“ESNAF TEPKİSİ”NE İTİRAZ

1 Posted by - 14 September 2013 - O OLDU BU OLDU

Esnafa kırgınım. Esnafa kırgınız. Bütün bu Gezi olayları sırasında da anlayamadım esnafı, şimdi de anlayamıyorum.
Sabah gelip dükkanlarına boyayla yazılar yazıldığını görünce, cam çerçeve inince göstericilere, protestoculara bir sinir, bir öfke, bir mağduriyet edebiyatı. Elbette bütün esnafı eli satırlı insanlık düşmanıyla aynı kefeye koyacak değilim. Ama sormadan edemiyorum.
Ne olacaktı sayın esnaflar, müşteriniz dayak yerken, öldürülürken, yerlerde sürüklenirken, gazlanırken, plastik mermilerle vurulurken, tekmelenirken siz hiçbir şey olmamış gibi domates patlıcan, yoğurt satmaya devam mı edecektiniz? Size yaşadığınız toplumdan, ortamdan, mahalleden muhaf olduğunuzu düşündüren şey nedir? Hayatta tek borcu olan, çoluk çocuğu olan siz misiniz? İnsanlar her gün işlerine hangi psikolojilerle gidiyor biliyor musunuz?
Müşterinizin canı sıkılırken, canı yakılırken siz küçük televizyondan dövizi ve maç sonuçlarını hiçbir şey olmamış gibi takip ederek hayatınıza devam edeceğinizi mi düşündünüz?
Kasıtlı olarak sürekli bir “mala zarar veren hainler” edebiyatı yapılıyor. Bu her iktidar zamanında kullanılmış, hele hele 70’lerde klasikleşmiş bir “edebiyat”. Esnaf bu edebiyatın parçası olmamalı. Mahallenin temel direği esnaf ve bu yüzden mahallesine sahip çıkmalı. Zalimin değil mazlumun tarafında.

1 Comment

  • Facebook User 14 September 2013 - 16:24 Reply

    “Haziran olaylarında, mülkiyetin korunması ve kredinin eski haline getirilmesi için, hiç kimse, Paris küçük burjuvazisinden; kahveciler, lokantacılar, şarap satıcıları, küçük tüccarlar, dükkâncılardan daha bağnazca savaşmamışlardı. Dükkâncı, bütün gücünü toplayıp, sokaktan dükkâna doğru müşteri akışını yeniden tesis etmek için barikata karşı yürümüştü. Ama barikatın arkasında müşteriler, borçlular ve barikatın karşısında ise dükkânın alacaklıları vardı. Ve barikatlar devrilip işçiler ezilince, mağaza koruyucuları zafer sarhoşluğu içinde dükkânlarına doğru yeniden kendilerini attıkları zaman, dükkânlarının önrünün, bir mülkiyet kurtarıcısı ve göz korkutucu mektupları kendilerine uzatan bir resmi kredi memuru tarafından kesildiğini gördüler: vadesi gelmiş poliçe, vadesi gelmiş borç, vadesi gelmiş bono! Ve bunların altında ezilen dükkân ve dükkâncı!”

    Fransa’da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850
    Marx

  • Leave a reply