Bilgisayar bağımlısı mıyım?

0 Posted by - 14 September 2009 - O OLDU BU OLDU

album-computer-world

Her sabah erken kalkıyorum. İki adet mail adresime bakıp mesajları inceliyor yanıtlıyorum. Twitter hesabıma girip eş dost takipçiler ne yazmış ona bakıyor bir iki twit yapıyorum. 

Facebook mu? Tabii… Ona da giriyorum. Kim hangi etkinliğe davet etmiş, kim hangi grubun hayranı olmamı istemiş, hangi eski dostum yıllar sonra mesaj atmış ona bakıyorum. Her birini yanıtlamaya çalışıyorum. Geç kalan yanıtlar için özür diliyorum. Arkadaşlık taleplerine bakıyorum.

İlk kahvemi içerken gazeteleri ve haber sitelerini okumaya başlıyorum. Eskiden internetten bakar ama gazetenin kendisini okumadan bir şey anlamamış sayardım kendimi. Şimdi gazeteyi okusam bile kağıttan, illa internete de giriyorum.

Haber siteleri turum bitince reader’ımı açıp dünyanın dört bir yanından gelen haber ve güncel postlara bakıyorum.

Bu haber turumuz tamamlandığında ikinci kahvemi alıyor, ben duş alırken gelen mail’leri ve haberleri inceliyorum. Ya da biri bir şey twit ediyor ona bakıyorum. O sırada kedi gelip bilgisayarın üzerinde dolaşınca bozuluyorum, kucağıma alıp tek elle zaptetmeye çalışırken diğer elimle tuşlara basıyorum.

Bilgisayar başındayken biri benimle konuşunca genellikle yanıt veriyorum elbette. Ama komple otopilottayım. Ha evet, çok güzel, bence de gibi otomatik yanıtlar bunlar.

Telefon çalıyor “Alo” diyorum karşıdaki “uyuyor muydun” diyor. Hayır otopilottayım…

Her şeyin farkındayım ama tepki veremiyorum çünkü o anda gördüğüm yeni bir şeyi hemen bloga girmem lazım. Bunu tüm kalbimle istiyorum üstelik.

Wireless bağlantısı olmayan ortamlarda artık işim yok. Oraları haritamdan çoktan çıkardım. Yer seçerken de çoğu zaman yakında bir priz olmasına dikkat ediyorum. Priz olan yerde başkası oturuyorsa bu beni üzüyor, kızdırıyor. Orada oturanları kaldırmak istiyorum. Bilgisayarımın şarjı üç saat dayanıyor ve genelde ful batarya dolaşıyorum ama yinde de priz yanında kendimi daha güvende hissediyorum.

İnternet olmayan ortamlarda da bulunmam gerekiyor tabii arada. Burada bilgisayarımı açıp müzik dinliyorum, film izliyorum, fotoğraflara bakıyorum ya da yazı yazıyorum.

Geçen hafta Cumartesi sabahı kalktım ve şarjımı gazetede unuttuğumu fark ettim. Elim ayağım titredi. Bilgisayarımda yedi dakikalık şarj kalmıştı. O yedi dakikada neler yapmaya çalıştığıma inanamazsınız çaresizce. Bir dakika kala kapattım onu. Başka bilgisayarlara giremiyorum çünkü tuşların yeri bile farklı geliyor. Hiçbir şey olması gereken yerde değil gibi. Ne bileyim tanımadığın biriyle sevişmek gibi huyunu suyunu bilmiyorsun. Ve bundan rahatsız oluyorsun. Kişisel ayarlarım ve bookmark’larım olmadan bir hiçim.

Hafta sonu sürekli sızlandım, suskunlaştım ve kendimi oyalamak için yapmadığım şey kalmadı. Ama olmadı. Pazartesi ofise ulaştığımda şarjı bilgisayara yaklaştırdığımda bir çekim hissettim. Şarjın yeşil ışığı yandığında sanki taşlar yerine oturdu. Ekran açıldı. Gülen surat çıktı. Her şey yoluna girdi.

Sizce ben bilgisayar bağımlısı mıyım?

Milliyet’ten…

3 Comments

  • Sno_re_t 14 September 2009 - 11:14 Reply

    Sanıyorum bir çoğumuzun hayatı bu şekilde gelişiyor. Tek fark, masaüstü pozisyonu..

  • Tamay 16 September 2009 - 10:06 Reply

    Evet. Kötü bir şey değil.

    Her zaman prize yakın olmasam da olur, ama tatilde veya şehir dışındayken e-posta adresime “kapalıyız” notu asla koymam, koyamam..

  • Ece 31 August 2012 - 23:46 Reply

    Galiba evet:) Benzer bir durum bizde de var. Bir de insan haber sitelerine ve bloglara bakmaktan çalışmaya pek vakit bulamıyor o da sorun.

  • Leave a reply