FESTİVAL HALİNDE OKUYUNUZ!

1 Posted by - 18 April 2013 - KONSER, O OLDU BU OLDU

Festivaller yavaş yavaş bu sene ağırlayacakları isimleri açıkladıkça ister istemez festival anılarım canlandı, yine elimi kredi kartına götüren çaresiz anlar yaşandı ama bu seneyi maalesef herhangi bir festivale gidemeden pas geçiyorum. Madem pas geçiyorum, bu sene festival yollarını tutanlara geçen seneden edindiğim bilgileri sunmayı borç bilirim.

tumblr_llbepcdk5h1qk8s7to1_500_large_149560760_156416226

Bir yolculuk öncesi bavul meselesi her zaman öncelikli olan meseledir. Festivallerde ise bu en önemlisidir! ”Çek-çek alın çok rahat oluyor!” diye tavsiye veren arkadaşlar sanırım daha önceden çek-çek bavulla derin acılar çekmiş, madem biz çektik yeni gelenler de çeksin diyerek böyle bir tavsiye veriyorlar diye düşünüyorum. Kendimi, Werchter’in nemli toprağında çadır kuracak bir yer ararken çamura saplanan bavulumla bir an hayal ettim ve şimdi yazıma geri dönüyorum.

Nasıl ki üniversitede sırt çantasıyla gezdin tren tren Avrupa’yı, yine döneceksin o günlere ve alacaksın bir backpack kendine! Aldın mı 40 litrelik bir sırt çantası? Şimdi içini en iyi nasıl doldurursun ve Avrupalı o çantayı nasıl dolduruyor bunu öğrenmelisin. Biz elit elit elimizde çekçeklerle Belçika köylerinde takılırken gözünü sevdiğimin Avrupalısı çantasına öyle şeyler bağlayıp gelmişti ki hayretler içinde kalmıştık. Zaten matını kesinlikle yanına almalısın, onun yanında çantanın arkasına ne bağlayabilirsen bağlamalısın. Avrupalı ergenler tencereden tavaya, hoparlörden biraya kadar her şeyi bağlamıştı. Utanmaca sıkılmaca yok! ”Her güne bir tişört alırım” deme, o tişörtler sen festival alanında kendine kalacak bir yer bulana kadar kazağa daha sonra da palto ağırlığına ulaşabiliyor.
Music-Festival-Camping
Türkiye’den çadır işini çözemedin mi? ”Ah yanımda bir açılır kapanır sandalye olsaydı da festivali oturduğumyerden elimde bir birayla izleseydim” mi diyorsun? Çadır da dahil her şeyi satan festival mağazasını en az yüz kişiye sor, festival alanında o marketi bul ve pişman olma benim gibi. Böylece yanında çadır taşıma zahmetine girmeyebilirsin. (Tabii güvendiğin ve her yere götürdüğün bir çadır varsa bilemem) Bu marketler sayesinde festival inanılmaz rahat ve güvenli geçecek emin ol.

Diğer önemli konuların başında da yeme içme ve konaklama geliyor. Avrupa’daki festivaller yiyecek işine sadece fast food olarak bakmıyor. Festival köyüne pub’lar açıyorlar, İtalya’dan Uzakdoğu’ya kadar tüm mutfakları farklı restoranlarda ve üstelik festival fiyatlarına size sunuyorlar. Bunun yanında ise size çantanızda tüp taşımanıza bile izin veriyorlar. İşte taşıdığınız tavaların önemi şimdi daha da anlamlı oldu!

Hem festivali hem şehri yaşa

Çadırda kalmak her ne kadar ideali olsa da bunun börtüsü böceği var, gece üşümesi var, yine gece üzerinize atlayacak (evet, çadırın üzerine) kuzey Avrupalı sarhoşlar var… Festival alanına sizi bedava taşıyan otobüslerin kalktığı durağa yürüme mesafesinde, ucuzundan bir hostel bulursanız hem festival alanını hem de kaldığınız küçük şehri aynı anda yaşayabilirsiniz. Festival yorgunluğunun üzerine kafanızı rahat bir yatağın yastığına koymak hoş olurdu diye düşünüyorum. Fakat bu yolculuklar sırasında dünyanın yolunu yürüyeceğini de sakın aklından çıkarma. Sen en rahat ayakkabınla yola çık, daha sonra sergilemek istediğin marjinal bir ayakkabın olursa festival alanında değiştirip sergilersin.

İçki konusunda ise biraz bizim festivallere benziyorlar ama bir farkla. Evet içerideki biralar biraz sulu ve biradan başka pek bir alernatifiniz yok. Fakat dışarıdan kamp alanına istediğiniz kadar alkol sokabiliyorsunuz. Kimse de size bir şey diyemiyor. Kapılarda üzerinizi arayan vahşi insanlar buralarda yok!

Gelelim asıl konuya, yani müziğe. Festivalin bir aplikasyonu varsa mutlaka telefonunuza indirin ki kendisini bir kere indirdiniz mi internet bağlantınız olmasa da çalışıyor. Böylece saat kaçta hangi sahnede kim var diye ona buna sormanıza ya da büyük broşürlere bakmanıza gerek kalmaz. Bu aplikasyon sayesinde yepyeni gruplar ve yepyeni müzik türleri keşfedebileceğini unutma. Festival alanının en gizli yerlerinde en çılgın partilere rastlayabileceğini de hatırlatmak isterim. Bu hiç yoktan çıkan partiler asıl eğlenceyi yaşamanı sağlıyor. Gündüzü küçük sahnelerde akşamı ise ana sahnede geçirmek en mantıklısı ama nereden ne çıkacağı da hiç belli olmuyor.

Şimdi bu yazki festivallere bir göz gezdir. Sana en uygun olanını seç ve biletini de şimdiden al. Bir yapı marketinin yolunu tut ve el feneri de dahil, festival için ne gerekiyorsa almaya bak. Ama yine de tüm ihtiyaçlarını el oğlunun festivallerinde bulabileceğini de unutma.

ERDEM BELENER

No comments

Leave a reply