Bir soru, bir cevap!

0 Posted by - 04 February 2012 - O OLDU BU OLDU


High Fidelity’deki müzik dükkanlarından pek yok Türkiye’de.

Bir arkadaşım haklı olarak soruyor: Yazdığın albümleri not ediyorum. Mağazaya gidip soruyorum. Çalışan eleman önce anlamıyor, ardından tekrar ettiriyor, sonra nasıl yazıldığını soruyor, bilgisayara bakalım diyor. Ve sonuç: “O albüm bizde yok.” Neden?

Yanıt vermeden önce şunu söyleyeyim. Bu hadise Türkiye’de müziğin durumunu şahane bir biçimde özetliyor. Bizim burada başkalarından farklı bir şey dinlememiz istenmiyor, daha doğrusu pek tercih edilmiyor. “Çok satmayan sanatçının üç tane albümünü ithal et getir kim uğraşacak. Herkes Demet Akalın dinlerse hafif zevksizleşmiş oluruz ama işimiz kolaylaşır” düşüncesi ağır basıyor.
Ne kadar tartışırsak tartışalım içinden çıkamayacağımız “İyi müzik-kötü müzik” tartışmasını bir kenara bırakalım. Ben sadece şunu söylüyorum:
Herkesten daha gürültülü, daha sakin, daha kötü, daha iyi, daha duygusal, daha eğlenceli, daha sıkıcı, daha depresif, daha damar herhangi bir şey dinleme ihtimalimiz yok. Herkes ne dinliyorsa onu dinlememiz isteniyor. Aksine kalkıştığınızda ise suratınıza garip garip bakıyor, “Nasıl yazılıyor” diye sorup, “O yok, Madonna var” falan diyorlar.
Arkadaşıma “Sen de internetten indir o zaman” dedim. “Ben CD ve plak alıp saklamayı seviyorum” dedi. Huzurunuzda ona yanıt vereyim. O zaman yeni çıkan albümleri ya kendin yurtdışına gidip alacaksın ya da Amazon’dan getirteceksin, geçmiş olsun.
Çünkü birinin CD’sinin, yayımlandığı anda memlekete gelmesi için o kişinin Madonna ya da Michael Jackson olması veya yakın zamanda ölmüş olması (her taraf Amy Winehouse dolu, o bakımdan) lazım. Aşağısı (ya da dirisi) bizimkileri kurtarmıyor.
Ülkemiz çok zenginleşti, çok gelişti, çok değişti, çok şahane oldu diyorlar ya… Tamam elbette değişti, gelişti dünyayla beraber. Ama bazı şeyler hiç değişmiyor.
Sevdiğiniz müzikleri dünyayla aynı anda hâlâ bulamıyoruz. Ergenken iki yıl Metallica plağının gelmesini beklerdik, şimdi de mesela Lana De Rey bekliyoruz. Albüm 31 Ocak’ta çıktı, müzik dünyası bunu konuşuyor ama bizde yok. Ölürse falan belki yıl sonuna doğru getirir birileri.
“Sen neden Türkiye’de olmayan albümleri yazıyorsun?” diye soracak olursanız, yanıtım belli. Müzikseverleri firmaların keyfiyetine bırakacak değilim. Albüm dünyada yayımlandığı an artık hakkında yazı yazılabilir. Dinleyen zaten internetten dinliyor, satın alıyor, ötesini o albümleri getirmeyenler düşünsün.

9 Comments

  • ilker 04 February 2012 - 20:29 Reply

    Bu konuda eskiden Akmar iyiydi, bir albüm sorunca külliyatını öğrenebiliyorduk. Şimdi gidip müzik markete (istisna bir kaç mağaza hariç)bir şey sorunca adam bön bön bakıyor. Geçen sene The Cure’ın bir dvd sini sordum, çocuk The Cure ne yaws gibi bir tepki vedi. Bilemeyince bizde yok demeleri de komik oluyorsun. Sanki çok tanınmayan İtalyan progressive rock grubunu sormuş gibi:)NE biliyim müzik tarihinde önemli grup ve albümler var; hepsini de bilin demiyorum ama bari bir kaç şey söyle de aa bunu alayım bari moduna geçebileyim…çok şey istiyorum biliyorum:)

    • Mehmet Tez 04 February 2012 - 21:05 Reply

      Aynısını kaç kez yaşadım hatırlamıyorum.

  • egemen limoncuoğlu 04 February 2012 - 23:40 Reply

    “firmaların keyfiyeti”… bu konuda en güzel zamanlar 90’ların başıydı galiba. öyle albümler kaset formatında basılıyor, memlekette rahat rahat bulunabiliyordu ki ben şimdi düşündükçe yeni yeni farkına varıyorum bir “bolluk” yaşandığının. hoş, o bile sınırlı bir bolluktu tabii ama olsun.
    artık firmaların ciddi ciddi cd ve hatta mp3 (plakları hiç saymıyorum, onları zaten lüks tüketimden saydıkları aşikar) satın almamamız için özel bir çaba içinde olduklarını düşünmeye başladım.

  • Dana 04 February 2012 - 23:43 Reply

    Yaşadığınız şehri biraz araştırıp küçük plak dükkanlarını ve müzik marketlerini bulmakta yarar var, genelde buraları işletenler gayet duyarlı oluyorlar bu gibi konularda. En azından bir bilgi birikimleri oluyor, para kazanmak için çabalayan kasiyerlerin eksiği de bu zaten gördüğüm kadarıyla. Büyük şehirlerden birinde yaşamıyorsanız işiniz ziyadesiyle zor tabii, bahsettiğim tarzda bir oluşum bulunmayabilir bile.

  • Ozlem 05 February 2012 - 10:51 Reply

    İki-üç ay oldu sanıtım Black Keys’in yeni albüm çıkalı..ne D&R ne Virgin getirtmedi, bulamadım. Artık yurtdışına çıkışta hepsini toplu alıyorum,ya da internetten.Tüm albümler için değil belki ama çok beklediğin biri çıktığı anda bulamamak siniz bozucu.

  • Kerem 06 February 2012 - 14:55 Reply

    Çevre dışında ,sektörle/sektörü yöneten-yönlendiren isimlerle de direkt ilgili. O dükkanda albümü ya da sanatçıyı;anlamayan, ardından tekrar ettiren, sonra nasıl yazıldığını soran, bilgisayara bakan ve “O albüm bizde yok.” diyen elemanları çalıştıranlar onlar. Rob ve Barry e gelene dek!

  • Meriç Egemen 06 February 2012 - 15:53 Reply

    Mehmet Bey merhaba,bu yazı benim yıllardır yaşadığım problemi o kadar güzel anlatmış ki,elinize sağlık.Yazıda yazılanlara aynen katılyorum.Ben mp3 formatına bir türlü alışamamış bir müzikseverim.Hala tonlarca cd ve plak satın alıyorum ve bundan çok büyük heyecan ve keyif duyuyorum.Aslında dediğiniz gibi benim gibi bu konuda kurtaran mecra amazon.co.uk ve amazon.com , çünkü çıkan her yeni albüm var ve amazon..co.uk ile cd ler 1 normal posta ücreti le 5-7 gün arası elimde oluyor.
    Lana Del Rey demişsiniz evet mesela bu albümü, Universal Müzik Türkiye yayınlayacak , bu hafta içi müzik marketlerde umarım ki bulacağız,merakla bekliyorum ama dediğiniz gibi dünya bu albümü 1 haftadır dinliyor ve yorumluyor.

    Tekrar elinize sağlık…

  • Kerem Yalciner 25 February 2012 - 15:25 Reply

    benim anlamadigim olay dunyanin her yerindeki virgin megastore’larda her sey bulunurken benim memleketimde bulunmuyor. su anda hangi grubun yonetimi altinda turkiyede virgin bilmiyorum ama o gruba ihaleyi devredene de ihaleyi alana da yaziklar olsun. kendi firmasinin ismi turkiye gibi bir ulkede kirlendigi icin de ben olsam o ulkeden cekilirdim.

    ayrica popularite sorunu, “herkesin dinledigi muzigi dinle sen de iste” meselesi ulkemizde cogulcu demokrasi degil de cogunlukcu demokrasi kulturunden dolayidir diye dusunuyorum.

  • hasan 31 October 2015 - 15:02 Reply

    bu sadece müzikte yaşanan bir durum değil, türkiye’nin çeşit ve kalite konusunda hali harap. her şeyin “mediocore”, ortalama ve/veya vasat, ucuz, dandik olanı var bizde, o da en iyi ihtimalle. bırakın müzik albümünü, doğru düzgün elektronik kompenent dahi bulamazsınız bu ülkede, ben mesela işim gereği kullandığım kapasitörlerimi hep uzakdoğudan getiririm. elna, nichicon, hele hele bunların hifi serilerini sorduğunda mal mal bakarlar. malzeme yokluğundan “diy” /kendin yap hobi projelerine bile giremezsiniz. diyelim hifi elektronik cihaz veya wide gamut bilgisayar monitörü, veya plasma tv (lcd değil) alacaksınız, ingiltere’de 158 ayrı seçenek hem de daha ucuza varken siz burada sekiz tanesini bulabilirseniz yatıp kalkıp dua edin. özetle bizim gibi insanlar için tr’de yaşanmaz. ama gitmeye gidemiyoruz da. şahsen avrupa’da yaşayıp nasıl bir cennette olduğunu bilmeyen “gurbetçilerimiz”den dahi nefret ediyorum ben artık.

  • Leave a Reply to Kerem Yalciner Cancel reply