GİYİM KUŞAM ŞORT vs…

1 Posted by - 17 August 2013 - O OLDU BU OLDU

Kılık kıyafetimiz konusunda o kadar hassas olduk ki en ufak bir eleştiri bile “ayaklanma”ya neden oluyor. Sonuç; ruh halimiz iyi değil

Giyim kuşam adabı diye bir şey var hayatta. Evet kişi dilediği gibi giyinip kuşanabilir, buna da kimsenin engel olmaya hakkı yok. Kimse kimseyi kendi inandığı ve doğru bildiği şekilde giyinmeye zorlayamaz. Öte yandan giyim kuşama dair bazı usuller adaplar da var. Konunun uzmanı değilim ama standart bir vatandaş olarak biraz sağduyulu bir insanın reflekslerine sahibim.
Ne bileyim, düğüne giderken bir şekilde giyinilir, plaja giderken bir şekilde.
Akşam yemeğine davet edildiyseniz yemeğin ağırlığına göre ceket ya da gömlek giyersiniz, yazın pazar sabahı kahvaltısına şort-tişört gitseniz de olur.
İş görüşmesine giderken giyinmek ayrı, konsere festivale giderken ayrı. Cenazeye parmak arası terlikle gidilmez diye bir kural yok. Ama yani bir ayakkabı giymek de saygıdandır. Bunu söyleyen birine çullanır mısınız? Ben yapmam. (Karayipler’de falansak sorun yok, normali odur belki).
Yıllar önce bir basın grubu olarak yurt dışına meşhur bir rock festivaline gitmiştik. Gruptan bir gazeteci hanım topuklularla gelmiş, rahatsız olduğu için arıza yapmış, ardından bütün grubun huzurun kaçırıp erkenden dönmek istemiş, konseri coşkuyu zehir etmişti. Spor ayakkabı ya da parmak arası giyse ne güzel olacaktı halbuki.
Denize bikiniyle mayoyla girersin ama Taksim’de bir akşam yemeğine slip mayoyla gitmezsin. Ha gitme özgürlüğün var tabii olmalı, ama birileri sana “tipe bak yemeğe mayoyla gelmiş” derse kızmak bozulmak yok.
Giyim kuşama dair onlarca farklı fikir olmasa moda eleştirisi diye bir şey de olmazdı. Bütün dünyada en fazla okunan dergiler olan moda dergilerini açın, hepsi size nerede nasıl giyinmeniz gerektiğini dikte eder ve bu usulleri günceller.
Sinemacılarımıza “Bunlar törenlerde ceket giymiyor” diyen Hıncal Uluç durumuna düşmek istemem ama bazen usuller belli giyim tarzlarını mecburi kılar, bazen saygı. Elbette herkes özgür ama herşeyin yolu yordamı var.
Meral Tamer’in şort rahatsızlığı buna benzer bir yargıdır. Katılırsınız katılmazsınız ayrı. Tartışılabilir. Ben de katılmadım okuyunca. Ama twitter’da olan şey toplumca içinde bulunduğumuz ruhsal durumu daha doğrusu getirildiğimiz asabiyet ve tahammülsüzlük seviyesini işaret ediyor aslında. Şort falan değil mesele.
Siyasetçiler kılık kıyafetimiz üzerinden yıllardır öyle yoğun, bilinçli ve kamlpaştırıcı siyaset yapıyor ki (ve sonucunu da öyle güzel alıyorlar ki) en ufak bir laf bile ters tepiyor. Özellikle de kadınlar mağdur. Kadınların başı açık mı olsun kapalı mı? Rujları ne renk olsun, etekleri nasıl olsun. Yeter yahu…
İnsanların tepkisini anlıyorum ama alkol kısıtlamalarını ellerinde kadeh sokakta içki içerek protesto etme gülünçlüğüne düşenler gibi insanların şortlu fotoğraflarını twitter’a koymalarını da komik buluyorum. Herkesin dilediği gibi giyinip kuşandığı normal bir toplumda bu kadar büyük bir tepki doğar mıydı bu laflara? Sanmam.
Ortaya çıkan manzara sağlıklı bir ruh halinde olmadığımızı gösteriyor.
Bırakın giyimimiz kuşamımızla uğraşmayı kardeşim. Bu millet neyi nasıl ne zaman giyeceğini bilir. Karışmayın, siz işinize bakın. Adımıza harcadığınız paraların hesabını verin, ihaleleri şeffaflaştırın, seçim barajını düşürün, betonlaşmayı kontrol altına alın, çevreye özen gösterin, eğitimi halledin. Ne bileyim İstanbul’un her yerine koyduğunuz plastik çiçek saksılarının kaça mal olduğunu söyleyin, ihalenin kime gittiğini açıklayın mesela.

Resimdekiler: Bu yılki meşhur Caochella Festivali’nden (ABD) şortlu şortsuz muhtelif ünlüler. (Soldan sağa) Miranda Kerr, Diane Kruger, Bella Thorne, Kate Bosworth.

No comments

Leave a reply