“Evet, sansürlüyoruz…”

0 Posted by - 11 February 2012 - O OLDU BU OLDU

20120211-100200.jpg

Film boyunca Clint Eastwood ağzında puroyla dolatığından yüzünü görmek mümkün değil. Onun yerine kocaman bir dal ya da çiçek görüyorsunuz.

Pamela Anderson’ın mayosunu “uzattılar” diye yazdık ya hani… Ve plajda çağdaş bir kılıkla denize girmek bile müstehcen kabul ediliyor dedik ya… Bakın kimler ne yorum yaptı…

“Bir Avuç Dolar İçin” filminde Clint Eastwood puroyla dolaşıyor. Bu filmi gösteren kanalın ‘çiçekleme’sinden dolayı biz de her sahnede oyuncunun yüzü yerine koca bir dal görüyoruz. Hiç göstermeseler daha iyi.
Bir firmanın reklamında oynayan Pamela Anderson’ın mayosunun özel efektle sonradan uzatılmasını ve ‘ayar’lanmasını geçen hafta eleştirmiş, “Artık çağdaş bir kılıkta denize girmek bile müstehcen kabul ediliyor” demiştim. Sizden gelen yorumlardan anladığım şu: Özellikle şifreli, para verip satın alınan platformlarda yer alan sinema kanallarındaki sansüre büyük itiraz var.
Oscar’lı, ödüllü, gişe yapmış filmlerden sanat filmlerine kadar neredeyse her yapımın en can alıcı sahneleri tıraşlanmakla kalmıyor, iki kişi konuşurken fonda görünen heykellerin bile memesi, poposu buzlanıyor.
Hele hele CNBC-e’nin western filmleri göstermesini çok anlamsız buluyorum. Bu filmlerin tanıtımını izledim, Clint Eastwood’un suratını göremedim çiçekten daldan. Komik oluyor. Hiç göstermeseler daha iyi.
İlginç bir de gözlemim var. Bu yazıya “Ne yani, kadınlar televizyonda çıplak mı dolaşsın?” gibi sığ yorumlar yapanların tamamının erkek, “Çok haklısınız, artık mayo bile müstehcen kabul ediliyor” diye itiraz edenlerin neredeyse tamamının kadın olması bence üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Her zaman olduğu gibi adamların tek derdi, kadınların ne giyeceğine karar vermek. Bunun adına ister tutuculuk deyin, ister dindarlık deyin, ister kültür deyin, ister demokratlık, ister modernleşme, hepsi etiket. Temel mesele bu.
Bir önerim var. Bana gördüğünüz sansür vakalarını yazın, fotoğraflayın, belgeleyin, yollayacaklarınızı hafifmuzik.org’da ve köşede yerim yettikçe paylaşacağım.
Bir kanal yöneticisi adının kullanılmaması ricasıyla yolladığı mesajda “Evet sansürlüyoruz ne yapalım, cezalardan iflas edip batalım mı?” diye yazmış. Kendisine teşekkür ediyorum.
Ya biz ne yapalım? Şifreli, paralı ‘sinema’ kanalında bile sansürsüz film izleyemiyoruz.
İleri demokrasi durumumuz bu. Şimdi gene çıplaklığı yücelttiğimi düşünen bir sürü adamdan mesaj yağacak. Boşuna uğraşmasınlar, benim ne dediğimi anlayan gayet iyi anlıyor.
Üzgünüm ama muhafazakarlığı ya da dindarlığı ‘erkeklerin kadınların neresinin nasıl görüneceğine karar vermesi’ düzeyine indirgeyen kafa, herhalde en büyük haksızlığı kendi davasına yapıyor.

8 Comments

  • Umut 11 February 2012 - 14:45 Reply

    Belgeleme kısmı biraz zor ama aklımda son zamanlarda gördüğüm iki taze örnek var.
    ‘Şeytanın Avukatı’ filminin final sahnesinde duvardaki kabartma/rölyefler hareketleniyor ve akabinde buzlanıyor. Rölyeften bahsediyoruz.

    Bir diğer örnekte ‘Şark Vaatleri’ filminde hamamda kavga sahnesi vardır, Viggo M. burada doğal olarak çıplak ama Cronenberg sahneyi bir şekilde organ göstermeden çekmeyi başarmasına rağmen buzlanarak veriliyor.(Şifreli kanal)

    Asıl anlamadığımsa bu görüntülerin sansürlendiği bir ülkede kavşak kazası görüntülerinin defalarca tekrar edilerek verilebilmesi,kamyon tarafından ezilen insanlar, metrelerce havaya yükselen insanlar, kazaya karışan bisikletli çocuk görüntüleri. Asıl pornografi işte o görüntüler bence.

    • Mehmet Tez 11 February 2012 - 18:45 Reply

      Valla al benden de o kadar.

  • Savaş 11 February 2012 - 17:15 Reply

    Bence bütün şifreli kanal üyeliklerinizi iptal edip bir dvd oynatıcı alın ve keyfinize bakın, hem daha ucuz hem daha keyifli… Ama bu bir çözümmü hayır çünkü onlarda sansürlü!!! Bernardo Bertolucci’nin The Dreamers’ını saygı gösterip orjinal aldığımda filmin nerdeyse fragman haline geldiğini gördüğümde konuyla alakalı herşeyden ümidimi kesmiştim zaten. ayrıca Almodovar ın Kötü eğitim filmide ülkemizde sansürlü piyasaya çıkan dvdlerden… Bu da böyle bir sansür vakası..

  • Bugra 11 February 2012 - 18:52 Reply

    Ben son zamanlarda sırf bu yüzden sinema’da dahi film izlemeyi bir kenara koymuş durumdayım her ne kadar sevsemde. yakın bir örnek olarak steve mcqueen’in shame’ini filmekimin’de izleyememiştim. festival dahilinde nasıl bir kesme/sansür uygulaması yaptılar bir fikrim yok ama şu an vizyon’da ki bu filmi izlemeyi her ne kadar istesemde filmi acımasızca bir ninja gibi doğradıklarından yüzde 80 eminim çünkü anlatılanlara bakılırsa bizde vizyona girmesi bile başlı başına bir hadise olmalı. normal tv kanallarını geçtim, şifreli kanallardaki sansürü anlayabilmiş değilim. para verip izlediğin bir özel yayının rtük’e bağlı olması beni şaşırtıyor ve mantıksız geliyor açıkçası ama artık bunun düzelmesi lazım. dvd ve sinema’da sansür büyük bir hakaret bence. sinemaya filmi getiren dağıtıcının veya film prodüksiyon şirketinin, filmin keserek yayınlanmasından dolayı kesme kararı çıkartanlara bir kontra davası açabilitesi var mıdır acaba?

  • Savaş 11 February 2012 - 19:36 Reply

    Shame’mi bende aynı sebeple seyredemeyenlerdenim ama facebookta filmin vizyon haberi ile ilgili sansürsüz olarak vizyona girecektir ibaresi vardı. ama hiç inandırıcı değil tabiki. birde aklıma geldi britney spearsın criminal sarkısının klibinde klipteki sevgilisiyle duşakabin ardından gözüken bi sarılma sahnesi var ki duşakabin dediğimiz şey zaten kendinden buğulu!! her neyse geçen bir kanalda klibe denk geldim ve bazı sahnelerin tekrar ettiğini farkettim dikkatimi çekti internetten baktım duş sahnesini kesip önceki sahnelerden bazılarını oraya tekrar etmişler… tam bir kurgu harikası)

  • Artun Bötke 12 February 2012 - 01:43 Reply

    Hayatını neredeyse her gün film izleyerek geçiren biri olarak çok uzun zamandır (neredeyse 7-8 yıl vardır herhalde) televizyonda film izlemiyorum. Zaten reklamlarla tüm filmi bölüyorlar, üstüne kafalarına göre kurgulayanlar var (mesela 15 yıl önce atv Bond filmlerini, Saul Bass’ın o muhteşem jeneriklerini keserek veriyordu). Şimdi üstüne o muhteşem buğular ve cinsellik kesmeleri geldi. Adile Naşit’in hamam sahnesini bile kesen bir zihniyet var (bkz. Tosun Paşa ve TRT). Hele o buğular sahnelerdeki tüm dikkati kendisine toplayarak filmi öldürüyor zaten.

    Bunu da geçtim, 4 ay öce Lütfü Akad ustanın Göç Üçlemesi Kutu Set’ini (Box Set) aldım. 2. film olan Düğün’de de o buğulama vardı, fıtık oldum. Benim (orjinal) DVD’sini alıp arşivime eklediğim filmden sana ne, ey devlet.Buna benzer sürüyle hikaye de var.

    Ben hayatımda sigara ağzıma koymadım, sigara içilmesine de karşıyım ama filmdeki karakter içiyorsa bana ne!

    Zaten artık Türkiye’den DVD de almaz oldum, dışarıdan getiriyorum, saçmalıklarla uğraşmıyorum.

  • sinan 13 February 2012 - 03:15 Reply

    Yurt dışından getirilen dvd de türkçe altyazılı olmazki ya ingilizce bilmeyenler ne yapıcaklar hadi bilen getirtir izler ama bilmeyenler bu ülkede ağız tadıyla filim izleyemiyeceklermi bu nasıl iş ya dvd’ye de karışılırmı yuhh .
    Arkadaşlar söylemekle birşey olmaz bu ülkede bir çözümü varmı bunu düşünmeliyiz

  • bıdı bıdı 13 February 2012 - 23:33 Reply

    Kendi çapımda bir dvd kolleksiyonum var ancak ülkemizde bazı filmlerin sansürlü yayınlandığının farkında değildim. Şok içindeyim şu an

  • Leave a reply