Bu yılki Efes Pilsen One Love’da yer alacak bir uygulamaya eleştiri var!

0 Posted by - 09 June 2010 - O OLDU BU OLDU

epol4

Eleştirinin sahibi müzik camiamızın tanınmış simalarından Doğu Yücel. Şimdi sözü kendisine bırakalım, konuyu tartışmaya açalım…

ONE LOVE’DA SEVGİSİZLİK

Efes Pilsen One Love Festival her yıl dünya yıldızlarını Türkiye’ye
getiren ve konseptiyle, aktiviteleriyle, lineup’ıyla ülkemizin en
önemli müzik festivallerinden biri.

Fakat bu sene öyle bir uygulamaya imza atıyorlar ki tüm One Love
konseptini, festival ruhunu yerle bir ediyorlar. Kendi yorumumu katıp
bu uygulamayı olduğundan “daha çirkin” bir hale sokmak istemiyorum.
Direkt basın bülteninden copy paste yapıyorum:

“Hayati’nin omzundan konser izlenecek…

Efes Pilsen One Love Festival bu sene de hem birbirinden muhteşem
sanatçı ve partileriyle eğlencenin doruğuna çıkaracak hem de festival
sürprizi ‘Hayati’lerle gelen konukların festival anlarını
kolaylaştıracak. Festival alanında bulunan etkinlik maratonunu
başarıyla tamamlayan festivalciler için ‘Hayati’ler alanda olacak.
Maratonu başarıyla tamamlamış festivalciler ödül olarak kazandıkları
biletleri sırada olan Hayati’ye verip tuvalet, yemek ve içecek sırası
beklemeyecekler. Aynı bileti sahneyi izlemekte zorluk çekenler
Hayati’nin omzunda konseri izleyebilmek için kullanacaklar.”

Yani kısaca: Şanslı bazı festival katılımcıları festival boyunca
“uşak” edinecekler! Uşaklarını dilerlerse tuvalet sırasına
gönderecekler, dilerlerse sırtlarına binip konseri rahat rahat
izleyecekler.

Müzik festivalleri tüm katılımcıların eşit haklara sahip olduğu
eğlence organizasyonlarıdır. Gündelik hayatımızda zaten rahatsız
olduğumuz sınıfçılığın en kaba, en bayağı, en çirkin halini bir müzik
festivalinde görmek istemiyoruz.

Bu uygulamaya o kadar fazla açıdan bakılabilir ki… Mesela: Belli ki,
üzerinde fazlaca düşünülmemiş, enine boyuna tartışılmamış bir uygulama
bu. Hangi kıdemli festival tuvalet – yemek sırasında bekletmemeyi
katılımcısına bir artı olarak sunar ki? Festivalin görevi zaten
katılımcının sırada beklememesi olmalıdır. Daha çok yemek daha çok fiş
standıyla, daha çok tuvalet kabiniyle bunu çözmek onun nihai
görevidir. Bu sorunu bir parya sistemiyle çözmek ise çok çirkindir.

Basın toplantısında bu uygulamanın dünyada ilk defa bir festivalde
yapıldığı da söylenmiş, bununla övünülmüş. (O sırada toplantıda
değildim) E tabii ki ilk defa yapılır çünkü böyle bir şey One Love
Festival’in de dahil olduğu uluslararası festivaller birliğinin
kurallarına aykırıdır diye tahmin ediyorum. Çünkü Woodstock’tan beri
gerçekleşen müzik festivali ruhuna tamamen ters bir uygulama bu.

Yurtdışı festivallerinde etrafta çalışan da pek göremezseniz zaten.
“Beş boş bira bardağı getirene bir bira bedava”, “Kağıt tabaklardan şu
kadar toplayana şu kadar jeton bedava” gibi uygulamalar olduğu için
herkes kendi bardağına sahip çıkar, etraftaki çöpleri gençler gönüllü
olarak toplar. Bu da bizde pek rastlanmayan festival ruhunun
inceliklerinden biridir. Bizde böyle bir uygulama yapacaklarına
eğlenen, etrafa para saçan şanslı azınlığın arasına gecenin köründe
alın teri dökmek zorunda kalan temizlik işçileri koymayı tercih
ederler.

Bugüne kadar bazı festivallerimizi serbest giriş çıkış yok diye, bazı
festivalleri VIP-sahne önü uygulamasından dolayı eleştirdim. Bunlar da
festival ruhuna aykırı düzenlemeler. Ama bugün karşı karşıya kaldığım
bu “hayati” uygulaması kadar hakkaniyetsizini ve çirkinini hiç
görmemiştim.

Türkiye’de müzik festivali düzenlemek zor iş. Yabancı grupların burayı
tam anlamıyla bir pazar olarak görmemesinden tutun, devletin koyduğu
zorunlu eğlence vergisine kadar tonla ekstra zorlukla boğuşuyor
buradaki organizatörler. Sanırım bu tip zorluklarla uğraşırken ani bir
gaflet anında verdikleri bir karar bu. Umarım bu “hayati hata”dan geri
dönerler ve “One Love” ismini hak eden bir festivale imza atarlar.

Sevgi saygı…

Doğu Yücel

Not: Fotoğraf Reset Magazine’den alınmıştır.

80 Comments

  • guven 10 June 2010 - 19:41 Reply

    şu an burada bu blogta en normal olan şey oluyor.yani birileri bilgi ve birikimleri oranında cevap yazıyor.herkesin konuyla ilgilendiği çok açık, buda güzel..
    ben üzerime düşeni yapıp şahsi fikrimi belirtmek istiyorum (internet adabı, tartışma becerimiz gibi durumları dün Kaan Sezyum radyo programında ve NTV’de çok güzel açıkladı Ekşi Sözlük kurucusuyla, neyse)… ben oraya yerlerde sürünmeye gidiyorum. bakarım çok sıra var işemem. çişim eğlenmeme mani olamaz, tutarım, yemek yemiyorum zaten çok içiyorum. güçlü içkilere yönelip işin içinden çıkarım – 30 tane bira içmem, içki sırasınada fazla girmemeye çalışırım..elimde içkim mümkünmertebe sahneye ve diğer şeylere odaklanırım, hayatilerle işim olmaz bana göre bir uygulama değil… ben hayati olmak isteyen ve onların omzunda konser izleyecek olanlara tepkiliyim. işinizmi yok. canınızmı sıkkın… ben hayatide olmam mesela oda bana göre değil… hoş gelmedi bana yani. ben festivalin hayati fikrini çöpe atması gerektiğini düşünüyorum. ayrıca açılamaya dikkatli bakın… Yani kısaca: Şanslı bazı festival katılımcıları festival boyunca
    “uşak” edinecekler!… bu açıklama Fatih Terim’in “it’s the football, that’s the football” açıklaması kadar talihsiz bir açıklama…

  • runtothehills 10 June 2010 - 19:50 Reply

    “uşak” açıklaması Efes’in değil Doğu Yücel’in yazısı

  • Mehmet Tez 10 June 2010 - 19:58 Reply

    Arkadaşlar tartışmaya falan her şeye tamam. Ama tekrar söylüyorum, küfür, hakaret, iftira içeren yorumları siliyorum. Neden derseniz ondandır.
    Bir de not: Burada bu konuyu tartışmaya açan, Doğu’nun bana yayımlar mısın diye yolladığı bu yazıyı yayınlayan benim unutuyorsunuz galiba. Böyle bir şeyi savunmak için yapmadım herhalde, tartışılsın diye yaptım. Ama medeni bir şekilde devam etsin tartışma rica ediyorum.

  • guven 10 June 2010 - 20:13 Reply

    ben şu “uşak” kelimesninin geçtiği paragrafı açıklamanın devamı, açıklamaya dahil gibi okumuşum. bu basın bildirisi kime aitse ondan özür dilemem gerek. kimseyi yazmadığı yapmadığı birşey için yargılamayalım, dünyanın en kötü şeylerinden biridir. ama ben konunun içeriğinin bukadar sert olduğuna inanıyorum.

    “uşak kelimesi basın açıklamasına dahil değildir, yorumu yapan yazarındır (Doğu Yücel) lütfen noktalamalara dikat edelim dikkatli okuyalım.

  • Elmira 10 June 2010 - 20:31 Reply

    Bence de çok yerinde bir uygulama. “Parasıyla değil mi” gençliğine can feda. Hangimiz üç kuruşa bile çalışmaya razı arkadaşlarımızı parayı basıp sıraya dikmedik, omuzuna tünmedik ki?

    Seneye üstüne oturulabilen, televizyon koltuğu şeklinde yepyeni dostlar da aramıza katılır umarım. Konseri kaçırmadan, avuçlarına çişimizi kakamızı yaparız. Ayrıca lüks arabayla bizi evden alacak Şoför Nebahatler de keyfe keyif katacak.

  • Yusuf 10 June 2010 - 20:34 Reply

    para’nın olduğu yerde, değer ölçüsü dahilinde ahlak da yozlaşmaya başlar.

    one love, one heart diyorlar halen.

    hedonizm’in faşizmle kesiştiği kapitalist bir anlayışla karşı karşıyayız.

    çok büyük bir yanlış içerisinde one love organizatörleri.

    gelişmeleri takip edenler, bu olanlar ibretliktir, iyi gözlemleyiniz.

  • Kemal 10 June 2010 - 23:36 Reply

    Bazı şeyleri örnekleyerek, “ama” diyerek açıklayamazsınız. Organizatörler büyük bir ayıbın içindeler, bunu hafifletmeye çalışmak yersiz. “Parasıyla değil mi” mantığı ile uygulanmak istenen bu garip şeyi, “arkadaşınızdan rica ettiğiniz şeyler” gibi sevgi, dostluk ve fedakarlıkla karıştırmak aymazlıktır.

    Festivaldeki etkinliklere göre olacak, para verip yaptırmayacaksınız mantığını da kabul etmiyorum. Oraya giden kişiler verdikleri bilet parasıyla bu modern köle hayatilerin ücretini karşılıyorlar zaten, doğrudan eline tutuşturmuş ya da saçma bir oyunda kazanmış ne fark eder.

  • CETIN 11 June 2010 - 00:03 Reply

    @Begüm Kozak
    Ne iş yapar bilmiyorum. Festivalin bu uygulamasını savunduğu aşikar. Nedir bu uygulamanın güzel yanı ? 30 tane yapılı maddi durumu olmayan insanı bulup günlük 40 tl vermek mi ? Bu sayede ceplerine para girebilecek değil mi ? Madem bu kadar düşünüyorsanız insanlar para kazansın diye, daha fazla bar,stand,wc koyabilirsiniz. Hem insanlar sırada beklemez. Festivalin öyle bir basın bülteni var ki arkadaş sen etkinlik maratonunda başarılı olamazsan sırada beklemeye mahkumsun şimdiden söyliyelim modunda. Festivalin 1. önceliği güvenlik,ziyaretçi memnuniyeti değil mi? Ziyaretçi her yerde sırada bekleyince de küfür eder haliyle.
    Bu işin tek bir mantıklı açıklaması olabilir. Viral marketing dediğimiz olay. Festival şu an öyle bir konuma geldi ki headliner kim line-up nasıl hiç konuşulmuyor. Konuşulan tek şey Efes Pilsen ve Hayati. Dolayısı ile bu reklam/pazarlama hedefine ulaştı.
    Omuza alma meselesi. Şimdi insan olan bir insan tanımadığı birine gel ben yarışmayı kazandım senin üstüne çıkıcam konserleri izlicem diyebilir mi? Eşşek mi bu ? değeri günlük 40 tl mi? Madem yüksekten izleteceksin git de-luxe loca kur sahne konumunda otursun orada izlesin ! Birinin omzuna çıkmak zorunda mı ?
    Son sözümde sevgili pozitif yönetimine;
    sevgili cem yegül,ahmet uluğ ve elif cemal
    sizin gibi uluslararası etkinlikleri bilen insanların yapımcılıgında olan bu festivalde böyle bir şeye nasıl imkan tanıdız,inanamıyorum !

    Bu yazının özeti şudur;

    Omzuna aldıracağına git DELUXE LOCA kur,talihliler oradan izlesin..Hayatiler de onlara alkol-yemek vs servisi yapsın !

  • udk 11 June 2010 - 00:03 Reply

    Sırada beklemesin hayatiler. Sahibi, çişi gelir gelmez, direk hayatinin ağzına işesin…daha güzel bir hizmet olur.
    Kapitalist kültür ile kafası boşaltılmış, beyni uyuşturulmuş insanlar ne demek istediğimi anlamayacak, tabii ki.

    Anlatmaya da niyetim yok. Sadece şunları demek isterim. Kunta Kinteyi topraklarından koparan hastalıklı zihniyetin modern şeklidir bu. Haaa, yok, bu fikri ortaya atanların ve patronların çocukları “hayati” olacaksa bu organizasyonda, o zaman yazdıklarımı siler, yutarım. kapiş?

  • Buse 11 June 2010 - 00:26 Reply

    Arkadaş ağzımı bozmayayım diyorum, yakışık almaz diyorum ama anlaşılıyor ki bu ülke kendi kendine “insan hakkı koruyucusu” unvanını yakıştırmış zarta muhalefet zurta muhalafet dolanan kusura bakmayın ama andaval yuvası olmuş çıkmış. Ya okuma yazmanız yok evladım, ya da millete laf sokuşturmaktan bütün algılarınız daimi surette kapanmış. Bir zahmet edin de okuyun bakalım basın bültenini ne yazıyor! Para dağıtan mı alıyormuş Hayatileri yoksa etkinlik maratonunu tamamlayabilen birkaç kişi mi? Sonra gelip bana burda kapitalizmi yerden yere vurun. Saçmalamayın.

  • Ali 11 June 2010 - 00:31 Reply

    Ben bunun bir vip hizmet oldugunu dusunuyorum. Ben yasadim cunku bunu yurt disinda. Normalde bu bir entertainment ogesi yurt disinda. Onlar da bunu turkiye de uygulamak istiyor. Ayrica bu, festival alanindaki vip kosesindeki insanlardan ayri olarak gercekten eglenmek isteyen insanlara sunulmus bir luks. Yanlis anlasilan, bir kisi hak edince pesine birinin takildigi ve hep o kisi ne isterse onun yapildigi gordugum kadariyla. O sifatla calisan arkadaslar bunu cok severek ve eglenerek yapiyordu yurt disinda. Onlar da kabul ederek bir para kazaniyor, gorev aldiklari festivalde egleniyor ve yeni insanlarla tanisiyorlardi. Gercekten guzel bir uygulamaydi benim gordugum. Tabi, su ana kadar gorulen o ki, orada bu isi yapan insanlara saygi duyuluyordu. Isin icerigi bilinmeden kole denmiyordu. Burada hayati sifatiyla anilan kisileri goren bir grup festival katilimcisinin onlara “bu ise nasil basvurabilirim” dedigine de sahit oldum ben. Insanlar keyif alarak yapiyordu bunu…

    Neyse… Ben turk halkinin emperyalist yaklasima karsi olmasini her zaman ovunerek izledim. Ama oraya atilan bir bilginin gercekligi arastirilmadan bahis edilmesine de hic anlam veremedim. Iki gundur okuyorum. Ama arastiriyorum da. Yasadigim ve gordugum seyler de var…

    Bu bilgiden yoksun da olsa, insanligi savundugunu iddia eden arkadaslara da, sunu soruyorum… Copcu ornegi verilmisti ya hani, o insanlar herkesin copunu topluyor sabaha kadar… Yeri geliyor denesizce alkol kullananlarin istifra ettigi seyleri temizliyorlar. Bu anti-kole yaklasiminda olan arkadaslar, festival alaninda izmaritlerini nereye atar? Coplerini nereye atar? Etraflarina bakinip, cop uzak olsa da taa oraya kadar gidip cope mi atar? Akillarina temizlikci kisi gelir mi?

    Sevgi ve saygiyla.

  • ecemen 11 June 2010 - 01:11 Reply

    neredennn nereye… yazık…

  • özgün 11 June 2010 - 01:23 Reply

    Herkes bir şeyler yazmış kimisi hakaret boyutuna varmış ne güzel(!) Blog sahibinin de sinirlerine hakim olamadığı anlar olmuş tabi…

    Hayat maalesef adil değil ve kimse de eşit değil; anayasadaki eşitler arasındaki eşitlik ilkesi bile muamma… Hal böyleyken sınıfsal ayrılıklar, sözde Roma’da kalan kölelik sistemi de hala ayakta.

    Köle gibi yaşadığımız hayatlarımızı bir nebze özgürleştirebildiğimiz bir ortam festivaller lakin buradaki hayati meselesi de nahoş ötesi.

    Elbette kimse tasvip etmiyor zor şartlar altında çalışanları, örnekleme yapanaın dediği gibi maden ocağında can verenlerin durumunu. Şahsen sigara içmem ve izmariti yere atmakla ilgili bir problemim yok, çöpümü de kendimi bildim bileli çöpe atarım ya da çantama, cebime koyarım örnekleme yapan zatın köle anlayışı durumu…

    Hayati nedir bir pazarlama startejisi mi? Efes Pilsen zaten yetetrince istihdam sağlıyor bu ülkeye, burdaki durumu istihdam olarak algılayanların akli melekelrinden şüphe ederim…

    Her şeyi geçtim burda şu hayati sistemini savunmaya hakkı olup savunan muhteremlere; sahibi hayatıinin omuzlarındayken onların arkasında sahneyi görüş açısı sıfır bir festival diliyorum…

    Atma Recep hangimiz köle değiliz peeeeh…

  • Efe 11 June 2010 - 02:17 Reply

    Tüm bu tartışmaların ardından one love organizatörlerinin hedef kitlelerini dikkate alarak bu uygulamada bir iptal yada değişiklik kararı almasını bekliyorum ben

  • umut 11 June 2010 - 02:54 Reply

    Buse, ağzını boz bence çünkü aksi takdirde senden anlaşılır birşey duymak mümkün olmayacak.. parası olan almasın Hayati’yi kazanan alsın, etkinliklere katılan alsın, bira kapağının altından hayati yazısı çıkan alsın kim alırsa alsın.. fesitvale katılanlarla onları sırtında taşıyacaklar arasındaki farkı göremeyecek kadar şuursuzsan ağzını bozman hepimizin hayrına olacaktır.. Evet orada zaten bi sürü çalışan var, evet birileri eğlenirken birileri elbette mesai yapıyor vs. ama bunun bu kadar çirkinleştirilmesi, bu kadar ucuz biçimine bile eyvallah denmesi sana normal geliyorsa cidden ablacım sen ağzını boz, çünkü zaten bu konuyu normal görmek küfür gibi birşey..

    İnsanların sırtına binip konser izlemeyi normal gören insanlar bir de sanki çok anlarmış gibi kapitalizm sözcülüğü yapıyor ya hayati’ler belki de sırtlarına binilmesine değil de, bu tiplerin biniyor olmasına içerleyecekler..

  • emre 11 June 2010 - 04:20 Reply

    Ben kıvrak bir hareketle hem işin içerisinden sıyrılmalarını hem de mevcut durumun tanıtım bakımından (herkes bu durumu konuşuyor neredeyse) yanlarına kar kalmasını bekliyorum açıkçası. Şöyle ki:

    -Hayati robot. Ya siz ne sanmıştınız? İnsan mı? (pişkin bir yüz ifadesiyle) Allah iyiliğinizi versin ayol, olur mu hiç öyle şey? Robot bu robot. Yu Ma Tu gibi okunuyo; Ha Ya Ti

    Bir de bu uygulamanın dünyada bir ilk olacağı söylenmiyor muydu? Benim mi aklımda yanlış kalmış. Bir anda dünyanın dört bir köşesinde uygulanır oldu da o yüzden şaşırdım biraz 🙂

  • gab 11 June 2010 - 06:57 Reply

    yahu, akıl alır gibi değil, insan sırf bacağım yoruldu ah diyerek birine kendini taşıtır mı? bunu savunanların bir takım ikinci sınıf mantıklar üreterek desteklemeye çalışanların varoluşu da çok kalitesiz bi yandan, olmaz işte çok net, o insanı o derece aşağılayamzsın.

  • canoğlan 11 June 2010 - 09:39 Reply

    valla ben o etkinlik maratonunu kazanmış olsam ve hayatı benim olacak vurucum kırbacı vurucam kırbacı psikolojine girsem bile herhangi birine kardeş çok yoruldum çöm de omzuna çıkayım diyebilcek genişlikte olacağımı zannetmiyorum. benim insanlığıma aykırı, doğama aykırı. utanırım. burda yazan herkes de kendisine böyle bir davranış yakıştıramacağından dolayı karşı çıkıyor. gayet insani bir durum. festivalin kapitalist öğelerle donatılması ikincil soru işareti bence. mühim olan insanlık.

  • arn 11 June 2010 - 10:41 Reply

    bir eleştiri yaparken, resmi kaynaktan referans vererek yapın. Bu uygulamanın bu şekilde olacağı bilgisinin, festival organizatörleri tarafından yapılan açıklamasını referans gösterin ki, biz de inanalım

  • Betsy 11 June 2010 - 10:48 Reply

    Arkadaşlar çok pardon ama türkiye’nin gerçekten türk menşeili en iyi şirketlerinden biri olan, türk insanına festival kültürünü öğreten, blues sevdiren, sponsorluk kavramının gelişimine en büyük desteği veren ve son zamanlarda devlet tarafından önüne saçmasapan anlamsız yasaklar konulan bu şirkete bu kadar yüklenmek mantıklı mı sizce? şu an anlamsız, boş -tartışma demiyorum- bir yere varmayan, hiçbir şey ifade etmeyen bu konuşmalar ile yaptığınız tek şey çıkan yasaklara su serpmek oluyor, başka bir şey değil…lütfen devam edin ki bu ülkede güzel hiçbir şey kalmasın, olanlar da yok edilsin
    ha son olarak da…bu kadar büyük başarılı bir şirketin, başarılı yöneticileri gerçekten sizce bu kadar sığ mı? bu fikir, bir pazarlama fikri..ve çok yanlış algılanan, yanlış yerlere çekilen bir fikir oldu maalesef…
    bence bu hayati meselesini daha fazla uzatmak yerine, gelecek grupları dinlemenin heycanını yaşamaya başlayın
    herkese sevgiler…

  • barışdemektoprakdemek 11 June 2010 - 10:49 Reply

    izm’lerin hepsini bir kenara bırakalım. bir insan başka bir insana (arkadaşı, sevgilisi dışında) kendini taşıtır mı? nasıl olacak oradaki iletişim bir hayal etsenize. o tuhaf karşılaşmadan ortaya çıkan bir mahçupluk, utanma duygusu yok mu? “biraz daha eğilebilir misin? üstüne çıkıcam da” mı diyecek.. kelimelerle denmese bile bu zaten sözsüz denmiş bile.
    insan ilişkileri açısından sağlıklı bir uygulama değil. sırf içinde para kazanmak var diye nasıl meşru sayılabiliyor onu anlamadım.

  • can 11 June 2010 - 13:19 Reply

    tuvalet kuyruguna dikme kısmı olmasa (cunku bu gecen seneki gibi manyak kuyruklar olacaginin ya da olma ihtimalinin yuksek oldugunun gostergesi) bu kadar sacma olmayacak bir uygulama. Bir de nacizane tavsiyem, hayatileri festival ekibinde calisan efescilerden (belki de kadinlardan falan) secseler sempatik olabilirmis. Hani universiteli kizlardan, stajyer reklamcilardan, pazarlama tayfasindan falan. En azindan belki omuzlarina alamayacaklar ve komik seyler yasanip gulunup gecilcekti. Guclu kasli adamlara istihdam sagliyoruz ayagiyla yapildigi icin kolelik diye tabir edilmesi normal, bu o kadar normal ki bu uygulamanin (hadi animasyon diyelim) yapilmasindan daha normal.

    yine nacizane tavsiyem, belki gec de kalinmis olsa, hayati ekibinin profilini gercekten hayatiligi basaramayacaklardan kurulmasi. ‘abi nereye gidelim’ diyip hic yorulmadan dakikalarca omuzda gezdirilen adamlar dolu bir festival (zaten yasamadigim tum insani kaygilari gectim(ki bence bu kolelik de degildir)) abestir, baska insanlarin yalandan veya samimi yasadigi insan haklari kaygilarina da saygisizliktir.

  • Betsy 11 June 2010 - 13:49 Reply

    Arkadaşlar çok pardon ama türkiye’nin gerçekten türk menşeili en iyi şirketlerinden biri olan, türk insanına festival kültürünü öğreten, blues sevdiren, sponsorluk kavramının gelişimine en büyük desteği veren ve son zamanlarda devlet tarafından önüne saçmasapan anlamsız yasaklar konulan bu şirkete bu kadar yüklenmek mantıklı mı sizce? şu an anlamsız, boş -tartışma demiyorum- bir yere varmayan, hiçbir şey ifade etmeyen bu konuşmalar ile yaptığınız tek şey çıkan yasaklara su serpmek oluyor, başka bir şey değil…lütfen devam edin ki bu ülkede güzel hiçbir şey kalmasın, olanlar da yok edilsin
    ha son olarak da…bu kadar büyük başarılı bir şirketin, başarılı yöneticileri gerçekten sizce bu kadar sığ mı? bu fikir, bir pazarlama fikri..ve çok yanlış algılanan, yanlış yerlere çekilen bir fikir oldu maalesef…
    bence bu hayati meselesini daha fazla uzatmak yerine, gelecek grupları dinlemenin heycanını yaşamaya başlayın
    herkese sevgiler…

  • utku 11 June 2010 - 14:10 Reply

    Aslında bu kafanın arkasında duranlar açık ve net posterin altında belirtilmiş.

    EFES – SAMSUNG – DREAM TV – VIRGIN RADYO -BILLBOARD – BILETIX – POZITIF ORGANIZASYON

    Bu rezillikten oncelikli sorumlular bu festivale sponsor olan yada duzenleyen yukarıdaki markalardır.

    Bu tur cin fikirlerle dolasan bir suru omurgasız var etrafta.
    Beyoglunu lavanta kokutalım baskanım diye milletin agzına gozune tunelden tramvaydan ne oldugunu belirsiz koku sıkan da bu kafa.Hersabah kufru yiyen Buyuksehir B.

  • Diren 11 June 2010 - 14:15 Reply

    Genelleme yapmış olmayayım ama ;Bu uygulamayı savunanlar ya okuduğunu anlamıyor, yada bir çıkar ilşkisi var.

  • melis 11 June 2010 - 15:18 Reply

    bence harika.hatta böyle kazanmalı değil de kiralanmalı olsa daha iyi.insandan söz etmiyoruz sonuçta.2 saati 50 lira olsa süper olur.biz arkadaşlarla kiralarız.

  • diyeceklerimvar 11 June 2010 - 18:18 Reply

    one love adına yakişir şekilde katılımcıların hassasiyetine kulak verilmiş

    omuza alma muhabbeti falan da kalkmis. sadece gunes kremi, silte, su spreyi vs tedarik edeceklermis.

  • Nezih 12 June 2010 - 20:47 Reply

    Espriydi! gibi pişkinlik, kıvırtma olarak nitelendirilebilecek bir açıklamayla çark etmişler… Murat Beşer, Naim Dilmener gibi müzik yazarlarının tepkilerini aşağıdaki linkten görebilirsiniz.

    http://cadde.milliyet.com.tr/2010/06/12/HaberDetay/1249774/_HAYATi__AZAT_EDILDI

  • Sullivan 13 June 2010 - 19:47 Reply

    nasıl da saçmalıyorsunuz ya. bu etkinliği, aktiviteyi, adına ne derseniz deyin, beğenmemiş olabilirsiniz ve eleştirebilirsiniz tabi ama kalkıp da bunu siyasi propagandaya çevirip “kapitalist düzen, kölelik, ağızlarına işeseydik bari vs” şeklinde saçmalamaya vardırmaya gerek yok. bu olayın boğazdaki yalılarda çalışan “uşak” yada “kahya” tadında birşey olmayacağının herkes farkında ama muhalif olucam diye akıl almaz yorumlar yapılıyor. bana göre de gayet gereksiz bir uygulama ama kalkıp burda görevli olacak insanları da maddi imkansızlıklar yüzünden madende yada tersanede çalışan insanlarla da kıyaslamak kusura bakmayın ama ya aptallıktır yada art niyetliliktir.

    yurt dışında da uygulandığı görülmüş, kimse adına kölelik dememiş, görevliler ve hizmet alananlar gayet de beraber eğlenmişler, arkadaş olmuşlar vs.

    olacak olay şudur: bu hizmeti kazanan bir bayan ise sırta alma, sıraya girme gibi şeyler yaşanabilir, zira o görevli arkadaş festival katılımcısı olarak orda bulunsa ve o kişi ile tanışsa zaten yapacağı şeylerdir.(kimse inkar etmesin:)) yok eğer bay (bayan kelimesine laf olmasın) olursa, kimse kimsenin sırtına falan binmeyecek, beraber geyik yapıp gülünecektir. ayrıca hiçbir erkeğin birisin omzuna binmek isteyeceğini de düşünmüyorum 🙂

  • Hafta ortası hatırlatmaları 05 July 2011 - 18:26 Reply

    […] mi, o da ne? diyebidiyenler Mehmet Tez’in sitesinde bulunan eleştiri ve basın bültenine buradan göz atabilirler. İletişim kominitesinin son kararı ise şurada. EPOL serüvenine gelecek […]

  • 1 2

    Leave a reply