Bir aşk hikayesi…

0 Posted by - 26 August 2012 - O OLDU BU OLDU

Pazarları aşk meşk yazmak adet ya. Modaya uyalım, bu pazar öykünüz de benden olsun. Gerçek bir hikaye. Hepimizin başından geçebilir, geçmiştir de… Önce okuyun sonra neden bahsettiğimi söyleyeyim…

Olayın kahramanı anlatsın: “Ağustos ayında bizim de çaldığımız bir festivalde gördüm onu. Hiçbir şeyi umursamıyor gibiydi. Harika bir sesi, gülüşü, şahane şarkı sözleri ve büyülü bir hali vardı.

Biz çıkıp şarkılarımızı çaldık. Bittiğinde bizi izleyip izlemediğine baktım. Oradaydı. Sıra ona gelince sahneye çıktı. Üzerinde uzun bir elbise ayağında asker botları vardı. Şarkılarını söylerken ben aşağıda onun için deliriyordum. İçim içimi yiyordu. Şovdan sonra yanına gittik. Müziğini çok beğendiğimizi söyledik. Bize kuru kuru teşekkür etmek yerine onunla takılmamız için davet etti. Ama muhabbetin en güzel yerinde tur menajeri içeri girdi ve bir sonraki konser için hareket etmeleri gerektiğini söyledi. Gidiyordu ve muhtemelen bir daha asla göremeyecektim onu. Bir şey yapmam gerekiyordu. Hemen soyunma odasına koştum, ona bir mektup yazdım. Onun için bir şeyler hissettiğimi bilmesini istedim. Tam otobüse binecekken yakaladım ve eline tutuşturdum. Şaşırdı, gülümsedi. Mektubu alıp bir şey söylemeden arkasını döndü, otobüse bindi. Sonra? Hiçbir şey olmadı. Ne bir mesaj, ne bir haber. Tek bir sözcük bile gelmedi.

Aradan bir yıl geçti. Hayat devam ediyordu. Başka biriyle birlikte olmaya başlamıştım. Hayatım iyi gibiydi. Derken o bir albüm yayımladı. Bir gecede dünyanın bir numaralı kadın şarkıcısı olmuştu. Herkes ondan bahsediyordu. Bir gün bir arkadaşım şehre taşındığını ve en sevdiğim kahvaltı mekanlarından birinde ara sıra takıldığını, oraya gidersem onu görebileceğimi söyledi.

Gittim. Oradaydı. Görür görmez içim eridi. Onunla hemen orada evlenebilirdim. Karşılaştık ve konuşmaya başladık. Festivalde karşılaştığımızı, ona bir not verdiğimi ama bana hiçbir yanıt vermediğini söyledim.

‘Biliyorum’ dedi. ‘Mutfak dolabının üzerinde duruyor o not.’ İnanamamıştım. ‘Gerçekten mi?’ diye sordum. ‘Ne sanıyordun, birinin bana böyle bir not yazacağını ve benim bunu atacağımı mı?’ Beni yemeğe davet etti. İzleyen günlerde beraberdik. Birlikte zaman geçiriyorduk. Müzelere, filmlere gidiyor, yemekler yiyorduk. Ona direksiyon dersleri verdim. Arabayla saatlerce dolaşıp müzik dinler, öpüşür, konuşurduk. Ama bana hiçbir zaman kapılarını tam olarak açmadı. Ne ruhen ne de fiziksel olarak. O güne dek yaşadığım, içinde seks olmayan en anlamlı ilişkimdi bu.

Haftalar geçiyor, ilişkimiz giderek derinleşiyor, duygusal ve fiziksel anlamda bana daha fazla yakınlık gösteriyordu. Ama yine de onu tam olarak anlayamıyordum. Tek bildiğim ona bağlandığımdı. Bütün zamanımı onunla geçirmek istiyordum. Çocuk gibiydim. O ise daha mantıklı olan taraftı. Birbirimizi dengeliyor gibiydik. Her şey iyiydi. Mutluydum. Ona baktığımda onun da mutlu olduğunu görüyordum. Güldüğünde gözlerinde çiçekler açıyor gibiydi. Bu beni delirtiyordu.

Bir gün onu aradım ve telesekreterine mesaj bıraktım. Eve geri döndüğümde kendi telesekreterimde bir mesaj buldum: ‘Nasılsın? Yarın şehirden taşınıyorum. Beni aramanı ya da beni görmeye gelmeni istemiyorum. Hoşçakal.’ Şoktaydım. Bir gece önce ‘Seni tekrar görmek için sabırsızlanıyorum’ diyen kadın şimdi ‘Beni arama ve görmeye gelme’ diye mesaj bırakmıştı. Ne yapacağımı bilemedim. John’u aradım, durumu anlattım, perişandım. Bana böyle davranıldığı için delirdi. En yakın arkadaşlarımdan biriydi neticede. Evde oturup bir şeyler karalamaya başladım. Sonra John’u tekrar arayıp “Oraya geliyorum” dedim. Gece yarısı evindeydim. Yazdıklarımı aldı. Gitar çalmaya başladı. ‘Bu şarkıyı bu gece bitireceğiz’ diyordu. Deli profesör gibi gitar çalıyor, kaydediyor, vokal efektleri ekliyordu.

Sabah beşte bitirmiştik. Kaseti çıkarıp bana verdi. Dışarı çıktığımda deli gibi yağmur yağıyordu. Arabamı sürdüm ve henüz gitmemiş olması için dua ederek evinin önüne geldim. Kapının önüne kadar gittim. Yağmurun altında bekledim ama zile basamadım. Kaseti posta kutusuna bıraktım ve döndüm.

Zaman geçti. Albümümüz çıktı, hayat devam etti. Trajediler, zaferler yaşadık. İnsanlar öldü, insanların çocukları oldu. Ve ben hep o gün o kapıyı çalsaydım, onu bir kez daha görseydim hayatım nasıl olurdu diye düşündüm.

Yıllar yıllar sonra bir ödül töreni çıkışı otoparkta arabamı beklerken bir limuzin yanaştı. Kapı açıldı. Oydu. Ona doğru yürüdüm. Beni gördü, başıyla selam verdi. İkimiz de merhaba dedik. Ağzımdan başka tek kelime çıkmadı. ‘Kaseti aldın mı?’ diye soramadım. Sessizliğimi zoraki bir gülümsemeyle karşıladı. Hayatımdaki en korkunç ve en iletişimsiz andı. Yürüdü ve uzaklaştı.

Kimbilir, belki de bana iyilik yapmıştı… Beni bir sürü acıdan ve beladan kurtarmıştı.” Yıl 1989-1990. Hikayedeki adamın adı Anthony Kiedis. Red Hot Chili Peppers’ın solisti. O dönem tanınmıyorlardı. 1991’deki “Blood Sugar Sex Magik” albümüyle büyük bir çıkış yakaladılar ve halen dünyanın en büyük bir-iki grubundan biri durumundalar. Kadının adı Sinaed O’Connor. 90’ların en büyük kadın şarkıcılarındandı. İnişli çıkışlı bir hayat yaşadı. Kariyerine devam etti ama eskisi gibi ses getirmedi. O kaseti buldu mu, şarkıyı dinledi mi, ondan başka kimse bilmiyor. Yakın arkadaş John? Red Hot Chili Peppers gitaristi John Frusciante.

O yağmurlu gecede yazılan şarkının adı ise “I Could Have Lied”. “Blood Sugar Sex Magik” albümünün en güzel şarkılarından.

İki hafta sonra 8 Eylül’de İstanbul’da izleyeceğiz ya Red Hot Chili Peppers’ı, belki solisti hakkında ve şarkılarından birinin hikayesi hakkında birşeyler bilmek istersiniz diye düşündüm. Ve tabii içinden çıkılamayan ilişkiler, kadınlar ve erkeklerin anlamlandırılamayan davranışları hakkında bir hikaye daha duymak istersiniz diye… Meraklısına bir de öneri; Anthony Kiedis’in otobiyografisi “Scar Tissue”da daha çok var bu hikayelerden.

3 Comments

  • “Bir aşk hikayesi: Adamın adı Anthony Kiedis. Kadının adı Sinaed O’Connor ” hafifmuzik.org -Mehmet Tez | dilektosun 27 August 2012 - 11:53 Reply
  • asipopcu 27 August 2012 - 14:20 Reply

    güzel hikaye

    http://www.youtube.com/watch?v=pi9dIpfWd4c

    vidyo klibin altında şöyle bi yorum var
    sanırız uyuşturucu kullanıyor diye yollamış antoniyi şined abla.

    Poor, innocent, naive girl.. Anthony ACTUALLY wrote this song after Sinead dumped him after his cheating confession. He was in fact cheating on her with drugs. I myself am a HUGE fan of Anthony so didn’t want to mention its brutality but after he told her he was injecting drugs behind her back she left him and never spoke to him again. He actually wanted to to show her this song personally but she refused to see or hear from him at all she was that upset by it all. The music is beautiful though.
    WILLUSUBSCRIBE in reply to CrazyTwix12 (Show the comment

  • ellie 12 September 2012 - 11:58 Reply

    çok aramıştım bu kitabı ama bulamadım 🙁

  • Leave a reply