‘Türkçesi yok mu bunun evladım!’

0 Posted by - 13 September 2011 - O OLDU BU OLDU

20110913-060100.jpg

Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi’nden ve buranın yemeklerinden öğrendiğim şu: Kültür ve kebap bir arada şahane gidiyor. Antep’in sırtı yere gelmez… Ancak Zeugma ile ilgili Türkçe eser olmaması büyük eksiklik, çünkü satılan kitaplar İngilizce…!

“Oğlum bunun gibi lahitlerden birinde altın bulmuşlar bizim köyün aşağısında. Benim amcaoğlu gözüyle görmüş…” dedi birisi. Dönüp baktım. İki kafadar dünyanın en büyük mozaik müzesini incelemeye gelmişler ama öncesinde bahçedeki lahiti inceleyerek “lahit muhabbeti” yapmadan edemiyorlar.
Az ileride başörtülü bir teyze ile iki kızı Zeugma kitabına bakıyor. “Türkçesi yok mu bunun evladım?” diye bana soruyor. Bakınıyorum, soruyorum. Yok. Gerçekten de dev gibi müzesi var Zeugma’nın ama Türkçe bir tanıtım kitabı henüz yok. En yakın zamanda olacağını ümit ediyoruz. Ben ve başörtülü teyze…

Antik Roma’da gezmek gibi
Herkes yığılı Tarkan CD’lerini inceliyor (!), bir iki Türkiye kitabı, tuğralı çay bardağı ya da Zeugma çantası alıp ortamı şenlendiriyorlar.
Eskiden Tekel fabrikası bulunan bu mekanda inşa edilen Zeugma Mozaik Müzesi’nin girişindeyim. Turist otobüsleri yanaşmış, kalabalık grup saat 09.00’da açılacak müzeyi bekliyor. Hollandalı turistler kafeye topluca giriyor. Ve manzara aşağı yukarı bu.
Burası çok modern, ensesindeki gecekondularla hafiften tezat oluşturan kocaman etkileyici bir yer. Memleketimizin en nadide hazinelerinden bazıları, Zeugma Antik kenti mozaikleri işte burada. Dünyanın en büyük mozaik müzesinde. Üç katlı müze etkileyici. Girişteki film salonunda şehrin eski hali animasyon bir filmle anlatılıyor. Burada kazı alanındaki ortam canlandırılmış. Bir antik Roma kentinin sokaklarında gezmek gibi.
Duvarlardaki dokunmatik ekranlarda müzenin planı bulunuyor, “dokun bilgi al” yöntemiyle bütün müze elinizin altında. Çocuklar için bir de mozaik bulmaca hazırlamışlar. Ben de oynadım. Ve hayır bir hoşluk olarak kafede mozaik pasta yok.
Müzede yer alan onlarca harika eser arasında bazıları öne çıkıyor. Kral 1. Antiokos’un tanrılar arasında barışı tesis etmeye yönelik çabalarını canlandıran kabartmalar hemen girişte yer alıyor. Buradaki açıklamada barışa vurgu yapılması sanırım şu anki siyasi duruma dair de bir mesaj niteliğinde. Burasının bir barış müzesi olarak algılanması isteniyor.

En büyük eksiklik
Görkemli bronz Mars heykeli ve Çingene Kızı isimli mozaik diğer iki önemli eser. Esasen bu isim ona kulağındaki küpeden dolayı kazı alanında çalışanlar tarafından takılmış ve öyle de kalmış. İskender’in portresi olabileceğine dair yorumlar var. Zeugma’nın Mona Lisa’sını aynen Louvre’daki gibi özel bir odada sergiliyorlar. Bence gidin görün.
Zeugma ile ilgili Türkçe bir eser olmaması büyük eksiklik. Satılan kitaplar İngilizce. Derhal bu konu üzerine çalışmak lazım. Öte yandan kazı yeri çalışmaları da bence belgeselleştirilmeli ve film salonunda izletilmeli. Çünkü insan gönüllü olarak gidip bu güzelliklerin gün ışığına çıkmasına yardım etmek istiyor. Bir de tabii mozaiklerin ilk bulunduğu andaki resimlerini ve konumlarını. Başbakan burayı açarken “Güneydoğu Anadolu deyince hep Diyarbakır’ı öne çıkarmak isteyenlere bir cevap veriyoruz” diye konuştu.
Diyarbakır’ı iki saat kuzeye alıp, yerine Gaziantep’i bir saat Doğu’ya kaydırsak şahane bir adet yeni Diyarbakır’ımız olur mu emin değilim. Ama Gaziantep’in kocaman, gelişen, müzeleri ve restore edilen eski mahalleleriyle yavaştan bir kültür şehri olmaya başladığı görünen bir gerçek.
Bu arada lahmacun şehrinden kültür şehrine geçtik mesajı veren değerli Gaziantep Belediye Başkanı Asım Güzelbey’e bir çift sözüm var.
Lahmacun, kebap, baklava ve Zeugma birlikte gayet iyi göründü bana başkan… Önce müze ziyareti ardından lahmacun kebap bir arada olmaz mı?

No comments

Leave a reply