2010 İstanbul punk başkenti

0 Posted by - 26 October 2009 - O OLDU BU OLDU

ersoy

Cennet vatan dünyanın en “punk” yerlerinden biri. Ve ben geçen gün fark ettim ki bu haline bayılıyorum…

Canım punk dediysek kötü anlamda demedik. Hemen sözlüğe bakıp sövmeye başlamayın. Acayip, anlaşılmaz, uçuk anlamında…
Nasıl mı? Bakın şu diyalogu okuyun bir…
– Ülkenizde en çok dinlenen müzik türü hangisi?
Arabesk, halk müziği, Türk sanat müziği…
– En çok kim satıyor?
Tarkan, Serdar Ortaç
– E niye ki?
Basbayağı. Türkçe pop dinleyenin parası var, alıyor. Diğerleri televizyondan, radyodan… Ya da parası çıkışmıyor, “bilgisayardan”…
– Yani daha az dinlenen albümler daha mı çok satıyor?
Evet.
– Peki burası nasıl bir ülke sizce genel olarak?
Muhafazakar.
– İslami müzik satışları ne kadar? Bu tarz kaç grup var?
Yok. Pardon Sagopa Kajmer var şimdi… Cübbeli, Eurovision’a önerdi hatta…
– Cüppeli?
Cüppeli dediğimiz yani, jet-ski seven bir dini cemaat lideri. Bir de Fatih Altaylı’yı seviyor.
– Efendim?
Geçelim.
– En ünlü sanatçılar?
Bülent Ersoy var, efendime söyleyeyim…
– Bülent Ersoy bir transseksüel değil mi?
Evet.
– Hani muhafazakardınız?
Muhafazakar transseksüel… Bilmiyorum…
– Peki en ünlü, en çok satan 5 pop yıldızınız hangileri?
Tarkan, Serdar Ortaç, Kenan Doğulu, Ajda Pekkan, Sezen Ak…
– Ama bir dakika bunlar eski isimler. Ben yıllar önce geldiğimde de bu isimler vardı. Yenileri yok mu?
Bunlar var…
*  *  *
Fransız Le Monde gazetesinden Patrick Labesse, Liberation’dan Bouziane Daoudi. Onlarla birlikte gelen Fas’taki Timitar Festivali sanat direktörü Brahim El Mazned de sohbete katıldı. Türkiye’ye gelmelerinin nedeni, öncelikle buradaki müzik sahnesi hakkında bilgi toplamak. Belli ki buradan yükselen bazı sesler var ve insanların ilgisini çekiyor. Hareketli dinamik bir yer, bir nevi kültürel bir cangıl. İkinci amaçları ise 2010 Kültür Başkenti İstanbul’u önceden bir yoklamak, şehirde neler olup bittiğine bakmak.
Elbette kelimesi kelimesine değil ama bana sordukları sorular ve aldıkları yanıtlardan bazıları böyleydi.
Alternatif müzikler, yarısından fazlası şehirlerde yaşayan halkımızın usul usul oluşturmaya başladığı rengarenk şehir kültürü (Mavi’nin yeni seri reklamlarını belki bu yüzden çok seviyorum), her telden çalmak ve tercihlerinden dolayı kimseye hesap vermemek, kimseden özür dilemek durumunda kalmamak gibi konularda da uzun uzun konuştuk.
Ama ne söylersem söyleyeyim burayı anlatmaya yetmez. Eksik kalır illa ki…
Ben bu röportajda şunu anladım: Cennet vatan dünyanın en “punk” yerlerinden biri. Ve yabancı birinin burayı anlamak için sorduğu sorulara aldığı yanıtlar sadece yeni sorular doğurmaya yarıyor. Bize normal gelen her şey, Batılı gözünde “punk”. Ve ben bu bahsettiğim “punk”ı seviyorum. Ne varsa o “punk”ta var… Anlatılmaz yaşanır…

Röportajdan notlar
– Tarkan, İbrahim Tatlıses ve Sezen Aksu en çok tanınan isimler. Ama İbrahim Tatlıses dendi mi akan sular duruyor. “İbrahim” dediler başka birşey demediler. Yalnız çok pahalıymış Türk sanatçılar. Böyle bir imajları var dünyada. O yüzden pek bir yere davet edilemiyorlarmış…
-Fransızcayı iyice unutmuşum ama bu halimle bile bir Mekteb-i Sultani’liden
daha iyi konuşabiliyorum. O kadar da değil…
-Fantezi müziğin ne olduğunu anlatamadım.
-“Taverna muhabbeti hâlâ var mı?” diye sordular. Dedim “modası geçti”. Ama kalbimizde yaşıyor. Le Monde muhabiri tavernacı çıktı. Alın size manşet
-Sezen Aksu konserini izlemişler Paris’te. Patrick “Çok kötüydü” dedi. “Vallahi burada
bayılan çok” dedim. Nedenini anlatamadım…

1 Comment

  • HES 26 October 2009 - 20:48 Reply

    casiotone for the painfully alone: fantazi müziki tanımlamak için uygun isim sanki…

    Bu da myspace’i:

    http://www.myspace.com/cftpa

  • Leave a reply