ALKAN AVCIOĞLU YAZDI: “GİZLİ KUSUR”UN İLHAM KAYNAKLARI

0 Posted by - 09 May 2015 - O OLDU BU OLDU

Paul Thomas Anderson’un son filmi ‘Gizli Kusur’ (Inherent Vice) vizyona girdi. Thomas Pynchon’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve 1970’lerde Los Angeles’ta geçen film referanslarla dolu çılgın bir alegori. Biz de yönetmenin etkilendiği ve bu filmin akıllara getirdiği filmlere bir göz attık.

repo man

Zorlu Yarış (Repo Man), 1984
Yön: Alex Cox
Alex Cox’un kült filmi punk ve bilimkurgu öğeleri ile dolu tuhaf bir kara komedi. Paul Thomas Anderson’un defalarca izlediğini belirttiği ‘Repo-Man’ 1980’lerden en sevdiği filmlerdenmiş. ‘Gizli Kusur’ ile bu filmin akrabalık bağları ise bilimkurgu yanı veya mizahi yönünden ziyade San Fernando Valley banliyösündeki ortamı resmedişi. Gerçeklik ile bağını yitirmiş hippi anne-babalar ve onların bir nevi amaçsızlıkla boğuşan çocukları ‘Gizli Kusur’un dünyasını akla getirir türden. Anderson’un en çok etkilendiği ise Wim Wenders ve Jim Jarmusch’la da çalışmış olan ‘Repo-Man’in görüntü yönetmeni Robby Müller.”Film çekmeye devam ettikçe Müller’inkiler gibi gözüken dış, gece çekimleri yapmaya çalışıyor olacağım” diyor Anderson.

jackie brown

Jackie Brown, 1997
Yön: Quentin Tarantino
Paul Thomas Anderson katıldığı pek çok film festivalinde yeni filmi ‘Gizli Kusur’u çekerken ona ilham veren filmleri ve tüm zamanlardan en çok sevdiği filmleri anlattı. Tarantino’nun filmi neredeyse bu ikisinin ortasında bir yere denk geliyor. Hem çok sevdiği hem de etkisi adeta ‘Gizli Kusur’un dokusuna nüfuz ettiği bir film. Anderson bu filmden bahsederken Tarantino’yu övgülere boğduğu kadar filmin Sally Menke imzalı kurgusunu da övgülere boğuyordu. Ancak tabi ki ‘Gizli Kusur’la ‘Jackie Brown’ın en büyük akrabalık bağı karakterlere ve diyaloglara yaklaşım tarzı. Her iki filmin de ustalığının ince nüanslarda gizli olması boşuna değil. Nitekim Anderson, kurgunun yanı sıra ‘Jackie Brown’ın özenli diyaloglarından, her sahnenin şefkat ve duyarlılıkla çekilmiş olmasından da etkilenmiş.

MCDNOBY EC002

Gizli Teşkilat (North by Northwest), 1959
Yön: Alfred Hitchcock
‘Gizli Teşkilat’ Anderson’un sadece bu filmini değil onun yönetmenliğini ve sinemaya yaklaşımını en fazla etkileyen filmlerden biri. Nitekim sinema tarihinde en sevdiği birkaç filmden birisi. “Filmin karmaşık olay örgüsünden ziyade görsel tercihlerini ve duyguları” hatırlıyorum diyor Anderson. Hitchcock’un filminin olay örgüsüne hakimiyeti ve tarzının bambaşka olduğu kesin ama Anderson’un son filminde olay örgüsünün akışına çok da kafayı takmaması işin görsel kısmını daha önemsediğinden. “Ve tabi ki Cary Grant” diyor Anderson; “cep telefonuyla bile film çekseniz, içinde Cary Grant varsa muhtemelen çok iyi bir film olur.” Biz de aynı şeyi Anderson’un son iki filmini düşününce Joaquin Pheonix için söylesek yanlış olmaz sanırım.

the big lebowski

Büyük Lebowski (The Big Lebowski), 1998
Yön: Joel Coen
Anderson, Coen biraderlerin ‘Raising Arizona’ filmine nasıl taptığını anlatır her fırsatta. Ama ‘Gizli Kusur’a ‘Büyük Lebowski’den daha yakın bir film düşünmek neredeyse imkansız. Gerek kendini olayların ortasında bulan hippi dedektif karakteriyle gerek de olay örgüsüne yaklaşımıyla ‘Gizli Kusur’u izlediğinizde aklınıza gelecek ilk filmlerden biri olacak ‘Büyük Lebowski’. Üstelik filmlerin özellikle de diyalog düzeyinde ve meselesini ciddiye alış derecesinde aynı tonu paylaştığını söyleyebiliriz. Burada şüphesiz es geçilmemesi gereken şey şu: Coen’lerin ‘Büyük Lebowski’de ilham aldığı ve saygı duruşunda bulunduğu pek çok klasik film, ‘Gizli Kusur’u da etkilemiş durumda.

the long goodbye

Uzun Veda (The Long Goodbye), 1973
Yön: Robert Altman
Neil Young’un yönettiği ‘Journey Through the Past’, Frank Capra’dan 1933 tarihli ‘The Bitter Tea of General Yen’, Thom Andersen’in belgeseli ‘Los Angeles Play Itself’ ve Howard Hawks’ın ‘The Big Sleep’i. Bunlar ve muhtemelen daha niceleri ‘Gizli Kusur’un anımsattığı ve belli açılardan beslendiği filmler olarak düşünülebilir. Ancak hiçbirisi Altman’ın ‘Uzun Veda’sı kadar hem içerik hem biçim anlamında ‘Gizli Kusur’a yakın duramaz. Anderson bu filme belki Coen’lerin yaptığı gibi bir kedi kadar bariz bir sembolle referans göstermiyor ama hikayenin atmosferi ve başkarakterinin mücadelesi ‘Uzun Veda’ya oldukça yakın duruyor. Özellikle de görsel olarak. Anderson’un ‘Uzun Veda’daki Los Angeles’ı pek çok sahnede düşündüğü kesin.

*Alkan Avcıoğlu’nun bu yazısı 8 Mayıs 2015 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

No comments

Leave a reply