BİR ÇEVRE KAYGISI: “HİNDİSTAN’DAKİ KURAKLIKTAN BİZE NE?”

0 Posted by - 01 December 2013 - ÇEVRE, O OLDU BU OLDU

Günlük hayatta bir insanı en çok ilgilendiren şey nedir? Batılı tarzda bir toplumda yaşıyorsanız; Trafik, ödemeniz gereken faturalar, vergiler, arkadaşlarınızla planladığınız hafta sonu etkinlikleri… Başka? Mesela Hindistan’daki bir çevre sorunu veya Kuzey Buz Denizi’ndeki asidite oranı sizi ilgilendirir mi? Biz istesek de istemesek de o konuların hepsi bizi aslında fena halde ilgilendiriyor.

Hindistan, Çin ve ABD’den sonra dünyada en fazla tahıl üreten ülke ve bu ürün Hindistan ve dünyanın o kesimi için petrolden daha hayati bir önem taşıyor. Orada yaşayan insanların ana besin kaynağının bu tahıl ürünleri olduğu ve Hindistan’da nüfusun her 2 yılda bir yaklaşık 30.000.000, (otuz milyon) arttığı düşünülürse tahıl deyip geçtiğimiz ürünün ne kadar hayati olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Son açıklanan rakamlara göre Hindistan’daki tarım arazilerinin beşte üçü kuyular vasıtasıyla yüzeye çıkartılan yer altı suları ile sulanıyor. Sadece son birkaç yılda açılan tahmini kuyu sayısı 27 milyon. İşin vahim yanı şu ki, Hintli yetkililer geçtiğimiz aylarda ülke çapındaki kuyuların kurumaya başladığını duyurdular.

Hindistan’ın ve o bölgedeki su kaynaklarının beslendiği devasa bir su sistemi var. Bunun temelini de Muson yağmurları ve Himalayalar’daki buzullar oluşturuyor. İklim yumuşadıkça ve Güneydoğu Asya’daki su kaynaklarını besleyen dev buzullar küçüldükçe Çin ve Hindistan gibi kalabalık ülkeler giderek kuraklaşmaya başlıyor. Söz konusu coğrafi bölgede, bir gün sonra yemek yiyip yiyemeyeceği belli olmayan 1 milyar civarında insan yaşıyor.
Dünyanın yükselen ekonomik gücü, Hindistan’da halkın hala dörtte üçünün günde 2 doların altında bir parayla yaşamak zorunda olduğunu biliyor muydunuz?

Yanlış ve kontrolsüz sulamanın zaten azalmakta olan yeraltı sularını kuruttuğu anlaşılınca Hindistan’daki tahıl ticaretini yönetenler spekülatif amaçlı ihtiyaç fazlası tahıl üretip stoklamaya başlamışlar. Hindistan gibi, ülkedeki çocukların %43’ünün yetersiz beslenmeden dolayı aşırı zayıf olduğu bir ülkede şu anda devasa bir tahıl balonu var ve ilk kuraklık felaketinde yüz milyonlarca insanı açlıktan öldürmek pahasına fahiş fiyatla piyasaya sürülmeyi bekliyor.

Hepsi iyi güzel de, dünyanın ta öteki ucundaki kuraklık tehlikesinden bana ne diyenler olabilir. Yalnız unutmayalım ki, dünya artık çok daha interaktif bir yer. İletişim teknolojileri ve serbest ticaret antlaşmaları sayesinde sınırlar ve toplumlar çok daha transparan. Dünyannın hiçbir ülkesi artık sadece kendi ürettiği tarım ürünleriyle doymuyor. Eskiden ilkokulda öğretilen “kendi kendine yetebilen” ülkeler kalmadı. Her gıda ürününü üreten, fiyatını belirleyen ve satan dev ticari oluşumlar var. Yani orada 1 milyar insan açlık ve göç ile mücadele ederken, dev ülkelerin ekonomik sistemleri çökerken bizim burada 1 liraya ekmek yeme şansımız olmayacak. Ekilebilir tarım arazilerinin hızla azaldığı, su kaynaklarının tükendiği bir ortamda tahılın stratejik bir ticari ürün olması, aynı zamanda Güneydoğu Asya’da tahıla muhtaç yüz milyonlarca insanın varlığı, emin olun sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı sarsacaktır.

Çevre felaketlerinin sadece yerel sonuçlarının olduğunu ve üç beş entelin uzak yerlerdeki acayip hayvanları kurtarmak için çevresel yaygaralar kopardığını düşünenler, en yakın markete gidip raftaki pirincin, nohutun, mercimeğin nerelerden ithal edildiğine bakarlarsa, ilk çevresel kaygılarına kavuşacaklardır.

Ali Tez

Not: Çevre konusunda söyleyecek lafı, paylaşmak isteyen fikri olanlar, seslerini duyurmak isteyenler yazılarını [email protected] adresine göderebilirler.

No comments

Leave a reply