Hem şifreli, hem paralı, hem sansürlü!

0 Posted by - 25 February 2012 - O OLDU BU OLDU

Altın Portakal ödüllü “Bornova Bornova” filmi şifreli kanalda sansürlenince yönetmeni İnan Temelkuran dava açtı. Şifreli kanallardaki sansürü artık tartışmaya açmak gerekiyor…

Sinema kanalıyız diyeceksin. Üyelik satacaksın. Sinema paketi aldıracaksın. Sonra insanların kendi rızasıyla para ödeyerek satın aldığı sinema kanallarında Altın Portakal ödüllü filmi sansürleyip öyle izleteceksin.
Türk halkı küfür etmez, Türk halkı o….uluk yapmaz, Türk halkı içki, esrar içmez, Türk halkı… Neyse yani, böyle kafalar…
“Neden yaptın peki?” diye soru sorulunca da “Ne yapalım, RTÜK fena ceza veriyor, onlar kesmeden biz kesiyoruz” deyip işin içinden sıyrılacaksın.
2012 model Türk televizyonculuğu böyle.
“Bornova Bornova” filminin yönetmeni İnan Temelkuran, eserini şifreli kanala veriyor. Sonra ödüllü filmi televizyonda bir izliyor ki tanımak mümkün değil. Neredeyse her sahnesine müdahale edilmiş. Baştan aşağı budanmış film.
Hani belediyenin sağda solda testerelerle daldığı ve bir adet kütüğe çevirdiği ağaçlar var ya, aynen öyle…
Kanallar filmlerin sahipleriyle öyle anlaşmalar yapıyor ki filmi her türlü kesip biçme hakkını kazanıyor. Yoksa o filmi almıyor ve göstermiyorlar. Temelkuran sözleşmeye imza atmış ama elbette budanan filminin hesabını sorma hakkı var. Neticede bir sanat eserini eser sahiplerinin haberi ve onayı olmadan kafanıza göre değiştirip yayımlıyorsunuz.
Bu dava önemli çünkü eğer kazanılırsa bir örnek teşkil edecek. Çünkü bu sayede birileri masalarının başında oturup filmleri dizileri, sanat eserlerini kesip biçemeyecek. Eser sahibinden onay alması gerekecek.
Ben Türkiye’de sansürün kurumsallaşmasını, standartlaşmasını, sıradanlaşmasını sadece RTÜK’e ve yasasına bağlayanlardan değilim. Kanallar da bu işte sorumlu ve kaçak
oynayarak sorumluluklarından sıyrılma peşindeler. Çünkü haklarını aramıyorlar.
Çünkü hakkımızı aramıyorlar.
Bir sürü paralarını aldıkları üyelerinin adına seslerini yükseltmiyorlar. “Bir dakika, bu kanallar özel ilgi alanına giriyor, herkese açık değil, kişi kendi rızasıyla para ödeyerek izliyor” diye itiraz etmiyorlar. “Biz hem dekoder satarak hem de genel paket dışında özel paket satarak iki kez filtre uygulamış oluyoruz” demiyorlar. Kamuoyu yaratmayan, RTÜK kanununun bu konuyla ilgili belli maddelerini değiştirmek için hukuki sürece girişmeyen, çözüm üretmeyen, kusura bakmayın ama sorumludur. Ve durumdan da memnundur.
Kanallar bu konuya para kaybetmekten korktukları için girmiyor. Nasılsa üyeler sesini çıkarmıyor diye düşünüyorlar. Ve haklılar. Çünkü kimse sesini çıkarmıyor. Twitter’da Facebook’ta bir şeyler paylaşılıyor, hepsi bu. Adile Naşit’li hamam sahnesinden resimlere, heykellere, ‘et’ gören buzluyor.
Yakında karakterler komple buzlanıp bir bir yok edilirse şaşırmam. Teknoloji onun da bir yolunu bulur. Bir kovboy filmini baştan sona suratı çiçekten daldan görünmeyen adamlara bakarak izlemekten rahatsız olmayana her şey müstahak.
Bakalım önümüzdeki günlerde sansür
ne kadar konuşulacak, ne kadar tartışılacak; liberaller, özgürlük savaşçıları, demokratlar ne kadar bu meseleyi sahiplenecek…
Bu konuyu takip etmeye devam edeceğim.

3 Comments

  • Bugra 25 February 2012 - 16:40 Reply

    oh be sonunda merak ettiğim şey olmuş. filmin yapımcısının veya yönetmeninin, hak sahibinin sansürlenen filmine karşılık sansürcüye dava açma olasılığını ve davanın sonucunun ne olacağını çok merak ediyordum. umarım bu davayı kazanırlar ve en azından para ödeyerek izlediğimiz kanallardaki sansürler ve kesmeler biter.

  • ahmet 25 February 2012 - 18:30 Reply

    Dvd’deki filmleri sansürlemeleri de yakındır.

  • alkimb. 26 February 2012 - 09:40 Reply

    benimde çok uyuz olduğum bir durum bu. Birde televizyondaki +18, şiddet içerir gibi uyarıcı işaretlerin mantığını anlamıyorum. sen zaten +18 ve şiddet içeren sahneleri kesip sansürleyip yayınlamıyorsun, ne diye o zaman filmlerin başında uyarıcı işareti koyuyosun. bu ne biçim mantıktır.

  • Leave a reply