CAZ FESTİVALİNDEN KİŞİSEL NOTLAR

0 Posted by - 22 April 2013 - KONSER, O OLDU BU OLDU

İstanbul Caz Festivali 20 yaşında. İKSV genel müdürü Görgün Taner “İlk yıl 7 konser varmış, zenginmiş program” diye espri yapınca seyirci olarak nankörleştik mi acaba dedim…

Caz Festivali ilk konserini verdiğinde memlekette manzara şu: Tansu Çiller başbakan, 5 Nisan kararlarının ardından devalüasyon olmuş, dolar o zamanın para birimiyle 19 bin lira iken sabah kalktığınızda 38 bin liraya yükselmiş, herkes bir gecede yarı yarıya fakirleşmiş, iflas edenler, dolarla borçlanıp evini barkını satmak zorunda kalanlar… 1994’te o şartlarda iki mekanda toplam yedi adet konserle festival düzenleyip mutlu olmayı başarabilmişiz. Bundan alınacak çok ders var bence. Festival 20’nci yaşında bugün 14 farklı mekanda 400 sanatçının katılımıyla 40 küsur konserin verildiği bir etkinlik haline geldi. Onu da bırakın bugün memlekete her hafta dünyanın dört bir yanından onlarca müzisyen ve sanatçı geliyor ama hâlâ memnun olmayan, söylenen, bütün müzikal beklentisini “filanca grup bu yaz gelecek mi”ye kilitleyen bir seyirci kitlesine dönüştük. “Acaba neden?” diye not almışım…

Festival bu yıl son yıllara oranla en “caz” halinde. Zaman zaman yapılan
“Caz Festivali’nde Nick Cave’in, Elvis Costello’nun ne işi var” tarzı eleştirileri
bu yaz kimsenin yapacağını sanmam. En popüler isimler olan Alicia Keys (2 Temmuz) ve John Legend’ın (29 Temmuz) kariyerine baktığınızda soul,
R&B ve hip hop’ın cazla buluştuğunu görmek mümkün. İkisini de merakla bekliyoruz. Bu arada Bruce Springsteen geleydi iyiydi (kişisel not).

Memleketteki en iyi caz vokalleri
Roxy Music’ten bu yana muhtelif projelerini muhabbetle takip ettiğimiz
Brian Ferry, The Jazz Age isimli projesiyle festivalde (8 Temmuz). Yüzyıl başı caz dönemine gitmeye ve sahnede “Boardwalk Empire” havalarına hazırlıklı olun bence.
Sevinç Tevs anısına düzenlenen konseri, caz solistlerini takip edenler kaçrmasın
(11 Temmuz). Hali hazırda memleketteki
en iyi caz vokalleri buluşuyor. Şehrazat (Tevs’in kendi gibi caz solisti kızı), Fatih Erkoç, Sibel Köse, Ayşe Gencer ve Elif Çağlar bir araya gelecek.
Esbjörn Svenson Trio Symphony konseri kaybettiğimiz üstadın bestelerine odaklanıyor (19 Temmuz). Gitmek lazım. Duetsche Philarmonie Merck ile Kerem Görsev’in bir araya geleceği klasik/caz konserini de (16 Temmuz) not ettim. Ernan Lopez-Nussa konserini (3 Temmuz), Stefano Bollani-Hamilton De Holanda konserini (15 Temmuz) de yanına ekledim.
Festival bu yıl yeni mekanlar aracılığıyla Boğaz’da püfür püfür. Ortaköy’deki Feriye Lokantası (Ernan Lopez Nussa, 3 Temmuz), Tarabya’daki Alman Sefareti yazlık binası (Melody Gardot, 5 Temmuz), Avusturya Başkonsolosluğu Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi (hani vize almaya gidip saatlerce bekliyoruz ya, işte o binada Anthony Strong konseri olacak), Yıldız Sarayı Hasbahçe (Dee Dee Bridgewater-Ramsey Lewis, 3 Temmuz) yazın serin serin iyi gider.

Bir Ali Ağaoğlu olarak Bülent Erkmen!

Festival afişinin hikayesinin tasarımcı Bülent Erkmen tarafından anlatıldığı videoyu izlerken nerdeyse kahkaha atıyordum. Yazarlıktan da önce ressamlığa başladığını bildiğimiz Orhan Pamuk’tan afiş için bir resim istenmiş. Bülent Erkmen bu resmi dakikalarca övdü sonra “Ama ben beğenmedim” dedi. Ardından Pamuk resim arşivini açmış, aranmış taranmış bir sürü resim seçilmiş, ama Bülent Erkmen “Onları da uygun bulmadım” dedi. Erkmen’i Pamuk’un resimleri arasında bir Ali Ağaoğlu edasıyla “hayır bu değil, bu değil, bu hiç değil, beni anlamıyorsun Orhan” derken hayal edebildim o anda.
Neyse Pamuk’un resimleri arasındaki arayış devam ediyor ve sonunda içinde bu kapaktaki martının olduğu resim bulunuyor, resmin altını boşaltıp martıyı öne çıkarılıyor ve sonunda Erkmen tatmin oluyor. Bu arada Pamuk’un filmde bazılarını gördüğümüz resimleri çok çok güzel. Hele bu martılının orijinali şahane, bilginize.

No comments

Leave a reply