Eurovision’dan ne öğrendim…

0 Posted by - 14 May 2011 - O OLDU BU OLDU

Finale kalamadık, çarşı karıştı. Medyaya baktım, herkes kelle istiyor. Bakın ben bu durumdan ne dersler çıkardım…

* Meğer popçular fırsat verildiğinde şarkı eleştirmeye müzik eleştirmenlerinden daha meraklıymış. Demet Akalın’ın “Oh olsun, popçulara laf etmeyeceklerdi” şeklindeki ifadesine, İlhan Şeşen’in “Bu şarkı değil” diyerek grubu yerden yere vurmasına bakılırsa pek de iştahlılar. Ne güzel. Artık her hafta onlarca kötü şarkı dinlemek zorunda kalan birinin hislerini daha iyi anlarlar.

* “Eurovision’a rock grubu gitsin” bitmiştir. Yeni sezonda Atiye ve Hande Yener kapışır. Atiye genç ve Avrupalı olduğundan, Hande Yener “Gay’ler sever belki” ümidiyle gazlanır. Benim önerim yeni nesil indie ve alternatif grup ve müzisyenlerden yana. Can Bonomo, Bon Mod, Model, Nükleer Başlıklı Kız neden gitmesin? Misal yani…

* Eğer genç, çıtır, kadın ya da gay değilseniz, sahnede görsel bir şölen sunamıyorsanız Eurovision’da işiniz zor. E bildiğimiz kadarıyla bunların hiçbiri Yüksek Sadakat’te yok.

* “Kafeste lastik kız” eğer ortamla bir alakası yoksa dünyanın en antipatik gösterisi olabiliyor.

* TRT’den teklif gelince başına devlet kuşu konmuş gibi atlamamak lazım. Milyonlarca insan tarafından “yaşlı, antipatik, demode, rüküş, detone” diye nitelendirilmektense biraz düşünüp “Burası bize ters” deyip baştan reddetmek bazen en doğrusu. Ben isim yapmış bir müzisyen olsam bundan sonra teklif geldiğinde kabul etmeden önce 10 kere düşünürüm.

* “Biz Eurovision’u gereğinden fazla ciddiye alıyoruz” kalıbı artık geri dönülmeyecek şekilde yerleşmiştir. Neticede Eurovision artık bir eğlence organizasyonu. Millet hoşça vakit geçirsin, eğlensin diye düzenlenen bir gece. Maksat sosyallik, ülkeler arası itiş kakış da işin tadı tuzu.

* Düşene vurmayı seviyoruz. Halbuki Eurovision’da başarısızlık bir müzik kriteri değil, olsa olsa bir mavra kaynağıdır. Özelikle internetteki yorumlar çok gaddarca.
* SMS her kusuru örtmüyormuş. “Nasıl olsa Türklerden oy alıyorlar” argümanı çok da geçerli değilmiş.

Elenmekten kötüsü çalıntı şarkı iddiası

“Live It Up” The Kinks’in “All Day and All Night Long” isimli şarkısına benzetildiğinde gülüp geçmiş, hatta bu iddiayla kafa bulmuştum.
Ama bu sefer Sex Pistols’ın “Submission”ınını dinleyince kanım dondu. Herhalde 16 yaşımda falan dinlediğim bir albüm olan “Never Mind the Bollocks”ta yer alan bu şarkı “Live It Up”a hakikaten çok benziyor.
Bence Yüksek Sadakat ne yapıp edip bu konuya bir açıklık, bir açıklama getirmeli.
“Şarkı araklayan grup” yaftasının üzerine yapışmasını önlemeli. Bu durum Eurovision’da başarısız olmaktan çok daha kötü çünkü.

1 Comment

  • Onur 14 May 2011 - 15:10 Reply

    dinleyicinin gerçekten eurovision’da kimi görmek istediği ne zaman umursandı ki ? en basitinden üniversitelerin bahar festivallerinde bile yıllardır aynı isimler, insanlar sıkıldı bıktı artık.
    olay menajerler ve muhattapları arasındaki hanut ilişkisinden ibaret.

  • Leave a reply