Iron Maiden kulİsİnden notlar…

0 Posted by - 22 July 2013 - KONSER

Haftaya Cuma 26 Temmuz’da İstanbul İnönü Stadı’nda olacaklar. Ben öncesinde Moskova Olimpiyskiy Arena’daki konserlerindeydim

Iron Maiden ekibi hala ilk günkü gibi heyecanlı. Güvenlikçisinden tur menajerine kadar hiç asık suratlı, uyuz insan görmedim. Hepsi işini seviyor ve hepsi yaptıkları şeyden heyecan duyuyor. Moskova’dan birkaç gün önce Stockholm’de 56 bin kişiye çalmışlar. Hala onu konuşuyorlar. Iron Maiden gibi dev bir grup için normal olmalı bu. Ama onlar için hala heyecan vesilesi. Ne güzel.

Bruce Dickinson’la tanışmak çok heyecanlı ve çok da zevkliydi. Bazen çok gıcık olabiliyor dedi Türkiye’deki (sanırım) bir numaralı hayranları Doğu Yücel. Ama keyfi yerindeydi. Sorulara güler yüzle, gayet net yanıtlar verdi. En komiği de benim lafı Gezi’ye getirmek için kıvranmamdı. Çoğu sanatçı bir ülkede cereyan eden aktüel meselelerle ilgli yorum yapmayı sevmez. Dickinson “hadi hadi kasma, biliyorum ne soracağını” der gibiydi. Bu konuda gayet samimi konuştu. Röportajı yakında Milliyet’te okuyacaksınız.

Kuliste konsere 10 dakika kala Steve Harris ve Nicko McBrain’i bir aşağı bir yukarı yürürken gördüm. Maça çıkmadan ısınma hareketleri yapan futbolculara benziyorlardı. Gaayet mütevazi bir kulisleri var. Bir köşede büyük bir masa etrafında bir sürü bilgisayarlı adamın oturduğu bir de “teknik adam/görevli” odası… Oldum olası çok “cool” bulmuşumdur şu her yanlarından telsiz ve kulaklıklar fırlayan görevlileri.

Moskova’da toplam bir buçuk gün geçirdim ve bu zamanın büyük kısmı Olimpiyskiy Arena’daydı. Gözlemim şu: Moskovalılar içmeyi seviyor. Arena etrafında bağıran, slogan atan, yere “devrilen” ya da bir köşede kıvrılıp uyuyan seyirci çoktu.
Arena içinde de bir süre sonra düz yürüyebilen insan sayısı hatırı sayılır şekilde azaldı. Gerçekten bu memleketin alkol ve votkayla geleneklere dayanan özel bir ilişkisi var galiba.

Olimpiyskiy Arena’nın tam karşısında dev bir camii inşaatı var. Cuma namazının konsere denk geldiği günler burada enteresan tablolar yaşanabilir. Not: Mimarisi şahane bu camiinin. “Barok sevenler” gelip incelemeli… Çamlıca’ya yapılması düşünülenden çok daha ilginç fikirler edinebilirler…

Rus seyircisinin bir kısmı konseri hayli aktif izlerken birkısmı da Rihanna konserine gelmiş gibi dans edebiliyor. Salonun sahne önü kısmının hemen arkasında sandalyelerin dizili olması ve buradakilerin oturarak izlemesi de ilginçti. İlginç millet Ruslar.

Bruce Dickinson konser sırasında Rihanna’dan fazla elbise değiştiriyor. En az dört farklı saç şekliyle seyirci karşısına çıkıyor. Kimi zaman bir asker, kimi zaman Mad Max filmi oyuncusu, kimi zaman bir Ortaçağ soylusu, kimi zaman drakula gibi. Görmeye değer.

Grup Maiden England turnesinin her konserinde aynı şarkıları aynı sırayla çalıyor. Bu durum asla değişmiyor. Liste şöyle: Moonchild, Can I Play With Madness, The Prisoner, 2 Minutes To Midnight, Afraid To Shoot Strangers, The Trooper, The Number of the Beast, The Phantom of the Opera, Run to the Hills, Wasted Years, Seventh Son of the Seven Son, The Clairvoyant, Fear of the Dark, Iron Maiden… Biste de Aces High, The Evil That Man Do ve Running Free var. Yani benim kuşağın en sevdiği, 80’lerin en güzel şarkıları. Yeni kuşak hayranlar alınmasın, benim için Iron Maiden daha ziyade bu şarkılar zaten…

1 Comment

  • Özgür Seçkiner 25 July 2013 - 09:38 Reply

    Mehmet Bey merhaba ,

    Iron Maiden yazınızı ilgi ve keyifle okudum. Konuyla ilgili birisi olarak birkaç kelime de ben yazmak istedim.

    Ben 1977 doğumluyum , 1987 yılında bana hediye edilen “somewhere in time” albümünden beri sadık Iron Maiden dinleyicisiyim.

    Şu ana kadar 9 kere onları canlı izleme fırsatım oldu. 10.sunun Türkiye’de olması güzel bir tesadüf olacak.

    Bu turnede 27 Haziran’da Piestany Slovakya’da ve 29 Haziran’da Singen Almanya’da olmak üzere iki konser izledim. Türkiye üçüncüsü olacak.

    11 Şubat 2011’de bende Moskova’da izlemiştim Iron Maiden’ı , hatta bahsettiğiniz sahne önü kısmının hemen arkasında olan sandalyelerde idim. Orası en pahalı yerdir , 6000 ruble’den biraz daha fazlaydı oranın biletleri.

    Sahnenin tam karşısında olduğu için görüş açısı mükemmeldir , ayağa kalkabilirsiniz isterseniz. Yalnız benim arkamda oturanlar ilk kalktığımda beni uyarmışlardı fakat sonradan onlarda kalktı , oturarak başladığımız konseri ayakta bitirmiştik. Benim yerim en öndeki sandalyelerdeydi , o kadar güzeldi yani.

    7 Ağustos 2010’da Sonisphere Stokholm’de Mötley Crue , Alice Cooper , Anthrax ve Hammerfall ile birlikte headliner olarak Iron Maiden 55.000 kişiye konser vermişti. Bende oradaki şanslı insanlardan biriydim.

    Yalnız boyunun orta olması bile tartışmalı olan benim için ; o kadar kalabalıkta ayakta konser izlemek , İsveç gibi çoğunlukla uzun boylu insanların bulunduğu bir ülkede daha çok ekranlardan konseri takip etmek demek.

    Yinede arada bir sahneyi görebilmiştim , o kadar kişinin yaydığı enerji ve ortam süperdi , orada olmaya değdi.

    Beş kere Moskova’ya gitmiş birisi olarak oradaki trafiği bilirim , yalnız benim gördüğüm kadarıyla oradaki insanlar İstanbul’a göre birbirlerine daha saygılı , korna sadece gerektiği zamanlar çalınıyor mesela.

    Geçen sene ilk defa arkadaşlarımla ve turla gittim , Kremlin’i gezdiren tur rehberi trafiğin İstanbul’daki gibi olduğunu söyledi.

    Bende yalnız burada acele ve telaşla korna çalmıyorlar dedim , o da bana tamamen tıkalı yolu göstererek “ çalsalar ne değişecek” dedi. Bu sakin mantığı seviyorum.

    Yazılarınızı ilgiyle okuyorum , keyifli yazılarınızın devam etmesi dileğiyle ,

    Özgür Seçkiner

  • Leave a Reply to Özgür Seçkiner Cancel reply