Bize has bir Frank Sinatra’ydı

0 Posted by - 04 March 2013 - O OLDU BU OLDU

Urfa’da fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdu, bize has bir tür Frank Sinatra olarak hayata veda etti Müslüm Gürses. Arabeskin kralıyken 90’larda dinleyici kitlesini değiştirdi, “zenci Türkiye”nin müziğini “beyaz Türkiye”ye dinletti…

“Müslüm Baba’nın albümü fazla şatafatlı, gösterişli. Neredeyse her kelimenin arkasından yaylılar, piyanolar, gitarlar, bas gitarlar, geri vokaller fışkırıyor. Gösterişli düzenleme arabeskin doğasına aykırı. Bir elektro saz yeter icabında. ”
Böyle yazmışım “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünün ardından. Murathan Mungan’ın süpervisörlüğünde yapılan bu albümde Müslüm Gürses Türkçeye uyarlanmış James Bond şarkısı bile söylemişti (The World Is Not Enough / Bir Ömür Yetmez ki). Bu albüm moda tabirle söyleyecek olursak Müslüm Baba’nın “zenci Türkiye”nin en büyük müzikal ikonlarından biri olarak beyaz Türkiye’ye kabulunun sembolu oldu.

Onun müziği birleştiriciydi
Müslüm Gürses Urfa, Adana üzerinden İstanbul’a ulaşıp şöhreti arabesk kralı olarak 80’lerde yakaladığında yaptığı müzik yasaklıydı. Çünkü artık TRT Çukurova Radyosu’ndaki gibi türkü söylemiyor, resmi ideolojinin pek hoşlanmadığı, kabul etmediği bir müzik yapıyordu.
Benim çocukluğum ve gençliğim beyaz Türk denebilecek bir çevrede geçti ve o çevrede arabesk, birinin başına gelebilecek en fena şeylerden biri olarak görülürdü.
Arabeskçi olmak, arabesk olmak, arabesk dinlemek kabul edilemez bir bozulma demekti. Ben müziğin insanları birleştiren değil aynı zamanda ayrıştıran bir şey olabildiğini o zaman öğrendim. Neyse ki Müslüm Gürses gibi isimler bu ayrılığı zamanla ortadan kaldırdı ve insanları birleştirdi. Bu “birleşme” süreci “Aşk Tesadüfleri Sever” gibi hafif eğreti soylulaştırma girişimleriyle de olsa netice itibarıyla başarıldı diye düşünüyorum. Duman, Müslüm Gürses şarkısı söylüyor, seyirci de kendinden geçiyorsa tamamdır.

Kendi gitti ama şarkıları kalıcı
Michael Jackson öldüğünde 20’nci yüzyıl işte şimdi sona erdi diye yazmıştım. 2009’du, yeni yüzyıla ve binyıla gireli çoktan dokuz yıl geçmişti. Ama zaman bazen rakamlar değil insanların kalpleri değiştiğinde akıyor ve değişiyor.
Müslüm Gürses’in ölümüyle Türkiye’de bir devir sessizce kapandı. Çünkü Müslüm Gürses gibi karakterler gidişleriyle bildiğimiz, sevdiğimiz, tanıdığımız benimsediğimiz dünyanın bir parçasını da alıp götürüyorlar yanlarında.
Onun ve müziğinin yaptığı en önemli hizmet iki farklı Türkiye’yi buluşturmak, küsleri barıştırmak, buna katkı sağlamaktır.
Kendisini ve elbette onun tarzında ve mertebesindeki diğer değerli isimleri bize has Frank Sinatra’lar gibi görüyorum. Neticede müzikler, alışkanlıklar, kültürler farklı olabilir ama hepsinin ortak yönü, günahlarıyla sevaplarıyla insanların kalbine hitap etmeleri.
Müslüm Gürses her şeyden önce sesi ve yorumuyla bunu başardı. Kendi gitti ama şarkıları kalıcıdır memlekette.

 

Milliyet, 4 Mart 2013

1 Comment

  • zeynep 04 March 2013 - 22:29 Reply

    Zorla sınıf atlayıp batılılaşmaya çalışan anadolu kökenli bir ailenin çocuğuyum ailemizde bize ait değerler yok sayılır batı kültürü empoze edilirdi, aile içinde türkü sevmemiz yasaktı, arabesk ne kelime. Bir yanda ait olduğum yer, bir yanda zorla içine sokulmaya çalıştığım yer. Müslüm Gürses çocukluğumun Türkiye’sinin temsiliydi, herşeyin daha saf ve masum olduğu bir dönemin. Nur içinde yatsın.

  • Leave a reply