Beyoncé’nin yeni albümünü dinlerken…

0 Posted by - 10 July 2011 - O OLDU BU OLDU

20110710-124452.jpg

Bu albümde fazla taramalardan kaçınılmış diye düşündüm. Yemek yaparken basit bir kural vardır: Malzemen iyiyse fazla baharata boğmaya gerek yok. Ana malzemenin tadını bastırma…

Lady Gaga trendleri yakalama ve belirleme konusunda şu anda bir adım önde olabilir ama Beyoncé son 15 yıldır pop dünyasındaki kadın yıldız açığını neredeyse tek başına kapattı.
Ondan daha acayip dans edeni, daha ‘funky’, daha eğlenceli, daha dramatik, daha çılgın şarkılar söyleyeni hâlâ pek yok. İşin ilginci, onu takdir etmeyen kimseye de rastlamadım. Rock ya da metal, dinlediğiniz müzik fark etmiyor. Sahnede nasıl bir enerjisi olduğunu anlatmak zor. Şöyle diyeyim: O çıkınca yanınızdakiyle geyik yapmayı bırakıp sahneye bakakalıyorsunuz hiçbir şeyi kaçırmamak için. Sadece şarkı söyleyen biri değil. Sahne ve gösteri sanatıyla ilgili hemen her konuda hünerli.
Beyoncé dördüncü solo albümünü çıkardı. Doğrusunu söylemek gerekirse işi zordu. Kendini yenilemesi lazım, rakipleriyle boy ölçüşmesi lazım, hayranlarına hayran olacakları yeni şarkılar hediye etmesi lazım. Pop yıldızı olması bakımından zamanın ruhunu yakalaması lazım. Bunları yaparken komik duruma düşmemesi lazım. Sanat, yaratıcılık ve strateji bir arada olacak yani…
Bütün bu kalemleri yazdığım listeye bakıyorum. Albümü dinliyorum, videoları izliyorum, kitapçığın sayfalarını çeviriyorum. Şampuan reklamlarındaki bilim adamları gibi her testin yanına işaret koyuyorum. Sonuç? Olumsuz hiçbir şey yok. Bütün sınavlardan geçti Beyoncé.
Bu albümde fazla taramalardan kaçınılmış. Neden mi? Yemek yaparken basit bir kural vardır: Elinizdeki malzeme iyiyse fazla baharata, sosa boğmaya gerek yok. Ana malzemenin tadını bastırmayacaksın. Beyoncé çok iyi bir malzeme. Bunu bilen aranjörleri onunla aramıza gereksiz ‘vıcı vıcı’lar ‘dıp tıs’lar koymamış. İyi etmişler. Genel anlamda canlı çalınan enstrümanlar hakim.
Öte yandan bu pop albümünü dinlerken aslında pop adı altında ne kadar şahane işler yapılabileceğini anlıyorsunuz. Farklı ritim anlayışları, neredeyse akapella şarkılar. Ve elbette R&B’nin en güzel örnekleri.
Girişteki “1+1” mesela. İnanılmaz bir düzenleme. “Countdown”daki nefeslileri düzenlemek için Nijerya’dan Fela Kuti gelmiş. Andre 3000 (Outkast’ı hatırlayın) ve Kanye West vokal yapıyor, eşlik ediyor, prodüktörlük yapıyor. Babyface, Diplo gibi isimler yine prodüktörler arasında.
Albümün De Luxe versiyonunda ikinci bir CD var. Beyoncé albümünü yaza kurban etmemiş. Onun yerine dans ettirecek üç şarkıyı ve iyi remiksleri ikinci bir CD’ye koymuş. “4”e selam çakıp, hakkını verirken yine dayanamadan şunu soruyorum maalesef:
Eğer bu popsa o zaman bizim burada dinlediklerimiz ne?
Bizim burada dinlediklerimiz popsa, o zaman bu ne?

2 Comments

  • Meriç Egemen 11 July 2011 - 11:13 Reply

    Her zaman ki gibi duygularıma,düşüncelerime ses vermişsiniz yazınızda.Albümün ben de delüks versiyonunu aldım ve bence de albüm kusursuz.

    Biz burda ne yazık ki pop dinlemiyoruz Mehmet Bey,bizim müzik piyasamızda hata var,adamlar ne albümler çıkartıyorlar…

    Saygılarımla.

  • Fatih 12 July 2011 - 03:02 Reply

    Beyonce pop yapıyor, bizimkiler çöp yapıyor. En çok da sadece kral tv ayarında şarkılar çalan radyoların dinlenmesine üzülüyorum. Gençlik bu radyoları dinliyor. Kalite önemli değil onlar için. Ve önemli olmadığının da farkında değiller. Seçerek,severek, bilinçli biçimde müzik dinleyen insan sayısı çok az. Önüne ne konulursa yiyen bir kitle var. Ki facebook’a da bu yüzden kılım, karşıyım; Türk gençliğine bu yüzden kızıyorum. Önüne konulan videoları, şarkıları dinleyebiliyorsun sadece. Halbuki myspace, lastfm, fizy, soundcloud, vimeo, deviantart, flickr ve daha ne siteler var…

    Bilinç olmazsa zevk ve kalite de gelmez.

  • Leave a reply