Bir albüm ne kadar eder?

0 Posted by - 24 February 2011 - O OLDU BU OLDU


Her hafta piyasaya çıkan onlarca yerli ve yabancı albüm acaba üzerlerindeki etikette yazan fiyat kadar değerli mi? Bir albümün değeri neye göre ve nasıl belirleniyor?

Bu yazıyı yazmadan az önce thekingoflimbs.com adresine girdim ve Radiohead’in yeni albümü “The King of Limbs”i indirdim. Şimdi gelin albümün nasıl olduğunu ileri tarihli bir yazıya bırakalım ve başka noktalara odaklanmaya çalışalım…

Thekingoflimbs.com adresine girerek bir kullanıcı adı ve şifre alıyor, ödemenizi yapıp indiriyorsunuz.

Mp3 formatındaki albüm 9 dolar (14 TL). Daha kaliteli WAV formatında indirirseniz 14 dolar (22 TL) veriyorsunuz.
Albümü elbette plak ya da CD formatında satın almak isteyenleri de düşünmüşler.

Albümün iki plaklık LP versiyonu artı CD versiyon ve muhtelif çizimlerden oluşan bir külliyat yanında dijital indirme kodu bir paket haline getirilmiş ve fiyatı 48 dolar. Yani 72 TL. Aynı paketi mp3 değil de WAV ile alırsanız 53 dolar (78 TL) ödüyorsunuz.

Bu fiyatları Radiohead kafasından uydurmuyor. Geçen albümleri “In Rainbows”u da kendi web sitesinden indirten grup o zaman “Gönlünden ne koparsa” sistemini uygulamış ve albümün fiyatını belirlemeyi dinleyicisine bırakmıştı.

Radiohead mi fazla ucuz, yoksa popçu mu çok pahalı?

Bu albümü ilk bir ayda 1 milyon 200 bin kişi indirdi. İndirenlerin sadece yüzde 40’ı ödeme yaptı. Albüm başına düşen ortalama rakam 6 dolar olarak açıklandı.

Anlaşılan o ki grup bu fiyat üzerinden giderek yeni albüme bir değer biçmiş ve 9 dolardan başlayan seçeneklerle satmaya karar vermiş. Bu defa beleşe indirme yok, para vermek gerekiyor.

Hep birlikte satış rakamlarını ve bu uygulamanın nasıl ilerlediğini göreceğiz.

Radiohead gibi dünya çapında dev bir grubun bu tip yöntemler denemesi albüm, müzik, fiyatlandırma konularında yeni ufuklar açıyor. Ve ister istemez zihnimizde bazı sorulara yol açıyor.

Mesela bizde 15 TL’ye satılan bir albümün fiyatı nasıl oluşuyor? Dijital olarak indirilebilen şarkıların birim fiyatı neye göre belirleniyor?

Radiohead’in yeni albümünü 14 TL’ye satın alabiliyorsam, acaba yeni çıkan, hiç tanınmamış bir popçunun albümünün de aynı bedelden satılmasında bir terslik yok mu? Yani ya Radiohead çok ucuza satıyor emeğini ya da popçu çok pahalı.

“Albüm satamıyoruz çünkü internet bizi mahvetti, korsan var” demek acaba işin kolayına kaçmak mı? Albüm satamayanlar acaba kendilerine “Bizde hiç mi kabahat yok, belki de o kadar iyi bir albüm yapamadık” diyor mu?

FacebookShare/Bookmark

3 Comments

  • FG 25 February 2011 - 02:14 Reply

    Albüm fiyatlarını gruplar kendi dinleyici kitlelerini gözönüne alarak kendileri belirleyebilmeli. Radiohead bu konuda oldukça başarılı In Rainbows’a ortalama 6 dolar ödendiyse bence “isterseniz hiç ödemeyin” denen bir proje için oldukça olumlu bir sonuca ulaşılmış. Şahsen ben mp3 formatındaki In Rainbows’a 15 TL ödemiştim, şimdi The King of Limbs’e de 15 TL ödemiş oldum. Düşününce yepyeni, ilk gün edinebileceğiniz, hiçbir yerde paylaşılmamış stüdyo kayıtlarını içeren Radiohead albümü için 15 TL grup tarafından onaylanan bir rakamsa, diğer grup / sanatçılarında bunu göz önüne alarak uygun fiyatlarla albümlerini kitlelere ulaştırmaları gerekir…

  • can saban 30 December 2011 - 02:29 Reply

    Türkiye’de albüm satışı (rakamlar, listeler, fiyatlar) oldukça şaşırtıcı tesadüflerle ve tuhaf gerçeklerle dolu. Bazılarını paylaşmak istiyorum.

    – D&R’da TOP10 listesinde 7 albüm DMC etiketli. Gerçekten en büyük tesadüf bu olsa gerek.

    – Aşağı yukarı 12 ile 18 lira arasında değişen Türkçe albümlerin olağanüstü bir para dağılımı hikayesi var. Önce güzel bir vergi, sonra da D&R satıştan (değişken) bir yüzde kesiyor. Geri kalan ise büyük çoğunluğu dağıtımcı şirket ve plak şirketi arasında dağıtılıyor. Plak şirketi ile sanatçı arasındaki anlaşmaya göre de sanatçı parasını(?) alabiliyor. Şöyle bir hakikattan bahsedeyim, yapımcısı olduğum bir albümün, CD, booklet ve kapak basımı ve bandrolüyle tüm ortalama seçimlere rağmen 2 TL civarında geldi. Plak şirketiyle yaptığımız insaflı ve iki tarafı da koruyan anlaşmayla beraber aynı albümün satışından prodüktöre kalan 2.09 TL gibi bir rakam.

    Bu koşullar altında dijital satış ve Radiohead’in yaptığı samimi seçimi olağanüstü buluyorum. Biraz da bu methodu Türkiye’de neden uygulanamayacak derecede uzak bulduğumdan bahsedeyim.

    1) Türkiye’de büyük plak şirketlerinin, pek kimselerin de haberdar olmadığı bir TEKELi var. Bunun en büyük destekçisi maalesef MÜYAP. Özetinde büyük şirketlerin hem mekanik hem de diğer telif gelirleri çok daha yüksek oluyor. Küçük şirketlerin önünü kapayan bu uygulamaya ikinci güzel destek de POWERTURK’ten geliyor. Bu mevzuya çok girmiyorum eminim herkes farkındadır. (açık bıraktığım bu konunun derinlemesine bir tartışmasını sizin ilerde bu platformda yapmanızı beklerim)

    2) Kredi Kartı ile internet üzerinden alışveriş yüzlerce düzgün websitesinin katılımıyla güzel noktalara gelmiş de olsa, “kayıtlı müziği dinlemek için para harcamak” bir Türk alışkanlığı değil. Bunu bizim için başkalarının yapmasını bekliyoruz ve devreye sponsorluklar giriyor. Bu bağlamda telekomünikasyon şirketleri kamuoyuna müzik dinletir oldu (ve fena da gitmiyor bu uygulama).

    Bu konuyla (ve çok daha geniş kapsamda müziğin ekonomisi, ve ekonomi/politiği üzerine derinlemesine analizler ve antitezler barındıran) bir kitap önerisiyle bitiriyorum;

    Gürültüden Müziğe – Jacques Attali
    bir müzisyenin, müzik dinleyicisinin ve camiamız içinde 40 kişinin mutlaka edinmesi gereken.

    • Mehmet Tez 30 December 2011 - 10:13 Reply

      Tespitlere katılıyorum. Bunu tartışmaya açalım bi ortam oluşturup konuyu derinleştirelim bende de.

    Leave a reply