Amsterdam’dan notlar…

0 Posted by - 13 November 2010 - O OLDU BU OLDU
amsterdam_coffee_shop

Amsterdam'In en eski coffeshop'u. Bulldog'un birkaç şubesi daha var muhtelif yerlerde ve bütün coffeehop'lar gibi burası da oldukça turistik bir yer.

Bu şehir çok acayip, hatta birtakım noktalarda bize ters. Benim gibi ilk kez gidiyorsanız şu önerileri kesin koyun defterin arasına lazım olur

*Amsterdam ile ilgili ilk kural. Buraya kışın gelmeyin. İkinci kural buraya sonbaharda da gelmeyin. Bu iki kuralın ardınan üçüncü kural: Amsterdam’a olabilecek en sıcak zamanda gelin. Çünkü burada her yer yürüme mesafesinde, her taraf park, kanal, kafe, bar, restoran. Burada hayatın tadı sokakta çıkıyor. Unutmayın.

*Kime Amsterdam’a gideceğimi söylesem, yüzüne bir gülümseme oturuyor. Kafa hafifçe sağa kayıyor ve “İyi tatiller he he he” tarzında bir cümle geliyor ardından. Check-in’deki görevliden, Amsterdam’daki pasaport müdürüne kadar herkes “He he he” modunda. Size de aynısı olacak. Şu anda dudaklarınızın iki yana doğru kıvrıldığını ve gülümsediğinizi görebiliyorum.

*İşte tam da bu yüzden Amsterdam hakkında bir seyahat yazısı yazmak çok ama çok zor. Burada bir “yasal marijuana” gerçeği var. Ve bunu ticareti ya da endüstrisi var. her yanda buna dair imgeler objeler, kitaplar, resimler, dergiler var. Burada tedarik ve üretim suç. Ruhsatlı yerlerde tüketim için satış yasal. Amsterdam’da bu iş için coffeeshop’lar (ruhsatlı yerler) var ve buralar aslında tamamen turistik yerler. İşin doğrusu hiç de hoş yerler değiller. Benim tavsiyem hiç girmeyin o işlere, paşa paşa çayınızı, kahvenizi, biranızı, şarabınızı için. Zaten buranın yerlilerini ben hiç görmedim böyle dumanaltı üzerinde Bob Marley bayrağı falan dalgalanan turistik yerlerde otururken.

*Cave Rock Bar diye bir yer var. Beyoğlu’ndaki bizim Nejat İşler’ın mekanı Tezgah’ın Amsterdam versiyonu. Giderseniz aklınızda bulunsun.

*Evet ilk kez giden her turist gibi ben de merak edip Redlight District denen yere gittim. Bir sürü kadın camların arkasında müşteri bekliyor ve saplardan oluşan muhtelif gruplar bu kadınlarla muhabbette. 18 yaşımda olmadığımdan benim ilgimi çekmedi. Hatta feminist olsam cam çerçeve indirirdim. Cık cık cık yapmakla yetindim. İnsan pazarı resmen.

*Gecenin bir yarısı çok sıradan görünen bir barın önünden geçerken “Her yer boşken neden burada bu kadar insan var” diye merak ettim. Kapısında dev kadar gökkuşağı bayrağını görmemişim meğer. İşte sana sebep. Yoksa gerçekten berbat bir yerdi.

*Sigara almaya girdiğin yerde su, kola, çikolata, kağıt mendil yanında oyuncak plastik meme de satılıyor. Buraya girip “Usta bir çakmak bir de plastik meme aldım kaç para” diyen var mı mesela? Amsterdam işte böyle bir yer. Ne anladıysanız o artık.

*İnsanlar ikiye ayrılır. Gittikleri şehirde Hard Rock Café’ye gidenler ve gitmeyenler. Ben gitmeyenlerdenim. Gitmedim. Hatta Hard Rock Café olan mahalleyi beller oraya da fazla uğramam. Çünkü oralara sadece paket turlar gider.

*Amsterdam sigara içilen bir yer. Mekanlar tolere ediliyor, en azından bazı mekanlarda barda içilebiliyor. Her türlü tütün, pipo ve sarma kağıdı gırla. Bizdeki Efes Pilsen One Love Festival burada olsa adı kesin Rizla One Love Festival olurdu.

*Fast Food ve fast food tatlıcı çok fazla var. Bazıları idare ediyor, bazıları çok iyi. Benim favorim Leidseplein denen yerde meydandaki tatlıcı. Bu arada Tayland Fastfood zinciri Vok the Walk’tan uzak durun. Yemekler çok ağır.

*Van Gogh müzesine mutlaka gidin. Van Gogh’un resimleri burada hayat öyküsü ışığında dönemlere göre sergileniyor. Üstad hakkında burada pek çok şeyi öğrenebilir, tarzını çok daha iyi anlayabilirsiniz.

*Amsterdam hayvanat bahçesine gidin. Şehrin göbeğinde her yere yürüme mesafesinde vahşi hayata dair izler bulmak çok rahatlatıcı. İnsan trafikten sıkıldı mı slan kaplan, fil, zürafa izlemeye gidebiliyor. Ağaçlarda bir sürü geyik, kuş ve maymunların dolaştığı insanı rahatlatan bir yer hayvanat bahçesi Artis.

*“Tipping is not a city in China”, “Tipping” yani bahşiş, Çin’de bir şehir değildir yazıyordu barın birinde. Bizdeki “vefa bir semt adı değildir” lafını hatırladım.

*Küpeli makinist acele etme daha kalkmamıza var dedi. Schiphol’e giden trene binerken o da yüzünde o bahsettiğim gülümsemeyle.

9 Comments

  • friendsinhell 13 November 2010 - 12:07 Reply

    “vok the walk” berbat yemekler/kazık fiyatlara sahip amsterdam’da, osmanlı mutfağı gibi kalıyor, lütfen hakkını yemeyin.

    • Mehmet Tez 13 November 2010 - 12:12 Reply

      Valla çok ısrarcı değilim. Bana ağır geldi. Onu yiyeceğime dilim pizza yerim daha temiz.

  • ayca 13 November 2010 - 12:34 Reply

    her coffeshop’un cikisinda ya da yakininda tatlici/dondurmaci olmasi da manidar 🙂 amsterdam’da yapilabilecek en guzel seylerden biri; yazin kanal kenarinda oturup elinde biran,kitabin, botlarda piknik yapanlari, dans edenleri, bizim taksime cikisimiz gibi botlarla alemlere akanlari izlemek heralde.

  • Tweets that mention Amsterdam’dan notlar… | hafifmuzik — Topsy.com 13 November 2010 - 13:35 Reply

    […] This post was mentioned on Twitter by aydan özkil, mehmet tez. mehmet tez said: Amsterdam’dan notlar… – http://hafifmuzik.org/?p=10705 […]

  • dayzeedays 13 November 2010 - 16:59 Reply

    evet Wok to Walk cidden Osmanli Mutfagi gibi kaliyor Amsterdam’da. Berbat yemek/kazik fiyatlar cok yerinde bi karsilastirma olmus. Ama tabiki ana yemek yerine yenmesi lazim. yoksa agir gelmesi normal. porsiyonlar hallice. burda genelde fastfoodcu arkadaslarin favorisi FEBO dur. partileme sonrasi en hizli karin doyurma imkani sunan bizdeki kizilkayalar benzeri zincirdir

  • foofighters 14 November 2010 - 01:59 Reply

    Gitmemişin bile bildiği bir yer, geç kalınmış.Rizla one love,cık cık yapmak bunlar nedir? hehe metaforu da çok boş, pek işe yaramamış.

  • ibrahim 18 November 2010 - 21:06 Reply

    Ben de Redlight’taki cemakan muhabbetinden rahatsız olmuştum. Fakat Amsterdam Şehir Müzesi’nde, aslında oradaki seks işçiliğinin nasıl bir hak kazanım mücadelesi süreci atlattığına dair bir program izledim. “Ben pezevenk değilim” şeklinde açıklama yapan eski belediye başkanının kuyusunu en sonunda kazabilmiş örgütlenmiş seks işçileri. Kendilerine ait odalarda kiralarını ödüyorlar, vergilerini veriyorlar ve güvenli bir şekilde çalışabiliyorlar.

    Fakat biraz araştırmayla öğrendiğim kadarıyla son yıllarda durum biraz değişmeye başlamış. Bu kadınları tehditle yıldıran ve komisyon almaya başlayan iki ayrı çete türemiş. Çetelerden biri Doğu Avrupa menşeli. Bil bakalım diğer çete kimlere ait?

  • mehmet seksiitez 14 July 2011 - 23:57 Reply

    Gecenin bir yarısı çok sıradan görünen bir barın önünden geçerken “Her yer boşken neden burada bu kadar insan var” diye merak ettim. Kapısında dev kadar gökkuşağı bayrağını görmemişim meğer. İşte sana sebep. Yoksa gerçekten berbat bir yerdi……

    bu berbat cümle, bir müzik yazarının gezi yazısı yazmaması gerektiğini gösteriyor. bırakalım orhan kural yazsın. beleşten göndermelerini anlıyorum da, bari müzikle ilgili yazın. sana ne içerisindekilerden.onlar da belki senin sakallı, paspal halini iğrenç bulmuştur. biraz kalsaydın belki hoşuna giderdi:)

    • Mehmet Tez 15 July 2011 - 00:34 Reply

      Kimse gondermedi. Bilgine.

    Leave a reply