gibi şarkılardan oluşan 20 parçalık vasat bir repertuar.

Neyse dedim, çocukluğumdan hatırladığım bir Sezen Aksu mizah anlayışı mevcut. (Uğur Yucel-Sezen Aksu Sov’dan beynime yer etmis) En azından şarkı aralarında kesin çok güldürürdü Sezen Aksu. Ama yine hüsran yine hüsran. Sahnede “Ay ben 4 koca eskittim ayol” tarzi espriler yapan Seda Sayan- Gönül Yazar karışımı bir kadın vardı maalesef.

Işıkları vasat, ses düzeni ortalama, orkestrası 7 kişilik, sahne şovu sıfır bir performans izledim ben dün aksam. Tamam Michael Jackson gibi moonwalk yapsın ya da Pink gibi trapezlerde dönerek şarkı söylesin tarzı ütopik hayallerim yoktu ama tüm sahne konsepti de slow şarkılarda piyanoya ya da mikrofon sehpasına yaslanıp durmak, olmadı taburede oturmak, Rakkas’ta ise “yosmam salla” diyerek vokalisti Nurcan’la karşılıklı göbek atmak olmamalıydı. Ayrıca Sezen Aksu’nun iki saati aşkin bir sürede, hiç kostüm değiştirmemesi, çok sade askılı bir elbise, vasat makyaj ve saçla çıkması da sahneye hiç özen gösterilmediğinin başka bir kanıtıydı.

Sonuçta, artık olayı tamamen fabrikasyona çevirmiş sadece kraliçeliğinin tadını çıkarmakta olan bir Sezen Aksu seyrettik bir Royal Albert Hall dolusu insan. Elini kalbinin üzerine koyarak “Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir” dese de, aslında acılı şarkıları bol, eksik olanı ise Sezen Aksu’nun sahnede olmayan gözü ve gönlüydü. Sezen Aksu bu konsere “yüreğini” koymadı.

Tülay Kalyon -Londra

13 Comments

  • ece 21 October 2011 - 14:48 Reply

    “Fotoğrafların devamı için resme tıklayınız…”

    ciddiyse çok komik, şakaysa diil. böyle bi şey yazmadın di mi sevgili mehmet tez?

  • oktay 21 October 2011 - 15:51 Reply

    çok güzel anlatım,güzel tespitler.nefis bir yazı olmuş.

  • gkhn 21 October 2011 - 16:46 Reply

    Ben de oradaydim.

    Acikcasi ben keyif aldim. Sezen genelde seyirciyle iletisim kurar. sakalar olur espriler de olur. bu bazi dinleyicileri rahatsiz edebilir.
    konserde en sevdigim sey sezen vokal performansiydi. ozelikle gidemem i baya iyi soyledi. dagildik. seyirci coskuluydu. yer yer cok labali olsada bi kesim. dursun olayi komikti. sezen sicak kanliydi baya. londra da dinlemek de ayri bi duyguydu herseyden once Queen imizi.

    ama katiliyorum sahnede ekranlar bekliyordum. sarkiyla uyumlu background videolar olabilirdi. daha havaya sokardi bizi. giysi hic degistirmedi. ki cok onemli degil. repertuar gercekten kotuydu. bu kadar agir sarki ard arda soylenir mi ? 7 kisilik orkestra bi komikti. rakkas caz muzik kivamindaydi. sanirsam vize alamadi geri kalani. haha

    Ama bu degerlendirmyide cok uygun bulmadim.
    belli ki sezen i sevmiyorsunuz. e o zman ne gidersin, e hadi gittin ne yorum yaparsin diyesi geliyor insanin tulay hanim. sezen lal le de girer el biyi de soyler. benim icin cok anlamli sarkilar, hela canli dinlemek tarif edilemez. ama sizi sikinidan patlatcakmis mesela. ben simdi rock efsanin konserine son demi diye gitsem cok kotu yorumlar yaparim. cunku dinlemem yani rock fazla. ozellikle son demi nedir yahu ! tobe tobe yani 🙂

  • gramer 21 October 2011 - 17:14 Reply

    her şeyden önce “son demi” ne demek oluyor? oraya sadece ruhunuzla gitmrniz yeterdi. böyle zoraki gidince ortaya böyle zorlama yazılar çıkıyor malesef.

  • Banu 21 October 2011 - 17:18 Reply

    Gecen sene NY’da verdigi konseri izleyen biri olarak Tulay Hanim’in saptamalarina katiliyorum. NY konseri benim icin buyuk bir hayal kirikligi idi. Yaklasik 3 saatlik konserin hemen hemen yarisi konusmayla gecti. Sezen Aksu’nun yaptigi espriler cok yavandi. Gulumsetmedi bile. Cokca detone oldu. Ve evet konser sonunda vokalistiyle yaptigi gobek dansi. Korkunctu…

    Sezen Aksu ozellikle eski sarkilarini cok sevmeme ragmen, maalesef cepten yemeye baslamis. Artik biraz mola almasinin zamani gelmis…

  • Tulay Kalyon 21 October 2011 - 17:43 Reply

    Sezen Aksu’yu sevmek ya da sevmemek butun mesele bu mu? Ona gore mi konsere gidilir? Mesele buysa Sezen Aksu’ya Sezen ya da minik kus, kralice diye hitap edecek kadar sevenlerden degilim ancak zaman zaman cok basarili seyler urettigini bilirim. (bazen de cok kotu seyler)
    Ancak son zamanlarda “Artik ben bir Sezen Aksu’yum, ne yapsam gider” tavrini sevmedigim asikar. Bu duyguya en cok son albumunun kapagini gordugumde kapilmistim mesela. Album kapagina resim olarak plastik su damlali gul resmi koysam da olur havasi vardi. Sezen Aksu gibi butce,materyal, calisilan insanlarda sinirsiz imkanlar olunca ortaya guzel isler cikarildigini gormek istiyor bu gonul.
    “Don’t judge a book by its cover” (kitabi kapagina gore yargilama) ingiliz deyimi soylediginizi duyar gibiyim Gokhan Bey. Orada bahsedilen insanlari gorunusune gore yargilamamaktir ancak kitap ve album kapaklarini, film afislerini ve sahneleri tabii ki dizaynina gore yargilarim. Bunlarin hepsi bir dizayn harikasi, bir emek urunu olmalidir. Ureticinin ne kadar ugrastigini gosterir dinleyicilere. Ben cok ozensiz bir performans gordum dun gece,onu ifade ettim. Izliyecilere, Royal Albert Hall’a ve komsulara cok ayip oldu 🙂

  • gkhn 22 October 2011 - 00:29 Reply

    tabi ki sezen i herkes izlemeli. sizin deyiminizle ‘son demler’. LOL.
    sonucta iz birakmis, birakmakta olan bir insan. yine dediginiz gibi sırf gittim diyebilmek icin bile gidilir.

    hele londra ile sezen bulusmus. kacirmadik , iyi de ettik..

    ben sezeni cok severim ama daha onceki mesajimda gorulecegi gibi eksikleride gayet yazdim konserle ilgili. Fan sayilmam. her adimini takip etmem, ama albumleri benden kacmaz.

    Ama soyle bir sey var, genelde sikayetleriniz görselikle ilgili.
    Simdi bir de biraz sanatciyi da bilmek lazim derimboyle bir yazidan once.

    Sezen aksu fotograf cekimi ve kliplerine geldiginde dunyanin en tembel en zevksiz insani gibi görünebilir ancak tamamen kendi istegi dogrultusunda ve boyle bir politika izliyor. son 3 albumde foto denen sey yoktur . cok nadir.
    Klipler ya yok ya da cok az sezen faktörlü klipler.

    ben madonna yi da izledim. gayet ego su yuksek bir sekilde sahneye cikti, gerekirse ‘art’ ya da performance adi altinda orta parmagini salladi. bir diger ornek kylie minogue tur. kotu ses ve sarkilarini, muazzam şovlarla kapatir.

    Ancakk Sezen daha bizden havasi vermek istiyor, ten i gec bana gel direk diyor.
    o da bir insan sonucta, belki daha fazlasini kaldiramiyor artik. ten e dayali bi iliski yok bence sezen le bizim aramizda. madonna gibi olsun demiyoruz ama iki insan ışıkçi ayarlar iki kiyafet degistirir iki dansçi koyar diyeceksiniz buyuk ihtimalle, ama o tek basina 2 bck saati alir göturur ve sahneyi de doldurur. konser sonrasi en azindan biraz kulak kabartsaydiniz duyardiniz. Guardian ve bir cok sitede cok guzel yorumlar mevcuttur, bilginize.

    ses konusunuda anlamiyorum. hatta o muhabbete hic girmek istemiyorum. canli canli sezen i hicbirseye degismem.

    Ama dediginiz gibi daha emek verilmis, yani 3 4 giysili, daha guzel repertuarli ve ekran ve ışıklandrmnin iyi oldugu konserleri istanbul da izlemisliğim vardir. bende farkettim, katiliyorum.
    ama yuregini koymadi tarzinda yorum etmissiniz, hatta yerin dibine batirmssiniz.

  • Ali 22 October 2011 - 12:57 Reply

    Hanimefendi ayaklarini suruyerek gitmis konsere ya da Sezen Aksu’yla basa nasil cikacagini bilemedigi bir sevgi-nefret iliskisi var. Lal ve El Gibi gibi konserin en guzel sarkilari icin enerjisi dusuk gibi calakalem, ne ifade ettigi belli olmayan belirsiz bir sifat uygun gorup sahne de ekran yoktu espriler kotuydu demek, konser elestirisi yazmak demek degildir. Konserine gittiginiz kadin 35 yili askin suredir sahnelerde, her ne kadar pop sanatcisi diye gecse de yaptigi muzik micheal jackson ya da pink”inkine benzemez. 7 kisilik diye begenmediginiz orkestra, Grammy adayi piyanist Fahir Atakoglu da dahil Turkiye’nin en iyi muzisyenlerinden olusur. Bulundugunuz salon tarihi yuzyillarla anilan Royal Albert Hall’dir. Kimse size takdir etmeyi bilmediginiz/tercih etmediginiz bir konser hakkinda ne dusunceginizi soylemiyor elbette, ama haddinizi asip bir degerlendirme yazisi yazmaya kalkistiysaniz lutfen objektif olmaya calisin. 30 – 40 yildir sahnede olan dunya starlarinin konserlerine gidin gorun, ondan sonra sahnede ekran aramanin abesle istigal oldugunu goreceksiniz diye umuyorum. Hadi siz soylediklerinizin arkasinda durdugunuzu soyluyorsaniz bile, en azindan salonun her sarkida 3’er defa alkistan yikildigini da ekleyin de, okuyuculariniz sizin fazlasiyla kisisel/amacsiz yazinizin oradaki seyircinin hisleri olmadigini bilsin.

  • CETIN 22 October 2011 - 15:24 Reply

    Burada tartıştıklarınız Sezen Aksu’dan ziyade “Management” konuları.

    Elmalar ile armutları karşılaştırırken şunları sorarlar. Sezen Aksu’nun ;
    Production Manager,Show Director,Lighting-Sound-Video Director,Choreographer,Costume Designer gibi profesyonel ekibi var mı ?

    Booking Agent,Tour Business Manager gibi iş dallarını saymıyorum bile 🙂
    Yurt dışındaki sanatçılarla türk sanatçıları kıyaslamak çok saçma. Arada büyük bir “vizyon” farkı var.
    Sadece Tr’de ki ödül törenlerini bile izleyerek bunun farkına varabilirsiniz.

    Ayrıca Royal Albert 5bin kişilik mekan. Londra’da ki Türkler burayı çok rahat doldurur,bunun da abartılması çok saçma. Stadyum konseri vermiyor en nihayetinde 🙂

  • gkhn 22 October 2011 - 18:59 Reply

    ali bey gayet guzel özetlemis.
    tesekkur ederim hatta.

    7 kisilik orkestra ama sezen in en guzel en klasik performanslarindan birine şahit oldum ben o gece. Aslinda akustik bi sezen dinledik.
    begenmeyebilirsiniz. gayet hakkiniz.
    ama yaziniz resmen nefret iceriyor. Ağir ithamlarda bulunuyor !
    Sezen i bu vozyonla degerlendirmemek gerekir diye dusunuyorum. onun farkli bi cizgisi var, ki 36 sene yani.

  • Fatima 24 October 2011 - 09:53 Reply

    Vurun kahpeye! Sezen Aksu’yu eleştirirsin ha!

    Yorumcuların “Son Dem” konusundaki alınganlığı ise aklıma Gökhan Özen yazısını getirdi. Okudukça güldüm. Türkçe pop dinleyenlerin, yapılan kötü müzikten dolayı savunacak kaleleri kalmadığı için bu alınganlığı gösterdiğini düşünüyorum. Bence içten içe kendileri de biliyor artık kaliteli şarkı gelmediğini. Ne Sezen’den ne diğerlerinden.

    Onlara şunu sormak isterim; “Son 10 yılda Sezen Aksu kayda değer ne yaptı?”

    36 yıl olayını da anlamadım. 36 yıl olunca eleştirilemez mi yani?

  • blue 24 October 2011 - 23:42 Reply

    Kac kostum gerekiyormus konserin iyi olmasi icin, onu bi tesbit etmek lazim. Onemli tabii ki, cooook onemli. Videolar, 50 kisilik kadro, bunlar cok onemli. (Dusuneyim, New York’ta ki kadro sayisini… Lila Downs sanirim 6 kisiyle cikti, Gotan Project 6-7 kisi, Goran Bregovic 15, Ute Lemper 2 kisi eyvah, Laurie Anderson tek basina cikti yandik, Estrella Morente 6 kisi, Yasmin Levy 4 kisi, Mariza 5-6 kisi, daha sayayim mi? Unlu flamenko sarkicisi El Aguajetas insallah boyle buyuk bir hata yapip da 6 kisiyle cikmaz sahneye, rezil olunur vallahi! :P)

    Sezen Aksu’nun sesine yaklasin Turkiye’de “Ben pop muzik soylerim” diyenler, o zaman konusulur sesi. Sezen’in sarki sozlerinin yanina yaklasabilen varsa ciksin, gorelim. Sezen’in iktidarlari alaya almis, kendini bol bol elestirmis, populer muziginden tut halk muzigine uzanmis sarkilarini, bunca yil becerdiklerini becerebilen ciksin, gorelim.

    Sade bir elbiseyle cikmis, aferin. Kostum degistirmemis, sagolsun, vakit harcamamis, hem sohbet etmis, hem bol bol sarki soylemis. 20 sarki denilmis, inanamadim. Burada bir konserde 10 sarki duyarsaniz sanslisinizdir, ozellikle boyle buyuk (ya da ulkesinde buyuk) bir isimden.

    Tek anlayabildigim sikayet Sezen’in genelde sarkilarini sevmiyor olmaniz. Sizi costurmamis olmasi, sanirim, yavas sarkilar soylemis. O yavas sarkilari burada, New York’ta soylediginde, kadinli erkekli herkes her kelimesini bagira bagira soyledi. O kadar ki, bazi duygulu sarkilarini boyle bizim maco Turk erkeklerinin soylemesi Amerikali arkadaslarin garibine gitti… Demek ki costuramamis, ne yazik…

    Son 10 yilda Sezen Aksu’nun butun albumlerini dinleyenler neler yaptigini bilirler. Ha, populer, radyolarda “hit” olmus sarkilarini sadece takip edenlerin tabii ki hic haberi olmaz. Tuketiciye muzik yapmakla iyi muzik yapmak arasinda ne yazik ki bir ucurum vardir, o yuzden dinlenilmemis sarkilar uzerine negatif yorumlar yapilmasi hic uygun degildir bence.

  • Nadir Aydın 29 December 2011 - 15:40 Reply

    Konserlerinden birinde “bu show business nasıl yalan dolan nasıl uyduruktan üfürükten bir şey…” diyerek kıyafet, makyaj, sahne şovları gibi konulardaki görüşlerini ifade etmişti zamanında. Hatta “bazen yapıyorum ama kendime gülüyorum, taşıyamıyorum” diye de dalga geçmişti. Eğer böyle bir beklentiyle gidiyosanız Sezen Aksu konserlerine, Harbiye Açıkhava’daki yaz konserleri daha doyurucu olur.

    Sezen Aksu Acoustic Band farklı bir konser dizisi zaten. Daha küçük bir orkestra, yeni akustik düzenlemeler, biraz daha klasik bir repertuar falan.

    Bu konser dizisinde beni en mutlu eden şey vokal performansının çok yüksek olmasıydı, malum bu konuda spekülasyonlar bitmek bilmiyor. Güldür güldür söyledi. Ayrıca 3 saatten fazla sahnede kaldılar ki gerçekten uzun bir süre bu. Şarkıların yeni düzenlemeleri de çok keyifliydi. Orkestraya zaten laf yok.

    Benim için tek kötü yanı repertuar seçimiydi; ama adil olmak gerekirse bu konuda herkesi birden tatmin etmesi cidden çok zor. Sadece hit olmuş şarkılarını söylemeye kalksa yüzlerce şarkı girer playlist’e. O yüzden 3 saate sığdırdıklarıyla idare etmek düşüyor bize.

    Şimdi, konserlerde repertuara sokamadığı daha az popüler şarkılarını söyleyeceği alternatif bir proje bekliyorum valla tadından yenmez.

  • Leave a reply