5 SORU 5 CEVAP // MISS CROWLEY

1 Posted by - 28 January 2015 - O OLDU BU OLDU

Miss Crowley 2014 yılında ilk kez sahne tozu yutan, eserlerini yeni yeni paylaşıma açmaya başlamış bir ekip. Piyano’da Mert Bereket, vokalde Claire Crowley, davulda Sinan Erdin ve kontrbasta Murat Çopur’dan kurulu. Claire Crowley’nin hikayeleri, Mert Bereket’in besteleri ile bir araya geliyor ve grupça ürettikleri minimalist standartlara sahip bestelere dönüşüyor. Miss Crowley 31 Ocak Cumartesi Kamayor’da, 18 Şubat’ta Bronx Pi Sahne’de çalacak.

Nasıl tanıştınız?
Mert: Bir süredir üzerine çalıştığım piyano parçalarına, piyano kadar duru bir vokal arayışı içerisindeydim. Biraz şans ve biraz kader bizi Claire’la İstanbul’da bir araya getirdi. Kimyamız pek güzel uyuştu. Sonrasında Sinan ve ardından Murat’la tanıştık.

İlk konseriniz neredeydi? Neler çaldınız, kimler izledi, ortam nasıldı?
Mert: İlk konserimiz Bronx’taydı. Yeni bir projeyi izleyiciye/dinleyiciye sunmak her zaman tarifsiz bir heyecan yaşatıyor. O gece de kendi şarkılarımızı ve birkaç cover parça çaldık. Bir şekilde içine derin duygularını gizlediğin parçaları, o an ilk defa seyirciyle paylaşmak biraz çıplak kalmak gibi. O duyguların biraz olsun seyirciye ulaştığını hissedince ortam daha da güzelleşiyor tabii.

Claire: Her geçen konser daha da güzelleşiyor. Biz birbirimizi, seyirci bizi daha iyi tanıyor her seferinde.

Sinan: Ortam beklediğimizden iyiydi. Bu kadar kalabalığa çalacağımızı düşünmemiştik. Dolu salona çalmak güzeldi.

Düşünce dünyanızı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?
Mert: İsim: Aşık Veysel, Chopin, Erik Satie, Richard Melville Hall (Nam-ı diğer Moby); film: Lost In Translation, Big Fish; kitap: Oblomov; albüm: Anathema – “A Fine Day To Exit”, Portishead – “Dummy”.

Claire: Ah çok zor bir soru benim için. Lucy filminden etkilenmiştim haha.

Sinan: Şimdilerde Kafka okuyorum bol bol. Albüm konusuysa çok derin ama özellikle Dire Straits – “On Every Street” albümünü ömrümün sonuna kadar sıkılmadan defalarca dinleyebilirim.

Hiç dinlememiş birine müziğinizi nasıl anlatırsınız?
Mert: Hikayeler anlatan bir kadın, o hikayelere eşlik eden ve zaman zaman da kendi hikayelerini fısıldayan piyano.

Claire: Birçok şeyin karışımı, sakin, dinlenilesi…

Sinan: Genel olarak betimlemek gerekirse sakin ve sade bir müzik. Hepimiz olabildiğince mütevazı çalmaya çalışıyoruz. Çok çalmalardan çok sıkıldık. Müzikal ego tatminindense ruhu yakalamayı hedefliyoruz. Her parçamız bir hikaye anlatıyor, bunu yaparken de söze odaklanıp 3 akorla müzik yapma yoluna gitmiyoruz tabii, sadece müziği en saf halinde tutmaya çalışıyoruz.

Şu ara kafayı taktığınız sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?
Mert: Röyksopp, Feed Me gibi elektronikler. Bir de Wild Belle. Yeni albümleri gelse keşke.
Şu sıralar Fatih Akın’ın The Cut filmindeki soundtrack’ler dikkatimi çekti. Klişeden uzaklaşıp güzel şeyler deneniyor artık (yaşasın bağımsız sinema!).

Claire: James Blake.

Sinan: Bu ara Adamlar dinliyorum mesela. Harikalar, bizim kuşağın en iyi grubu şimdilik. Bir de yıllardır kaliteden ödün vermeyen abilerimiz var tabii ki. Cenk Erdoğan’ın Kara Kutu’sunu her uzun yolda kafayı cama yaslayıp defalarca dinliyorum, çıktığı günden beri. Bir de Ediz Hafızoğlu’nun albümü Nazdrave var dinlemelere doyamadığım. Bu aralar ben kafayı bunlara taktım, iyi ki varlar.

FacebookShare/Bookmark

No comments

Leave a reply