HAFİF MÜZİK WILDERNESS FESTİVALİNDEYDİ

1 Posted by - 16 August 2013 - KONSER, O OLDU BU OLDU

Ara ara Londra’dan bildirmesiyle tanınan Tülay Kalyon’un izlenimleri şöyle…

Kenan Doğulu hep çok haklı. ‘Sen Londra olsan, ben yağmur olurdum’ sözleriyle Londra’yı ve aşkı ne kadar iyi bildiğini hepimize göstermişti.
‘Festival gibisin katılmak istiyorum’ sözlerine ise geçen perşembe gününe kadar bir anlam veremiştim. Şimdi anlıyorum ki yazar burada İngiltere Oxford’daki Wilderness’tan bahsediyor.
Wilderness bu yaz üçüncüsü düzenlenen çok başarılı bir müzik ve sanat festivaline benzer ya da kimilerine göre masal alemi gibi birsey. Alışıldık festivallerinden farkı sadece müzik odaklı olmayıp yemek, tiyatro ve edebiyata da yer vermesi.
Headlinerlarını Empire of the Sun, Rodriguez ve Noah and The Whale’le yapan festivalde ayrıca;
*Göl kenarında odun ateşiyle ısınan açık hava jakuzileri,
*Trapez ve bilumum sirk şovları,
*Bağımsız kitapçılar fuarı ve sevilen yazarlarla imza günleri (kaderde en sevdiğim The Guardian’ın ve beş şahane kitabın yazarı Jon Ronson’la burada karşılaşmak varmış).
*Huffington Post sponsorluğunda gazeteci ve yazarlarla seminer ve paneller (eski savaş muhabiri, gazeteci ve yazar Sir Max Hastings’in konuşmasını dinledim. Kendisi “İngiltere kazandığı tüm savaşlar için utanmalıdır. Ömrümde Maria Miller kadar kültürsüz bir kültür bakanı görmedim. Başbakan Cameron ile medya patronu Murdoch’un yakınlığı utanç vericiydi. Leveson soruşturmasıyla devletin medyayı düzenlemeye çalışması çok yanlış. Yaşasın özgür medya” ‘dedi (Sir Max Hastings hala twitterda linç edilmedi. Kraliçe Sir ünvanını elinden almadı).
*Londra’nın ünlü Shakespeare’s Globe tiyatrosunun ormanda halka açık provası,
*Londra’nın Old Vic tiyatro grubunun özel performansları,
*Opera gösterileri,
*Yatak dolu bir odada özel masal saatleri,
*Balo salonu ve maskeli balo,
*Kukla gösterileri,
*Oscar ödüllü Searching for Sugar Man gibi muhteşem yapıtların gösterildiği özel sinema salonu,
*ve masaj seansları da vardı.
Oxford’da 16. yüzyıldan kalma bir orman içinde düzenlenen ilk yıl 6, ikinci yıl 14 üçüncü ve son yıl 22 bin kişinin katıldığı festival gerçekten de insanın aklını başından alan bir periler alemi. Alice harikalar Diyarında ve Charlie ve Çikolata Fabrikası boşuna bu topraklarda yazılmamış. Sürekli devam eden maskeli balolar ve abuk beş çayı partileri dolayısıyla gerçekten de ormanın ortasında sağınızdan solundan koşan tavşanlar, periler, şeytanlar, kelebekler, korsanlar ve sincap kostumlü insanlar geçiyor. İnsan kendinden geçiyor.

FESTİVAL MODASI
Yaz mevsimi başlayıp festival sezonu açılır açılmaz festival modası tartışılmaya başlanır. Zaten bir elin parmaklarını geçmeyecek trendler dönüp dolaşıp geri gelir. Bohem, hippi, goth, country vs derken bu yıl Wilderness’ta kuyruk modası vardı. İnanmazsanız fotoğrafları inceleyin.

“DO OR NOT TO DO” LİSTESİ
Benim gibi konser seven ama festivalde çadırda kalmaya mızmızlanan konformist insanlara önerim; mızmızlanmayın.
Ayrıca şunları da unutmayın;
*Fener – futbol takımı değil el feneri. Gece çadırınıza dönerken kamp alanında diğer çadır iplerine takılıp yerlere serilmemek için olmazsa olmaz.
*Çadırınızın yeri – kamp alanında o kadar çadır içinde ne yapıp edip kaldığınız yeri tam olarak öğrenin. Yoksa sabah karşı güvenlik görevlisiyle –Afedersiniz ama biz çadırımızın yerini bulamıyoruz. –Nereye kurmuştunuz? –Böyle kamp alanında, çimlerin üstündeydi şeklinde plantinyum sarışınlığında diyaloglar yaşamanız işten bile değil.
*Çadır kurmak hiç zor değilmiş – 40’ını geçmiş bir süperstar, diva, popstar gibi düşünürseniz bu işi çözdünüz demektir. Çadırın iplerini bol bol gerdir, gerdir, gerdir.
*Uzun rasta saçlarıyla kamp ateşinin başına gelip odunları düzenleyen rastafarian delikanlılara ateşin ruhundan, doğanın dilinden anlar diye güvenmeyin. Bazıları çok beni yak kendini yak her şeyi yak. Bir kıvılcım yeter ben hazırım bak ruhlu.
*Gideceğiniz festival İngiltere’deyse şemsiye, güneş gözlüğü, yağmurluk, güneş kremi, hasır şapka, yün bere, terlik ve bot gibi tezat gibi görünen ama çok uyumlu olan ürünleri çantanıza mutlaka alın. Gurbetçi amcalarımızın öğütlerini unutmayın; buraların havasına da hanımefendilerine de güven olmayabilir.
*Festival alanında telefon sarjı altından değerli. 3G’nizi kullanacağınız anlar dışında hep kapalı tutun. Dualar, yalvarmalar, yakarmalar telefonu açık tutmaya yetmiyor. direnayfonşarjı
*Su ve sabunu bir arada bulmak nerdeyse imkansız. Islak mendil ve antibakteriyel jel en yakın dostlarınız olacaklar.
*Aktiviteleri kaçırmamak için kamp alanı haritası, festival programı ve web-sitesine çok iyi çalışın. Festival yan gelip yan yatma yeri değil. Her an her yerde kaçırdığınıza üzelebileceğiniz birşeyler oluyor.
*Ormanın içinde, gölde yüzmek dünyanın en güzel duygusuymuş. Bikini, mayo, şort, slip, haşema ya da wetsuitinizi yanınıza almayı unutmayın.
*Seneye yaz tatili planınızı şimdiden yapın ve Wilderness’a gelin. Birlikte çok eğleniriz.

1 Comment

  • hurremsultaninyuzugu 16 August 2013 - 17:37 Reply

    Başlıktaki buyuk i yi görünce okumadım.

  • Leave a reply