Rock Werchter İçİn Leuven’e gİdersenİz…

0 Posted by - 15 July 2013 - KONSER, SEVDİĞİMİZ ŞEYLER

*Metafoor’a oturun ve bu butik barın menüsündeki biraları deneyin. Kwak iyi mesela…
*Troubadour’a gidin ve bu restoranın midye menüsüne rastgele parmağınızı koyun. Hepsi güzel.
*Kahvaltı için meydanın aşağısındaki pazarda takılın. Taze meyve suyu, yerel şarküteri ve pastane ürünleri inanılmaz. Tezgahta kadınların evde yapıp getirdiği tatlılar efsane…
*Kahve için Koffie Onan’a gidin. Burası binbir çeşit dünya kahvesini bulabileceğiniz küçük bir dükkan. Buzlu kahveleri inanılmaz.
*Pazar kahvaltısı için Sint-Donatuspark ideal. Parkın köşesindeki market açık oluyor. Buradan muhtelif atıştırmalık, unlu mamül, sandviç, Belçika biraları ya da bir şişe ucuz şampanya alabilirsiniz (8 Euro). Plastik bardaklar ve 3 euro’ya da bir kutu çilek alın. Çimlere uzanın.

Gruplardan izlenimler (geçen haftadan devam…)

Kings of Leon: Popüler rock müziğinde en kendine has rock sound’nu bu adamlar üretti. Sahnede izlemek de bir zevkti. Takır takır çalan her notanın hakkını veren, şahane bir vokale sahip istisnai bir grup. “The Bucket”, “Use Somebody” ve bisteki “Sex on Fire”da coşku büyüktü.

Django Django: İskoç ekip sıcak mıcak demeden, havanın aydınlık olduğu saatlerde bile yedi sekiz bin kişiyi coşturmayı becerdi. “Synthesizer destekli vurucu ritimler” şeklinde tarif edebileceğim müzikleri tam konserlik. Özellikle “Default” ve “Silver Rays” gibi şarkılarda büyük coşku oluyor.

Tame Impala: Son dönemde beni en fazla heyecanlandıran grup. Albümlerinde 60’ların ve 70’lerin rock ve saykodelik rock sound’unu yeniden üretebiliyorlar bu şahane. Ama konserde de mükemmeller. Led Zeppelin’in ilk yıllarını izler gibi hipnotize olup izliyorsunuz. Aklımızı başımızdan aldılar…

Kendrick Lamar: Interpol solisti Paul Banks’le İstanbul’da görüştüğümde ne dinlediğini sormuştum. Kendrick Lamar demişti. Hatta şu Lamar’ın şu anda Jay-Z’den sonra en iyi söz yazarı olduğunu söylemişti. Panks eskiden hip hop DJ’yiydi ve sözüne güvenmeye karar verip konseri izledim. Lamar bas, davul, gitar da dahil canlı çalan bir ekiple (Dizzie Rascal sadece MC’yle çıkmıştı) sahnenin hakkını veriyor. Amaç rapse al sana rap. Sözleri çok fazla anladığımı söyleyemem, ve bu konuda yalnız da değilim.

Bloc Party: Çok ama çok insan vardı. İndie aleminde yerleri ayrı. Kele abimiz hafif yaş almış ama sahnede hala enerjik. Ben eskilerini seven biriyim. “Banquet” ve “Helicopter”da coştum, diğerlerinde uzaktan izledim. Zira çaldıkları “Barn” isimli dev çadır sahneye giriş imkansızdı kalabalıktan. “Bloc Party” iyi bir sahne grubu, 2008’de de izlemiştim. Pek fark yok.

Sigur Ros: Sigur Ros konseri kural bir, ne yaparsanız yapın oturarak izleyin. Kural iki, ortam karanlık olsun. Kural üç, açık hava olsun. Ben ayakta ve kalabalıkta izledim. Şahaneler ama dediğim şartlarda efsane bir konser izlemiş olursunuz. Sigur Ros konser vermiyor bir dünya yaratıyor. Bu dünyaya dahil olmak lazım hayatınızın bir noktasında.

Nick Cave and the Bad Seeds: ağlayarak şarkı söylüyor Nick Cave. Ağzından çıkan her kelimenin anlamını ruhunun derinliklerinde hissediyor gibi bir hali vardı. Kimi zaman insanlara tek tek laf atıp eğlendi, kimi zaman içine kapanıp piyanonun başında takıldı. Nick Cave and the Bad Seedd’i izlemek her zaman büyük zevk.

No comments

Leave a reply