HAYATINDA HİÇ KONSERE GİTMEMİŞ YÜZDE 73’E…

7 Posted by - 07 January 2015 - KONSER, KÖŞE YAZISI

mtezHayatımda hiç konsere gitmedim diyenlerin nüfusa oranı yüzde 73. Açıklayan İpsos araştırma şirketi. 77 milyonuz. 56 milyonumuz hayatında hiç konsere gitmemiş.
Yüzde 24 hiç müzik dinlemiyormuş. 18.5 milyon kişi eder. Duymamak için kulaklarını da tıkıyorlar mı araştırmada o yok.
Yüzde 96’mız baleye gitmemiş. Yüzde 80’imiz tiyatroya gitmemiş. Yüzde 56’mız sinemaya bile gitmemiş. Kelle sayısı hesaplamak bile anlamsız. Durumumuz bu.
Şimdi diyeceksiniz ki millet geçim derdinde, bunlar lükstür, fakir fukara nasıl para bulacak? İtirazım var.

Bakın 2012 yılında memlekette kayıtlı araç sayısı 19 milyon. TÜİK’in en güncel verilerine göre (2011) memleketteki hane sayısı da budur. Hane başı nüfus ortalaması 3.8 kişidir.
Araçların yüzde 56’sı otomobil. Kalanlar kamyonet, kamyon, minibüs, otobüs, motosiklet. Bir aileye dört kişi deseniz, her ailede bir araç var kapının önünde duran. Her iki aileden birinde otomobil var. Otobüs, minibüs, kamyonet gibi araçları dışında bırakıyorum.

Türkiye’de konut sahipliği oranına bakalım. İstatistikler yüzde 67’leri işaret ediyor. Pek çok Avrupa ülkesinden yüksek bu oran. Yani hayatında hiç sinemaya gitmeyen insanımızdan (yüzde 56) fazlası ev sahibi. Hayatımda konsere gitmedim diyen insan sayısı kadar (yüzde 73) insanımız kendi evinin sahibi olacak kadar varlıklıdır. Kapının önüne de iyi kötü bir araba koymuştur.
Bizim kültüre olan mesafemiz, ilgisizliğimiz illa yoksulluktan ya da yıllardır memleketi yönetmiş muhafazakâr kafaların kültür ve “entelektüel” düşmanlığından değildir sadece…
Biz hayatımızı ofislerde masa başında, fabrikalarda, madenlerde gece gündüz çalışarak ne için feda ediyoruz? Ev ve araba için.
Biz çocuklarımızı hayattan keyif de alsın, insanoğlunun yarattığı güzelliklerden de faydalansın, onları ayırt ve takdir etmeyi öğrensin, zihnini fikrini geliştirsin diye değil, ne pahasına olursa olsun ev ve araba alsın diye yetiştiriyoruz.
Biz milletçe insana değil, taşa, betona, demire, saca yatırım yapıyoruz.

Yüzde 73 ekonomik değil daha ziyade sosyolojik bir sonuçtur. Parayla pulla, fakirlikle sanıldığı kadar ilgisi yoktur.
Bugün Anadolu’da her sene onlarca, yüzlerce konser oluyor; belediyeler, her türlü yerel festivaller sanatçı ağırlıyor. Çoğu sponsorlu halk konseridir. Markaların sanatçıları turneye çıkardığı etkinliklerdir.
Sen bir kez bile konsere gitmediysen istemedin, ilgilenmedin, gönderilmedin. Hayatında sinemaya gitmediysen eve gidip son model bilmem ne ekran televizyonunda önüne ne çıkarsa onu seyretmeyi (yüzde 40’tır bunu söyleyen) tercih ettiysen bunun parayla ilgisi yoktur.

Bu istatistiklerin sadece kültür ve sanatla ilgili bölümünü kendimce değerlendiriyorum. Gerektiğinde kadına tokat atılabilir diye yüzde 18’lik kadın kitlemizi, medyaya sansür uygulanabilir diyen yüzde 60’ımızı, yürüyüş dahil hiçbir sportif faaliyette bulunmuyorum diyen yüzde 46’yı, kadının çalışması için eşinin izni gerekir diyen yüzde 57 oranındaki kadınımız ve yüzde 69 oranındaki erkeğimizi değerlendirmeyi siz okurların takdirine bırakıyorum.
Hayatında hiç konsere gitmemiş yüzde 73’e de en saf duygularımla diyorum ki, sevgili arkadaşlar, ağabeyler, amcalar, kardeşler, bacılar… Her kimseniz bir kerecik olsun bir konsere gidin. Üç kuruş denkleştiremiyorsanız en azından bir halk konserine gidin. Bir kere olsun gidin. Belki hoşunuza gider, güzel bir şarkıyı, sanatçıyı dinler, eve gülümseyerek dönersiniz. Eşe dosta anlatacak güzel bir hatıranız olur belki. Daha kaliteli yaşamayı hepimiz hak ediyoruz.

Mehmet Tez – Milliyet

FacebookShare/Bookmark

6 Comments

  • Flamacore 07 January 2015 - 12:40 Reply

    Kalemine klavyene sağlık..

    Küçük bir ek yapayım isterim haddim olmayarak;
    Yok gidemez. Elalem ne der sonra? :) Kahvedekiler “monşer olmuşun konsere gitmişin Salim abi?!?” gibi Araba Sevdası bakışlarıyla karşılayacak diye akli çıkıyor zavallımın…

    3 mantığı yenemedik. Yenemedik de yenemedik arkadaş :)
    1. Bir erkek, bir kadına küfürden başka birşey söylüyorsa onu yatağa atmak istiyordur. Küfrediyorsa da yatağa atmak istiyordur.
    2. İnsanın özgürlüğünün değerini bilmeme, bilememe ve anlayamama.
    3. Elalem ne der sonra?

  • Leif LaCroix 14 January 2015 - 19:02 Reply

    İlk önce yazıdaki varsayımları ortaya koyalım:

    1) Türkiye’de kültürsüzlük %50’nin üzerinde, çoğunluk olarak nitelenebilecek bir gerçektir.
    2) Konsere, sinemaya, tiyatroya gitmeyen insanların yüzdesi doğrudan doğruya kültürsüz bir kitleye gönderim yapmaktadır.
    3) Bu tür aktiviteleri yerine getirmek hayattan zevk almakla eşdeğer (aksiyolojik bir yargının genel geçer bir doğru olarak kabulü var mı bilmiyorum, ancak 5. paragrafın başından itibaren bu tür bir varsayım varmış gibi görünüyor)
    4) Yazarın diğer varsayımları ışığında ülkenin büyük bir kısmının kültür yoksunu olduğu önermesi iyice göze vuruluyor. (istatistikler arasında çapraz kıyaslamalar, diğer veriler de göz önünde bulundurularak daha sofistike argümanlara gidilebilir)

    En baştan şunu belirtmek gerekiyor, yazı baştan aşağı temel argümanı “millet geçim derdinde, bunlar lükstür, fakir fukara nasıl para bulacak?” gibi bir soruya karşı hazırlanmış. Her iki ailede bir araba olduğu istatistiğinin içini okumadan verilere yaklaşmak ister istemez sorun doğuruyor. Bu sorunlardan biri yazarın had safhada batılı kültür diskuru tarafından şekillendirilmiş kültür ve “hayattan zevk alma” algısını fark ettiğimizde ortaya çıkıyor. Bunu fark ettiğimizde yazının ortodoks kültür dayatmasından başka bir şey olmadığını görebiliyoruz (yazar dayatma olarak görmeyecektir bunu ama bu tür yazıların içkin normatifliğini fark etmemek abesle iştigal olacaktır).

    Yazının diğer bir odağı da “Ne için çalışıyoruz ki?” gibi çoğu zaman varoluşsal olarak nitelik kazanabilecek bir soruya yönelik hazırlanmış. Burada Fight Club’da da Tyler’ın ağzından farklı bir bağlamda da olsa dökülen “. . . working jobs we hate, so we can buy shit we don’t need” sözündeki gibi bir yaklaşıma sahip. Sözde ortodoks olan hayat güdüsü ve kültürel yükselim aşaması bu yaklaşıma da sirayet ediyor.

    Belli başlı varsayımlara sahipsen bu varsayımların en azından hangi tarihsel bağlamdan ortaya çıkmış “olabileceğini” araştırmak benim gibi önemsiz birinin gelip böyle bir yazıyı yerden yere vurmasına engel olabilirdi ama ekstrem yoksulluk koşullarından gelmiş ailelerin mal varlıklarıyla, kazandıkları parayla nasıl vizyonları olduğu sorusunun cevabı yakın geçmişten çok uzakta yatmıyor.

    Yazarın kreşendosu, temel çıkarımı olarak gördüğü “Yüzde 73 ekonomik değil daha ziyade sosyolojik bir sonuçtur. Parayla pulla, fakirlikle sanıldığı kadar ilgisi yoktur.” önermesi, sığ ve doğru olmayan bir önermeden başka bir şey değildir. Kaldı ki, bu tür çıkarımın yapılabilmesi için bu tür bir istatistiki çalışmadan çok daha fazlasının yapılması gerekir. Bu noktada da yazarın çıkarımsal mastürbasyonundan başka bir şey olmuyor.

    Yazılarınızı takdir eden insanlar da yukarıda belirttiğim ortodoks yüksek kültür yaklaşımı ve etik doğruculuğa sahip olduğu için en iyi ihtimalle karşılıklı mastürbasyondan öteye geçemiyor. Büyük sosyal analizler ve çıkarımlar yapmadan önce konuya ne kadar hakim olduğunuzu tartın ki, yazınız bu tür sayfalardan çıkıp başka bağlamlara dökülmeye başladığında yazınızın içine gömülü cevabınız olabilsin.

    Saygılar.

    • Mehmet Tez 15 January 2015 - 15:44 Reply

      20 yıldır müzik ve kültür üzerine yazılar yazan biriyim. Bu alanları yakından takip ediyorum ve ayda değil Türkiye’de yaşıyorum. Yazıya yaptığınız analizin benzerini eleştirinizin “hakim değil” kısmı için de yapabilirsiniz. İnsanlar bazen, tamamen kendilerini ilgilendiren nedenlerden enerjilerini yazılanı anlamaya çalışmak yerine ne olursa olsun karşı argüman geliştirmek için harcarlar. Bunu da anlıyor saygıyla karşılıyorum. Yazımı dikkatle okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

      • Leif LaCroix 15 January 2015 - 16:44 Reply

        Yazınızı anlamadığımı varsaymanız bir hayli üzücü ama Türkiye’deki popülasyonun menkul ve gayrimenkula olan yatırımını konsere gitmemeyle kıyaslamak size de garip gelmiyor mu? Bu kolektif davranış bütününün nedenleri birçok kapsamda değerlendirilebilecek ve anlaşılabilecekken (tarihsel-siyasal-sosyolojik, nasıl değerlendirmek isterseniz), bu tür bir yargıyı (konsere gitmemenin veya diğer kültürel aktivitelere katılmamanın finansal problemlerle karşılıklı ilişkisinin olmamasını sizin için ispatlayan şeyin bu toplumdaki kişilerin menkul ve gayrimenkul birikimi olması) neden bu kadar kolay sonuca bağlıyorsunuz?

        Yazınızda haklılık payı olma ihtimali var. Sizin uyguladığınız mantığı ve uslamlamayı kullanıp empati yaptığımda türk insanının batı kültürüne entegre olmamasını, buna angaje olmayı rutin bir parçası haline getirmemesinin nedeninin bu aktivitelerin külfeti olmaması ihtimali her daim mevcut (bu tür bir şeyi öne sürdüğünüzü çıkarıyorum yazınızdan). Ancak beni rahatsız eden şey varsayımlarınızın bu kültürdeki insanların hayattan keyif alma anlayışlarının (terimsel olarak dile getireceksek “etik anlayışlarının”) neden biçilmiş bir keyif almayla örtüşmesi gerektiği ama bu daha derin bir tartışmanın konusu belli ki (oryantalist yaklaşımlar, oryantalizme karşı çıkış diskurları, E. Said, M. Foucault gibi kişilerin çalışmaları daha geniş bir algı için güzel başlangıç noktaları oluşturabilirler).

        Daha önce hiçbir yazınızı okumadım ama bu tür tartışmaların yayılması ve serpilmesi gerektiğine inandığım için bundan sonra farklı portallarda yazılarınıza yorum yapmaya çalışacağım.

  • Sen hiç deve güreşi seyrettin mi? – Mustafa Acet 09 February 2015 - 03:37 Reply

    […] Buyrun okuyun, sonra devam edelim: http://hafifmuzik.org/festival/hayatinda-hic-konsere-gitmemis-se/ […]

  • Mustafa Acet 09 February 2015 - 03:41 Reply

    Yazıyı okudum, Leif LaCroix’un yorumunu okumadan kendi bloğumda yazı ile ilgili bir yazı yazdım.
    Okusaydım hiç uğraşmazdım. Leif LaCroix süpersin…

    Bu da benim ki: http://www.mustafaacet.com/sen-hic-deve-guresi-seyrettin-mi/

  • Leave a reply