THE CHARLATANS SADECE THE CHARLATANS DEĞİLDİR

0 Posted by - 14 August 2015 - KONSER

Çok büyük konserlere ev sahipliği yaptı bu şehir. Pulp tüm enerjisiyle çaldı. Waters 100 metrelik duvarıyla geldi. Dylan en sıkı sırdaşımız oldu. Bugün de en az bunlar kadar iyi bir sahne kurulacak İstanbul’a. Manchester’dan The Charlatans geliyor çünkü.
Gerçekten bir britpop savaşı var mıydı, yoksa her şey fazladan birkaç milyon albüm satmak için miydi? Artık bu sorunun cevabını bilmeyen yok. Pek bilinmeyen ise o dönemlerde bu meşhur oyuna bulaşmadan keni yoluna giden ve yıllar geçse de direksiyonu başka yerlere kırmayan ekiplerin sahip olduğu rüzgardı. İşte The Charlatans o esintinin öznelerinden biridir. ‘80’lerin sonlarında kariyerini başlatmış ve ‘90’ların tümüne sirayet etmeyi başarmışlardı. Tamam, dünyanın diğer ucunda yaşayan insanların radyolarda dönmeye başlayan Charlatans tekliklerine bayıldığı filan yoktu. Sonuç olarak bir Beatles değillerdi. Evet, dünyayı da değiştiremediler. Hatta bunun için çabalamadılar bile. Onları “Siz yeni Beatles olabilirsiniz” iltifatlarını ciddiye alıp, sonra böyle bir şeyin olamayacağını anlayınca yok olan Oasis’ten ayıran da bu alçak gönüllülüktü zaten.

Joy Division, Smiths gibi abilerinden kalan mirasın üzerine birtakım kaleler inşaa ettiler. Yeni yeni yayılmaya başlayan indie rock sularına soul, funk ve saykodelik ritimleri de katarak dahil oldular. The Charlatans’ın ilk albümü “Some Friendly” piyasaya sürüldüğünde 1990 yılının sonbaharı yaşanıyordu. İçerikten çıkan teklilerden bazıları Britanya listelerinde yer buldu, hatta albüm bir süre alternatif kayıtlar arasında 1 numarayı bile gördü. Ama “Some Friendly”nin grup için daha büyük karşılıkları vardı. Kendilerini güvende hissedebilecekleri bir plak şirketi imzası ve sonraki albümler adına hissedilen cesaretti bunlar. Frontman Tim Burgess’ın üç numaralı şarkı The Only One I Know’daki yorumuyla ilgili “şimdiye kadar duyduğunuz en kırılgan ve en umursamaz rock’n roll vokali bu olabilir” diye yazmıştı Rolling Stone. Bu tanım zamanla Burgess’in ve ekibin geri kalanının şifresi oldu.

Çoğu grubun self-titled albüm duyurarak “özümüze döndük” mesajını amaçladığı varsayılır. Charlatans bu mesaj için dördüncü uzunçalara kadar bekledi. Arada da “Up to Our Hips” adında tarihe not düşülecek bir albümü hayata geçirdiler. Büyük konserler, Birleşik Devletler ve Kıta Avrupası’ndaki önemli festivaller onların ‘90’lar boyunca ajandalarından eksik olmayan etkinliklerdi. Müzikal anlayışlarında ilk günkü etkileşimlerini koruyarak ve kendi sözleriyle hayatın herhangi bir kıpırtısından ilham alarak şarkılar kaydetmeyi sürdürdüler. Madchester dalgasının üst temsilcileri arasında adları yer alıyordu. Buna karşılık 50 kişilik yeraltı mekanlarda sahne alıp, New York’taki ilk konserlerine çıktıkları yerin adresini albüm isminde kullanacak kadar gösterişten uzaklardı.

The Charlatans artık 25 yılını geride bıraktı. Bu zaman diliminde büyük başarılar kadar büyük trajediler de yaşadılar. Ancak başlarına ne gelirse gelsin, ne kadar dibe yuvarlanırlarsa yuvarlansınlar tekrar ve tekrar olmaları gereken yere çıkmayı bildiler. 1996 yılında kurucu üyelerde Rob Collins’in tam da yeni albüm çalışmalarının başladığı bir dönemde araba kazasıyla hayatını kaybetmesi ve 2013 senesinde yine ekibin esas adamlarından biri olan Jon Brookes’un vefatı bu büyük trajedilerin en derin hissedildiği anlardı onlar için. Her ikisinde de büyük yara aldılar, kepenkleri indirip yok olmayı düşündüler. Yine de her şeyin sonunda ayağa kalkmayı başardılar. Bu yılın başında yayımladıkları yeni albüm “Moden Nature” da bu zaferin en son kanıtıdır.

İngiliz dörtlü İstanbul’a yalnızca bu son albümündeki yeni şarkıları, tarihten hit olan birkaç parçayı ya da ne bileyim 20 yıl önce 1 numara olmuş albümlerini tekrar etmek için gelmiyor. Zaten biz de konsere sadece bunları dinlemek için gitmeyeceğiz. Aynı zamanda 25 yılın tüm özetini, Smiths’leri, Joy Division’ları, Madchester dalgalarını, Jon Brookes’ı ve Rob Collins’i görmek için de orada olacağız. Kim bilir, belki Beatles bile orada olur.

*Bekir Özgür Aybar

FacebookFlipboardShare/Bookmark

No comments

Leave a reply