5 Soru 5 Cevap // Men With A Plan

0 Posted by - 20 January 2016 - O OLDU BU OLDU

Can Çakmakçı ve İlker Çiftçi’den kurulu olan Men With A Plan İstanbul çıkışlı bir elektronika ikilisi. 2006 yılında bir araya gelen grubun müziğinde synth-rock estetiği Nordik dokunuşlar ile zenginleşirken, merkezde IDM ve techno eğilimleri yer alıyor. İlk albümlerini 2011 yılında “Batteries Not Included” adıyla yayınladılar ve son olarak geçtiğimiz yıl “This Is What You Want / This What You Get” teklisini Partapart etiketiyle dinleyiciye sundular.

>>Nasıl tanıştınız?

Üniversite zamanlarımızda tanıştık. İkimiz de o zamanlar DJ’lik yapıyorduk ve aynı kulübe ikimizi de çağırmışlardı. O gece fark ettik ki playlist’imizin neredeyse hepsi aynı parçalardan oluşuyordu. O zaman bunun tesadüf olmadığına karar vererek bir şeyler yapmak için plan yapmaya başladık. Daha sonra o planlar bizi iyi iki arkadaşa hem de Men With A Plan’e dönüştürdü.

>>İlk konseriniz neredeydi? Neler çaldınız, kimler izledi, ortam nasıldı?

İlk konserimiz Salon IKSV’deydi. İlk albümümüz olan “Batteries Not Included”ın lansman konseriydi. Hem ilk albümün heyecanından hem de ilk defa seyirci önünde çalacağımız için çok heyecanlanmıştık. Bugün bile o fotoğraflara baktıkça heyecanlanıyoruz. Salon’da çalıyor olmak bizim için çok özeldi. Bugün de hala en sevdiğimiz yerlerin başında gelir. Oldukça kalabalık bir gündü. Albümümüzün çıktığı Remoov’dan She Past Away , Bon Mod ve Ramadan da konser vermişlerdi. Hissiyat olarak da çeşitli bir kitle vardı ve hepsi bizleri dikkatlice dinlemişti. Albümdeki şarkıların hepsini çalmıştık.“Mooghead” i çaldığımızda dinleyicinin tepkisi olağan üstüydü. İlk ve son defa da iki cover çalmıştık. Biri Radiohead – Nude diğeri de Holden – Come To Me idi. Bizi en çok etkileyen iki isime ilk konser adına bir saygı duruşuydu. Genelde canlı çalarken araya o tarz şarkılar sıkıştırdığımız çok oluyor ve onları sadece o gece için hazırlayıp çalıyoruz.

>>Düşünce dünyanızı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?

Thom Yorke, James Holden, Kubrick, David Bowie, Boards Of Canada, Can, Harmonia, Stefan Zweig, Pink Floyd, Albert Camus, Bukowski, Ingmar Bergman, Alfred Hitchcock, Franz Kafka, Paul Thomas Anderson, Tangerine Dream gibi isimler. Tabii ki bu isimler de başyapıtlarıyla varlar. Aralarından seçmek istersek de. Film olarak, Persona, A Space Odysses 2001, Punch Drunk Love, Vertigo, The Science of Sleep, The Master, Force Majeure, A Trip To The Moon. Kitaplarda da, Amok Koşucusu, Yüzyıllık Yalnızlık, 1984, Yabancı, Ulysses, Karamazov Kardeşler, Dönüşüm, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Yolda. Albümler de, James Holden – “The Inheritors”, Boards Of Canada – “Geogaddi”, Royksopp – “Senior”, Harmonia – “Deluxe”, Fairmont – “Paper Stars”, Nathan Fake – “Drowning In A Sea Of Love”, John Talabot – “Fin”, Pink Floyd – “The Wall”, Radiohead – “In Rainbows”, Atoms For Peace – “Amok” ve James Holden – “The Inheritors”.

>>Hiç dinlememiş birine müziğinizi nasıl anlatırsınız?

Süslü genre’lar ile tarif etmeye çalışmayız sanırım. Çünkü o çizgiyi biz de bilmiyoruz açıkcası. Dans edebileceğiniz ritimlerle beraber olabildiğince samimi melodilerin ve sekansların buluşmasına çabalıyoruz. Organik katmanlarla beraber rastgeleliğin önüne geçtiğimiz, derin ama karanlık olmayan ve günlük hype’lara kafayı takmadığımız bir müzik.

>>Şu ara kafayı taktığınız sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?

Bu sıralar zaten tutkumuz olan krautrock’a iyice eğilmiş durumdayız. Can, Harmonia, Jane, Novalis, Tangerine Dream gibi isimler devamlı arka arkaya çalıyor. Sanırım bizim de kendi içimizde teknik ve mental olarak bir içe dönüş yolculuğumuzda karşımıza ilk çıkan isimler oldular. Bizce o era bugün etkilendiğimiz çoğu tarzın başlangıcıydı. Ve eğer bir şeyin en samimi halini görmek istiyorsanız onun ilk zamanlarına bakmalısınız. Bunun dışında bugünlerde Pye Corner Audio ile de ciddi düşünüyoruz. Belki şu an değil ama yakın bir zamana kadar da Simian Mobile Disco bayağı etkiledi bizi. Önceki işlerini pek beğenmesek de “Whorl” tam anlamıyla bize kafayı taktırttı.

FacebookShare/Bookmark

No comments

Leave a reply