BÖYLE ALTERNATİF KÜLTÜR MÜ OLUR?

1 Posted by - 27 May 2013 - O OLDU BU OLDU

Tinariwen Sahra çölünün ortasindaki Timbuktu’dan çıkmış bugün belli başlı festivallerde çalan bir Tuareg grup. Onlar da bize salon verilmiyor, basın destek olmuyor diyorlar mıydı?

Faturayı başkasına kes, içinde bulunduğu durumun sorumluluğundan yırtmanın lüksüyle güven içinde sızlan. Nasılsa artık senin kabahatin değil. İş bu noktaya gelince siyasetçi de aynı, işadamı da, bakkal da, taksici de, sanatçı da…
Geçen hafta Vodafone İstanbul Calling etkinlikleri arasında yer alan “Müzik ve Şehir” panelini izledim. Pozitif’in kurucusu Ahmet Uluğ’a bir soru soruldu. Söz alan izleyici, muhtemelen müzisyen, özetle “Mekanlar bize destek olmuyor” anlamına gelecek bir monolog patlattı.

Daft Punk da sızlanmış mıydı?
İlk başta “ne kadar haklı” diye düşündüm. Müzisyenler, özellikle küçük gruplar, işin başında seslerini duyuramıyor. Bu tip bir panelde bunların dile getirilmesinden doğal ne olabilir? Şehrin parçası mekanlar, şehrin müzisyenlerine ne kadar destek oluyor? Böyle deyip geçecektim ama içimden bir ses “Niye mecbur olsunlar ki?” dedi. Sonra yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi savrula hızlana düşüncelere daldım.
Amerika’da hip hop kültürü 70’lerde panellere katılıp Madison Square Garden bize kapılarını açmıyor diye şikayet ediyor muydu acaba?
Daft Punk 1992’de “Olympia’da çalmamıza izin verilmiyor” diye sızlanmış mıydı?
Bu sorulardan yüzlerce sorabilirim. Onlar kendi takipçilerini ve alternatif mekanlarını yarattılar. Daha sonra herkes peşlerinden koştu. Mekanlar onların konser vermesini istedi, basın kim olduklarını merak etti, plak firmaları sözleşme imzaladı.
Bugün dünya internet sayesinde küçüldü, “do it your self” yani “kendin yap” kafası hakim. Brezilya’nın favelalarından, Güney Afrika’nın gettolarından, Mali’den, Nijer’den, Büyük Sahra’nın göbeği Timbuktu’dan, Etiyopya’dan, Avustralya’nın hiçliğin ortasındaki kasabalarından, İzlanda’nın karanlık, buzlu sokaklarından müzik fışkırıyor, dünya bu müzikleri, bu sanatçıları hayranlıkla izliyor, dinliyor.
Sen İstanbul’da müzisyensin, grubun var ve yapabildiğinin en iyisi “basın ve mekanlar destek olmuyor çalacak yer bulamıyoruz” demek.
Eğer iyiysen, insanlar beğeniyorsa, inşaatta çalsan dinlerler. Mekanlar ve basın da peşinden koşar.
Müzik tarihini kendilerine şans verilen değil, kendi şansını ve seyircisini yaratan gruplar ve müzisyenler yazdı. “Yanlış ülkede doğduk abi” kafasını derhal terk etmek lazım.

3 Comments

  • hatice coskun 28 May 2013 - 11:11 Reply

    Çok güzel bir makale yazmışınız ( türkçem biraz kısıtlı, kusura bakmayın : D ). Ben Tinariwen’i baya bi kaç ay evvel BBC Music’den keşfetmiştim, ve aniden çok beğendim. Çok vurdu beni içimden. Çok doğal, pure sesleri var. Hala da dinliyorum, özellikle bu yaz günlerimizde, sesleri daha da bi güzel çıkıyor.

    Anlattığınız, müzik grubparın sahne kısıtlamalarında evet, kısıtlı olduklarını düşünmemeleri lazım, çünkü hakketen iyiysen ozaman insan seni fark eder ve daha iyi yerlere çıkarsın. Çıkmıyorsan ozaman kendini biraz daha geliştirmen gerekiyor veya sesin farklı, yeni bir ses değildir.

    Makalenizi beğendim ve bugün hafifmuzik.org’la tanıştım ve alternatif muzik bakışlarınız hoşuma gitti. Fazla bulamıyorum Türkçe yazılmış sayfalarda. Bende kendim RadyoBabylon dinliyorum her gün, bazı Akşamlar Anadolu Pop çalıyorlar, bende biryerde anadolu pop playlist falan birşeyler varmı internette diye arıyordum google’dan ve bu sayfaya denk geldim. The Wire’dan Turkish Psych pop yönlendirdiğiniz sayfaya geldim ve harbiden güzel bi liste yapmışlar. Bende eski şarkıların daha fazla değer olduğuna inanıyorum. Özellikle Fikret Kızılok’a da bayılıyorum. Ben çok bilimiyorum Türkiye’nin eski sanatçılarını ama yavaş yavaş kendimi içinde bulunduruyorum.

  • Semhan Aydın 28 May 2013 - 13:11 Reply

    Efendim, düşüncelerinize katılmakla beraber, ben de bir fikrimi belirtmek ve yorumunuzu almak istedim. Kesinlike “destek olmuyorlar, yardımcı olmuyorlar” vs. gibi yorumlar terkedilmeli, sanatçılar kendi içlerine dönmeli ve yaptıkları işlerin kalitesini gözden geçirdikten sonra destek aramaya başlamalı. Hatta bu desteği de dışarıdan beklemek yerine daha kuvvetli girişimlerde bulunmalı ve daha çok enerjiyi sevdikleri işlere kanalize etmeliler.

    Fakat, “yanlış ülkede doğduk be abi!” söylevinde bir doğruluk olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz 10-15 yıl içerisinde, özerk bir ülke olarak izlediğimiz dış politika sayesinde, özellikle Avrupa gençleri arasında, Türk kültürüne ve sanatına karşı bir önyargı geliştiğini gözlemliyorum, duyuyorum. Uluslararası platformlarda Türkiye’den çıkan sanat ürünlerine kuvvetli bir önyargıyla yaklaşılıyor. Bazı müthiş sanatçılarımız popüler kültürde bu önyargıları yıkmayı başardı, ne mutlu. Fakat alternatif kültür ve yeni yetişen nesil bu sanatçılarımızdan beslenemiyor sanki ve bu önyargı devam ediyor. Ne dersiniz?

  • Umit 29 May 2013 - 01:00 Reply

    Acikcasi muzik tarihinde kendi sansini kendi yaratanlarin doneminde olmadigimiz bir gercek, ayrica donemimiz kendi muzigini yapan degil, piyasa aranjorleri taniyip onlara muzik yaptiranlarin donemi(demet akalin serdar ortac ceceli meceli gokhan ozen) yani bu tur bir sizlanma cok cok hakli bir sizlanma eger Turkiyede yasiyorsan…

    Ya poltik birseyle olumlu olumsuz patlarsin yada gece kulubu muzikleri yaparak piyasaya iyi kotu hitap edersin, muzik yaratmak diye birsey yok turkiyede, Duman, mor ve otesi veya manga gibi ismi bilinen kac grup var ki onlarda en unlu bilinenlerimiz.. Boyle bir ortamda yeni birinin cikmasini beklemek cok zor 70 li yillar gibi kimse unkapanina gidip plagini dinletemeyecegine gore, demekki sadece mukemmel muzik yapan birisi bu ulkede on plana cikabilir ama ortalama muzik yapan birisinin ortaya cikip kendini sonradan kesfetmesi bir hayal..

    Afrikanin bir kosesinden veya arabistanda collerin bagrindan kopup gelmis gruplarda bir sekilde unlu aranjorlerin produkterlerin bir bagiyla ortaya cikan gruplar, nitekim Tinariwende eski bir grup Santana gibi birisinin produktoruyle tanisik ayrica Kaddafinin bile etkisi var ortaya cikmalarinda… Kisacasi Turkiye muzik alternatif muzik yaratmak icin cok zor bir yer, gercekten kimse sans vermiyor, zaten secilmis kaliteli muzik dinleyen kesimde nasil olsa turkiyeden dogru durust grup cikmaz diyip sans bile vermiyor indie akimina kaptirmis gitmis Hipster kesimi, bu ortamda bir brit akimi gibi bir akim cikmayacagina gore amatorlerin soylnmesi bence cok normal

  • Leave a reply