Dün Emek yürüyüşünde ne oldu?

0 Posted by - 08 April 2013 - O OLDU BU OLDU

Bugünkü Milliyet’te yer alan Nil Kural’ın yazısı:

Emek Sineması’nın özel bir inşaat firması tarafından yıkılmaya başlanmasını protesto eden binlerce sinemasever dün çevik kuvvetin sert müdahalesiyle karşılaştı. Geçtiğimiz günler ünlü sinema yazarı Atilla Dorsay’ın Emek Sineması’nı görmek istediği için inşaat görevlileri tarafından darp edilmesinin ardından dün şiddet polis üzerinden binlerce sinemaseveri ve kültür sanat dünyasını hedef aldı.
Emek Sineması’nın sokağına girmek gibi basit bir isteği dile getiren sinemaseverlere çevik kuvvet tarafından tazyikli su, biber gazı ve tekmelerle müdahale edildi. Ünlü yönetmen Erden Kıral da biber gazından etkilendi. Altyazı Dergisi yönetim kurulu üyesi sinema yazarı Berke Göl gözaltına alındı. Diğer gözaltına alınanların Hazar Berk Büyüktunca, Mehmet Ferit ve Özgür İpek olduğu öğrenilirken, Büyüktunca’ya polis arabasında yumruk atıldığı bildirildi.

emek-meydan-savasi-3173736
Oyuncular, yönetmenler ve sinemaseverler gözaltıların ardından Beyoğlu Karakolu’nun önüne gelip akşamın geç saatlerine kadar bekledi. Yılmaz Erdoğan sosyal medyadan paylaştığı destek mesajında “Barış için sanatçılardan gönüllü çaba istenen bu süreçte, sinemasına sahip çıkan bir sanatçı topluluğuna arkadaşlarıma yapılan bu muameleyi kınıyor, protesto ediyorum” dedi.
Kamuya ait Emek Sineması’nı yıkacak proje, 3 yıldır kültür sanat dünyasının ve sinemacıların şiddetli itirazlarıyla karşılanıyor. Kamer İnşaat adlı özel inşaat firmasına ait proje, ilk açıklandığı günden beri pek çok yürüyüşle protesto edildi. Dün de bu yürüyüşlerden biriydi. Aralarında Harun Tekin, Can Bonomo, İstanbul Film Festivali’nin yabancı konuklarından ünlü İngiliz yönetmen Mike Newell, ödüllü İtalyan yönetmen Marco Bechis, Türkiye sinemasının genç yönetmenleri Seren Yüce, Özcan Alper, İnan Temelkuran, İlksen Başarır, Onur Ünlü oyuncular Tuncel Kurtiz, Ahmet Mümtaz Taylan, Ercan Kesal, Hazal Kaya, Rıza Kocaoğlu kalabalıkta olan binlerce isimden yalnızca bir kaçıydı.

Sinema yazarları, Türkiye’den ve yabancı basından gazeteciler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, İstanbul Film Festivali’ni düzenleyen İKSV ekibi, “Emek Bizim, İstanbul Bizim” sloganlarıyla Emek Sineması’nın bulunduğu sokağın önüne geldi. Sokak, kalabalık bir çevik kuvvet ekibi tarafından kapatılmıştı. Sokağın önüne İstiklal Caddesi üzerine bir sandalye yerleştirildi ve sinemacılar söz almaya başladı.

Konuşan ilk isim, politik sinemanın dev ismi, ustalar ustası Yunan yönetmen Costa-Gavras’tı. 1982 yılında Altın Palmiye ödülünü Yılmaz Güney’in “Yol”u ile paylaşan Costa-Gavras, Emek Sineması’nı korumak isteyenlerin yanındaydı. Alkışlarla kalabalığa hitap eden ünlü yönetmen, “Bu sinemayı yıkmak sosyal ve politik olarak çok büyük bir hatadır. Emek Sineması yaşamalı” diye konuştu.

‘Emek şehri savunmaktır’

Oyuncu Defne Halman’ın sunumlarıyla gerçekleşen konuşmalarda, Ahmet Mümtaz Taylan, “Emek Sineması’nı savunmak şehri savunmaktır. Cercle D’Orient Sosyal Güvenlik Kurumu’na yani bize aittir” dedi. Avukat Can Atalay’ın yanı sıra Defne Halman da sokağa girme isteklerini ve bunun en doğal haklarını olduğunu tekrarladılar.
Konuşmacılarından biri olan Serra Yılmaz, Kültür Bakanı Ömer Çelik’e seslendi ve “Emek Sineması’nın yıkılmayacağını söyleyen Kültür Bakanı Ömer Çevik, projeyi okudu mu bilmiyorum. Çünkü bu projeye göre Emek Sineması yıkılacak ve dördüncü kata bir taklidi yapılacak” dedi.

Konuşmaların sonlanmasının ardından polisle konuşan Serra Yılmaz, Erden Kıral ve Defne Halman, protestocuların tek isteklerinin sokağa girmek olduğunu söyleyip, barikatı kaldırmalarını rica ettiler.
Bekleyiş sürerken ve bu basit isteğe izin verileceği beklenirken, polis göstericilerden dağılmasını istedi. İkinci uyarının ardından panzerden tazyikli su sıkmaya ve biber gazları atılmaya başlandı. Müdahalelerde yere düşenler oldu. Tazyikli su sıkarak ilerlemeye başlaması sonucunda sinemacılar ara sokaklara sığındı. Onları sokakta kıstıran çevik kuvvet, gruba tekmelerle müdahale etti.

Milliyet, 8 Nisan

1 Comment

  • Umut 08 April 2013 - 13:08 Reply

    Polisin dünkü vicdansızlığı, şaşırtıcılığın çok ötesindeydi. Bu kadar göz önünde insan, sanatçı varken, etrafta olayla ilgisiz oradan geçen insanlar varken, su belki ama gaz kullanmazlar diye düşünüyorduk açıkçası.
    Sudan kaçmak için panzerin dibine yapışan insanların direk yüzüne gaz sıkıldı. Yetmedi, ara sokağa kaçışan insanların üzerine gaz sıkıldı. Şiddet içermeyen, en basit protestoya bile hala bu şekilde cevap verilen bir ‘ileri demokrasi’ de yaşadığımızı yine hatırladık. Olmayacak işler yine oldu.

  • Leave a reply