Hâlâ CD ve plak almak için bazı nedenler…

0 Posted by - 06 February 2011 - O OLDU BU OLDU

1950'lerde Kabil'de bir plak dükkanı...

İnternetten bir şarkı dinlediğimde Mona Lisa’nın internetteki jpeg’ine bakıyor gibi hissediyorum. Mona Lisa’nın gerçeği Louvre Müzesi’nde. Peki şarkıların “gerçek” versiyonları nerede?

Bir tabloyu internetten görmekle gerçekte görmek çok farklı hisler.
Mesela Van Gogh’un “Ayçiçekleri” serisinde çiçeklerin göbeğinde ayçekirdeklerine benzer bir boya dokusu oluşturan fırça darbelerini görmek için yakından bakmanız lazım. İnternetten göremezsiniz. İşte o anda o eserle aranızda kurulan ilişki çok farklı oluyor. Fotoğrafına, kartpostalına, jpeg’ine bakmak gibi değil. Onun gerçekliğine, yeganeliğine, kendi tarihine tutuluyorsunuz.
Elbette bunu ilk düşünen ben değilim. Gerçeklik ile ilgili Walter Benjamin’in önemli fikirleri vardır. Ve bu mesele yani gerçeklik ve onun temsili yüzyıllardır felsefenin ve sanat tarihçilerinin kafa patlattığı bir konu olmuştur. “Simulacra” kavramını araştırırsanız bu alanda önünüzde yeni kapılar açabilirsiniz. Benim merak ettiğim ise bu meselenin müzikle ilgili kısmı.

“Yesterday” nerede?
Hep düşünmüşümdür, müzikte bu gerçeklik hissini ne verebilir diye. Bir şarkının bir müzik eserinin “esas”, “en gerçek”, “en yegane” hali hangisidir? Bir Mozart eserini bestelendiği döneme göre en doğru çalan orkestranın konserinde duyduklarımız mı, yoksa o eserin kayıtlı olduğu plak ya da CD mi, yoksa konser DVD’si mi? Ya çağdaş yorumlar?
Bir Beatles şarkısı düşünün. “Yesterday”. İnsanlığa mal olmuş bir eser. Peki gerçek “Yesterday” nerede?
14 Haziran 1965’te Abbey Road stüdyosunda kaydedilmiş bantta mı? 6 Ağustos 1965’te yayımlanan “Help!” isimli long play albümünün içinde mi? Yoksa 13 Eylül 1965’te yayımlanan “Yesterday” isimli 45’lik plakta mı? 90’larda çıkan ilk CD versiyonunda olmadığı kesin. Ama yakın zamandan bir örnek verir aynı soruları sorarsak bu defa plağın yerini CD alacak.
Ya şimdi sadece internette yayımlanan albümlere ne demeli? Mesela Gorillaz’ın, solist Damon Albarn’ın iPad’inde kaydedilen ve geçenlerde internette yayımlanan son albümü “The Fall”daki “Revolving Doors” isimli şahane şarkının “gerçek” versiyonu nerede? Yoksa o şimdi sadece bir sayı dizisi mi? “Sıfırbirsıfırbirbirsıfır”…
Geçenlerde Universal şirketinin arşivlerinde bir “felaket” yaşandı. 90’lı yılların başında kaydedilmiş pek çok albümün dijital kayıtlarının günümüz bilgisayar teknolojisinde artık çalışmadığı fark edildi. E eski teknoloji de yok artık.
O dönemin cihazlarında üretilen bazı sesler ve efektler bugün üretilemiyor. Yani restore etmek de mümkün değil. Geçmiş ola.

Plak ve CD’nin mp3’ten farkı ne?
Öte yandan şu anda milyonlarca dolar değerindeki güncel master kayıtlarını dijital hard disklerde tutan şirketler de endişeli. Her ne kadar önlemler alsalar da, mesela bir arşivleme hatası sonları olabilir. Bir sabah uyandınız ve bilgisayarınızdaki bütün şarkıların Track 01, Track 02 diye sıralandığını gördünüz. Bunun gibi bir şey.
Ben son yıllarda plak almaya başladım. Beş altı yıldır yüzüne bakmadığım CD’lerim bile gözüme orijinal Van Gogh tabloları gibi görünmeye başladı. Dijital teknolojinin bütün imkanlarından faydalanıyorum. Ama bazen bir plağın ya da CD’nin yerini hâlâ hiçbir şey tutmuyor.
Bir şarkının, albümün “gerçek” halini aradığımda karşıma hâlâ plak ve CD’ler çıkıyor. Daha iyi bir önerisi olan?

8 Comments

  • Ozgur 06 February 2011 - 18:26 Reply

    Universal’de yasanan bu sorunla ilgili herhangi bir referansiniz var mi? 90larin basinda ADAT kayitcilar kullaniliyordu ve bugun okunamamalari ya da yok olmalari sozkonusu degil. Hatta en modern dijital ses kayitcilari da hala ayni PCM (pulse code modulation) teknigini kullaniyor. Sadece ornekleme kaliteleri artti. Temel teknikleri ilk dijital kayitlardan farkli degil.

  • yhy 07 February 2011 - 00:38 Reply

    kaset diyesim geldi 🙂 hımm sanırım şarkıyı ortaya çıkaran kişileri kaybetmemk lazım ee onlarında ömürleri uzun olmuyo ozaman bize kalanlarla yetinicez… ben hala torrnetlediğim “yesterday” mp3 mün gerçkemiş gibi dinliyorum 🙂 birde bi ara yeni tanıdığım bir grubun geçenlerde albümünü zar zor bi yerlerden indiridm ve bi güzel dinledim ama daha sonra grubun sitesine girdiğimde neten bulduğum albümün onlara ait olmadığını gördüm basit bir örnek ama böyleside var yanlış şarkılarla grubu tanımakta oluyo net sayesinde

  • indigo 07 February 2011 - 13:29 Reply

    Internet her alanda dönüşüm getirdi. Olumluları açık, ama biraz olumsuz noktalara değinmek lazım. Müzik eskiden sunulduğu ortamla bütünleşen birşeydi. Mesela Thick as a Brick albümünü düşünün; plak kapağı albümün hikayesinin bir parçası olan gazete şeklindeydi. Ya da Dark Side of the Moon’a ne demeli. Adı geçince insanın aklına ilk olarak o prizma gelmiyor mu? O kapağı albümden ayırmak mümkün mü? Bir Time ya da Money kadar DSOM’un parçası o da.
    Bir de şu var, eskiden zar zor alınan cd’ler, plaklar daha kıymetliydi. Almadan önce bayağı bir düşünürdük, arştırır eder, kafamıza yatarsa alırdık. Sonra da o cd’yi defalarca dinlerdik. İyi de olurdu; ilk dinleyişte farketmediğimiz ne güzel keşifler yapardık. En azından benim için albüm dinlemek kişisel bir törendi. Şimdi müzik setini kullanmayı unuttum. Yalnızca nette gezinirken bir yandan mp3 dinliyorum. Herşeye ulaşabilmek güzel de, böyle de insan hiçbirşeyin kıymetini bilmiyor.

  • Meriç 10 February 2011 - 17:07 Reply

    Valla ben dijital müzikten anlamam istediği kadar bana çevremdeki insanlar ”old school” takıldığımı söylese de bir müzik albümünün orjinal cd veya plak formatını herşeye tercih eder ve satın alırım.

    Gerçek müzik dinlenebilmeli ve dokunulabilmelidir…

    Saygılarımla…

  • Can D 10 February 2011 - 20:36 Reply

    yav birakin bu anti-dijital melankolilerini. Bilgisayarindaki track isimleri ucabilecegi gibi evinde yanabilir toptan gider. shit happens. bir yapimci studyo dijital formatda saklamak icin gerekli onlemleri almiyorsa (yedekleme vb) basina ne gelirse mustahak.

    eger degisik sample seviyelerindeki 192-320li enkodlanmis mp3 ler arasindaki farki gosterecek bir ekipmaniniz varsa VE bunuda duyabilen bir kulak varsa gidin flac formatinda yani kayipsiz bir formati secin.

    duzgun bir pc setupinda 320li enkodlanmis bir mp3 cogu insanin evindeki cd calarindan ayni amfi ve hopalor kullanildiginda daha iyi/gercek ses verir…

    stereophile serisi ekipmani olmadan tersini iddia edenler dinazor falan degil sadece hayal goruyor, pardon dinliyor, yani olay audio kalitesinden cikip psikolojiye giriyor…

    • Mehmet Tez 11 February 2011 - 01:18 Reply

      Bilgisayarını al da git.

  • Murat 11 February 2011 - 00:36 Reply

    Cd ve özellikle plak..Tatmayan anlayamaz, bilemez denir sanırım bu durumda. Elbette müzik denince sizin için ne anlam ifade ettiği bu noktada önemli. Ben, müziği görebilmeli, ona dokunabilmeli, evimde bir yerlerde istifleyebilmeli, düzenleyebilmeli, elime alıp bakabilmeliyim. Bir de üstüne üstlük en gerçeğe yakın biçimiyle dinlemeliyim, “ses” dinlemeliyim sadece müzik değil. Bir plak aldığımda o heyecanı hissedebilmeliyim, elimde tuttuğum şeyin ne kadar özel ve güzel olduğunun farkındalığıyla. Çok istediğim ama bende olmayan plağa sahip birisini kıskanabilmeliyim, o birisinin arabasını değil ama.

  • Barış Selimoğlu 13 February 2011 - 13:28 Reply

    Şu anda CD’nin gördüğü saygıya inanamıyorum. Plaktan CD’ye geçiş döneminde, CD’ler yerden yere vurulur, plağın üstünlüğü tek geçilirdi. Profesyonel bir format omaması sebebiyle kasetten hiç bahsedilmezdi. Ne zaman ki Mp3 ve bilgisayar performansçısı dj’ler türedi, CD bir anda saygı görür ve hasret duyulur bir materyal oluverdi. Esas merak ettiğim; ileride ortaya çıkacak başka bir format veya materyal sonrasında, Mp3’e de böyle methiyeler düzecek miyiz?

  • Leave a reply