Ağlayanı çok ama yapayalnız öldü…

0 Posted by - 25 July 2011 - O OLDU BU OLDU


İstanbul’a inen uçağın kapısı açılıyor. Bir adet çıplak ayaklı Amy Winehouse iniyor. Otele o şekilde gidiyor. Her yan ayak izleriyle dolu. Konser iptal ediliyor ama o otelde kalıyor bir iki gün daha. Onunla birlikte gelen ekip İstanbul’un turistik yerlerini keşfediyor, yemeğe çıkıyor, gece mekanları dolaşıyor. Amy önceden bütün alkollü içkilerin boşaltıldığı “temizlenmiş” odasında yalnız. Tek başına.

Kendi kendine spa’ya falan iniyor. Hepsi o. Bir konuşanı, “N’aber nasılsın” diyeni yok. Yaşadığımız dönemin en büyük kadın vokallerinden biri o. Bir Aretha, bir Nina Simone’un varisi. Albümleri milyonlar satmış büyük bir ses. Böyle yapayalnız.
2008’de evine ziyarete giden Rolling Stone muhabiri önce bu dünya yıldızının yaşadığı çöp ev karşısında dehşete düşüyor, ardından yalnızlığı karşısında şoke oluyordu. Ne bir basın danışmanı, ne bir menajer ne bir dost, ne bir ağabey, abla, hiç kimse. Paparazzi’leri bira almaya gönderen, çöp evde yaşayan, kolları iğne izi içinde tek başına bir genç kadın.
İnsanlar “Bu kızı kolunda şırıngayla tek başına bulacaklar evinde bir gün” demeye başlamıştı.
Şırınga falan yok. Ama Amy Winehouse evinde yalnız başına ölü olarak bulundu. Şu anda milyonlarca hayranı yasta. Şimdi dünya starlarının “En yakın arkadaşımı kaybettim” diyen gözü yaşlı mesajlarına bakıp ne çok arkadaşı varmış diyeceksiniz. Ama “Madem bu kadar yakın arkadaştınız, nerdeydiniz bunca sene? İnsan arkadaşının yanında olmaz mı? Onu çöp evde yaşatır mı” diye sorsak haksız mıyız yani?
Ben inanamadım. Evet durumunu biliyordum ama gene de inanamadım. Belli ki tek şaşıran da benim. Dünya basını Winehouse öldükten bir saat sonra ayrıntılı biyografisini yayına verdi. “Obituary” denen anma yazısını belli ki önceden hazırlamışlar, o an gelince hemen servis etmek için.
Ben hiçbir şey hazırlamadım. Umudum vardı. Biri sahip çıkar diye düşünüyordum. Bir sevdiğinin sözünü dinler diyordum. Yanılmışım.

Hayatta olacaktı, efsane oldu…
Salata yiyerek beslenseydi, her gün düzenli spor yapsaydı, o yıl kim ünlüyse onunla bir iki düet yapmayı ihmal etmeseydi, her yaz başında ve yılbaşında birer albüm ya da şarkı piyasaya sürseydi, üçüncü dünya ülkelerinden çocuk evlat edinseydi, Hollywood’un genç ve şımarık görgüsüzleriyle takılsaydı, kendine üç beş spor araba, 20 milyon dolarlık malikane alsa, yanında bir menajer ve yalaka ordusuyla dolaşsa, hem film çevirse, hem kitap yazsa, hem hipster’larla, hem modacılarla kanka olsa, önüne gelen programa çıksa, reklamlarda oynasa, devlet başkanlarıyla, Kraliçe’yle falan arkadaş olsa daha mı çok sevecektik onu?
Bütün bunlar onu daha iyi, daha saygın biri mi yapacaktı? O zaman sesi daha mı güzel çıkacaktı? Şarkıları daha mı içten olacaktı?

Daha mı iyi söz yazacaktı?
“Hayır ama hayatta olacaktı” diyorsunuz biliyorum.
Hayatta olacaktı, efsane oldu…
Amy Jade Winehouse bunların hiçbirini yapmadı. Bunların yüzüne bile bakmadı. Kafasına göre takıldı. Bir sürü yanlış karar, 100 kadar konser, iki albüm, 24 şarkı ve milyonlarca hayran bıraktı arkasında.
Türkiye de dahil milyonlarca hayranı onu sevdi onun şarkılarını dinledi, onun için endişelendi üzüldü. Ona kol kanat germek istedi.
Bu kadar şahane bir ses ve bu kadar kırık bir kalp bir araya gelirse zaten oturup dinlemekten başka şansınız var mı?
Winehouse bu işi zengin olmak için yapmadı. Yırtmak için yapmadı. Bugün eğlence dünyasında amaç bu. O şarkı söylüyordu. Para ya da kariyer umurunda değildi. “Ben sadece bir müzisyenim” diyordu. “Bu ünlü olma işini anlamıyorum. Bana göre değil.”
Amy’nin, paparazzilerin çekmeye bayıldığı perişan görüntüleri aslında o dünyanın kendi perişanlığıdır.
Şarkılarını dinleyin, sözlerini okuyun. Bu kadın orada işte. Tamamen gerçek olarak hem de. Hiç numara yapmadan… O şarkıların hiçbiri “Şöyle bir şey yazayım da satsın” diye yazılmamıştır. Zaten onu dinleyen de bunun için dinliyor. Bu kadın gerçek.

Ölüm satışları artırır
Ben bu “rock yıldızı trajedisi”ne bakınca genel olarak kırılgan insanlar görüyorum. Belki bu işten uzak dursalar sağ ve esen yaşayacak çoluk çocuğa karışacak uzun bir hayat sürecekler. Ama o güzel şarkıları, sözleri insanlıkla paylaşamayacaklar.
Ölmek satışları artırır. Amy’nin hiç yayınlanmamış kayıtları, yeni yeni derleme albümler, konserleri, onun anısına yapılan albümler çıkacak. Rapçiler, rockçılar, cazcılar onun şarkılarını söyleyecek ve albümler satmaya devam edecek.
Pek çok erken kaybolan rock yıldızının ardından olduğu gibi sektör para kazanmaya devam edecek. Biz de onu sevmeye… İster “su testisi su younda kırıldı” deyin, ister uyuşturucu çok zararlı diye yeşilaycı ibret nutukları atın, ister çocuklarınıza tükaka olarak anlatın Winehouse’u. Hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.
Müzik dünyasının yalnız ve güzel ülkesi Amy Winehouse efsanedir artık.

10 Comments

  • Hakan 25 July 2011 - 17:57 Reply

    görürsem söylerim.. Ne Efsanesi bildiğin Niyazidir artık.. Bırakın bu tür ölümlerden kendinize efsaneler, kahramanlar yaratmayı.

  • Melike Güner 25 July 2011 - 19:04 Reply

    Sanırım Amy için yazılmış en güzel yazı bu. En üzücü yanı ve ölümünün en büyük suçlularından biri sanırım yalnızlığı. Rehab şarkısında bana en çok ‘I dont ever wanna drink again, i just want a friend’ kısmı dokunur zaten.

  • Muhsin Keskin 25 July 2011 - 19:39 Reply
  • FG 26 July 2011 - 03:57 Reply

    Belki de son birkaç gündür onunla ilgili okuduğum en samimi yazı olmuş. İyiki salata yememiş, her yıl yaz albümü yayınlamamış Amy, işte bu yüzden şu anda bizim gibi düşünenler için yeri çok özel ve bu kadar kısa sürede efsane artık. Gittiğin yerde sana keyif veren herşey yanında olsun Amy…

  • Fatih 26 July 2011 - 15:53 Reply

    Bence efsane ortalığı yakıp yıkıp kavurup geçen yeni bir dönem açan Jimi Hendrix, Kurt Cobain’dir; ve diğerleri tabi…

    Amy Winehouse yetenekli ve bir miktar da duruşu olan bir ses ama “asıl efsaneler” arasında anılacak kadar değil. “27 yaşında ölenler”le sayısal ortaklığı olmasının payı büyük bu düşüncenin mitleştirilmesinde. Sadece o kadar…

    Efsane ile normal sanatçı arasında bi yerlere koymak daha doğru olur bence.

  • Ece 26 July 2011 - 20:10 Reply

    Ben de Amy için başka yazılar bekliyordum sizden zaten. Yalnızlık insan için çok olumsuz sonuçlar doğuran bir şey ama alternatifi uyuşturucu mu olmalıydı belli ki bilmediğimiz başka bir derdi vardı.
    Acaba Whitney Houston nasıl kurtarılabilir, onu da düşünüyorum. Yine rehabilitasyon merkezine yatmış bir iki ay önce üstelik kızıyla birlikte çünkü kızının da daha 18 yaşında kokain kullanırken fotoğrafları yayınlandı, aşırı yoğun ve stresli yaşamın maalesef yan etkisi bu.

  • FG 27 July 2011 - 04:00 Reply

    Yeni nesle rock star hayatını oldukça gerçekçi ve net bir biçimde gösterdi. Bugünkü rock’çıların steril hayatlarını gördükçe o geçmişteki efsanelerin yaşamlarını hayalgücümüzin ürünü sanır olmuştuk. Rock müzik yapmasada doğallığı, içtenliğiyle ve biri iyi diğeri muhteşem olan 2 albümüyle efsaneler arasına adını yazdırmıştır Amy. Başka efsane de gelmez herhalde diyeceğim ama Amy’den önce de öyle demiştik her an her şey olabiliyormuş.

  • foofighters 28 July 2011 - 13:49 Reply

    bu histeri sağnağında chrisa’nın yorumu iyi geldi.
    http://www.telegraph.co.uk/culture/music/rockandpopfeatures/8665516/Amy-Winehouse-the-final-interview.html
    chrisa72
    Today 02:40 AM Recommended by 7 people
    Yes,she was a very talented singer. The problem is that she took her
    gift and the opportunities it brought and wasted the lot due to a craving
    for drink and drugs. She was arrogant and disrespectful as shown by her comment when asked if she would duet with Katie Melua “I’d rather have cat AIDS” And perhaps worst of all she had no respect for her fans, giving rock bottom drunken/stoned performances to audiences who had paid good money to see her.
    The woman became famous for her voice, notorious for her habits and is now dead. Let’s leave it at that and save the fake sympathy and group hysteria for someone that deserves it.

  • aslı 01 August 2011 - 14:06 Reply

    bir an için; “açaydım kollarımı.. gitme diyeydim..” diye giriyordum moda da.. son anda vazgeçtim.. benim aklıma tek bir şey geliyor; verilecek en ağır hesap; bahşedilen yeteneğin hesabı olsa gerek… ya burada eritiyor seni ya ötelerde bitiriyor.

  • Muhsin Keskin 02 August 2011 - 13:02 Reply

    foofighter’a aynen katılıyorum.

  • Leave a Reply to Muhsin Keskin Cancel reply