Canavarlarla savaşmak

0 Posted by - 17 September 2013 - LİSTE, O OLDU BU OLDU

Modern toplumdaki canavarlar, antik metinlerde bahsedilen canavarlardan daha vicdansız. Geçen hafta dördüyle savaştım. Sizin de başınıza gelebilir

Leviathan, Eski Ahit’te bahsedilen deniz canavarı. Modern dünyadaki anlamı daha çok Thomes Hobbes’un 1651’de yayımlanan aynı isimli kitabı ve kapsamıyla ilgili. Her şeye karışan, her alanda söz sahibi olan bir otoriter devlet (kollarıyla toplumun her alanını “kucaklayan” Leviethan) olmazsa halimiz nice olur diye düşünmüş Hobbes. Bunu İngiliz iç savaşı sırasında düşünmüş. İstikrar özlemi o dönem için anlaşılabilir.
Bugün de kaos çıkmasın diye “canavarlara” boyun eğmiş yaşıyoruz. Onları olağanlaştırıyoruz. Ancak canavarlar yeri gelince canavar olduklarını hatırlatmasını biliyor. “Canavar” sadece otoriter devlet değil bugün. Ya da şiddet sadece topla tüfekle gazla yapılan değil. Geçen hafta dört canavarla savaştım, hepsinde yerle bir edildim. Sade vatandaş olarak canavarların iki dudağının arasındayız.

Canavar 1: İDO. İzmir’den Manisa yoluna girince sağda bir benzinci var. İDO bayii. Bilet aldık. Saat 14.30. 19.30’a yetişirsiniz dediler. Bileti kestirdik, paramızı ödedik, feribota yetiştik. Feribotun kapısında durdurulduk: “Biletiniz 16.00 feribotuna kesilmiş yenisini alın.” Ne deseniz fayda etmiyor. E bayiniz bayiliğini yapmamış bana yanlış bilet satmış. “Bakmadığınız için sorumluluk sizde.” Bayinin yanlış bilet kesme sorumluluğu yok. Yeni bilet aldık. Sonra itiraz ettik. Yanıt: Bakacaktınız bilete. Paranızı iade etmiyoruz.

Canavar 2: Teledünya. Faturalarım otomatik ödemede. Ama önceki nakilden iki fatura çıktı ödenmeyen. Faize binmiş. “Bana fatura, e-mesaj, mail, uyarı gelmedi” diyorum. “Zaten otomatik ödemede hepsi ödenmiş” diyorum. Borç eski abonelikten diyorlar. “E nakilde söyleseniz öderdim” diyorum. “Takip edecektiniz” diyorlar. “Bana her dakika mail, sms atıyor reklam yapıyorsunuz, bunu da bildirebilirdiniz” diyorum. “Takip edecektiniz” diyorlar. “İtiraz etmek istiyorum ne yapmam lazım?” diye sordum. Bakın burası çok güzel. Başvurular her yerden, ama itirazlar sadece faksla. Faks yazıp yolluyorsunuz. Faks bul ki şikayet edesin.

Canavar 3: IKEA. Satın aldım. Sıra bekledim nakliyeye verdim. Nakliye ayrı, montaj ayrı. Hepsini ödedim. Gelen mal çatlak çıktı. “Aaa çatlak yalnız bu” (gelen görevlinin yorumu). Ben mi çatlattım?
Diyalog aynen şöyle: “Malı geri alırız ancak bunun için önce gün almanız lazım.” “Ne zaman?” “Haftaya.” “Ama işimiz aksıyor.” Maalesef beyefendi.” Ben götürsem yenisini getirsem montaja ne zaman gelirsiniz? “Bir hafta, 10 gün.” Ama burada bizim kusurumuz yok ki paramızı ödemişiz, kusur sizin.” “Birşey yapamayız.” Birşey yapmadılar. Satın aldığım, kurulum ve nakliye parasını peşin ödediğim mal için yalvardığımla kaldım.

Canavar 4: Turyol: Feribot bileti satın aldık. Vazgeçtik. Hareketten altı saat öncesine kadar iade ücretsiz. Biz bileti iade ettik, onlar parayı iade etmedi. Arıyorum soruyorum. Beyefendi bakalım, beyefendi haber verelim… Bir ay oldu. Canavar bizim parayı yedi.

Müşteri memnuniyeti yok, şirket memnuniyeti var. Yazılı kurallar yalan. Hep şirketler öncelikli. Mağduriyet normalleşmiş. Kimse bu durumu garipsemiyor. Şiddet böyle meşrulaşıyor.

FacebookShare/Bookmark

No comments

Leave a reply