Hülya Avşar, Sezen Aksu ve açılımı destekleyen diğer sanatçılar! Ve Başbakan! Geç kaldınız, çok geç…

0 Posted by - 04 October 2009 - O OLDU BU OLDU

ahmet_kaya_1245445317

Açılıma destek vermek moda olmadan önce sesinizi yükseltecektiniz.

Gerçek starlar aranıyor

Bu yazıyı Sabah’tayken yazmıştım. Ahmet Kaya ile ilgili bölümleri bugün her zamankinden daha güncel.

***

“Bush’la aynı memleketten olmaktan utanıyoruz,” diyen Teksaslı Dixie Chicks grubu, beş Grammy ödülü aldı. Bizdeyse tüm starlar başbakan ve bakanlar kuruluyla her konuda tam bir uyum içinde. Aksini ispat eden bir kanıtınız var mı?.

Geçen hafta müzik dünyasının en önemli ödülleri dağıtıldı ve Dixie Chicks beş dalda ödül aldı. Başkan Bush’un hemşehrisi Texaslı bu üç kıza ödüller, elbette sadece güzel country pop şarkıları söyledikleri için verilmedi. Onlar Amerika’da bir süredir konuşma özgürlüğünün sembolü olarak görülüyor. Kendilerine karşı yürütülen anti kampanya karşısında hiç geri adım atmadılar. Tehditlere ve aşağılamalara boyun eğmediler. Verilen ödüller aynı zamanda kendilerine duyulan sempatinin ve verilen desteğin de ifadesi. Dixie Chicks’in ‘cici kızlar’ statüsünden ‘vatan haini’ olarak aşağılanmalarına uzanan yol, aslında bize pek de yabancı değil. Grup üyelerinden Natalie Maines, İngiltere’deki bir konserlerinde Bush için “Teksaslı olarak Başkan Bush‘un da Teksaslı olmasından utanç duyuyoruz,” demişti. Sonra Amerikan basını en saygınından en magazinine onları, Ahmet Kaya‘dan Orhan Pamuk’tan beter etti. Ülkede onlar üzerinde bir konuşma özgürlüğü tartışması başlatıldı. Öyle ki Entertainment Weekly’nin kapağına çıktıklarında çırılçıplaklardı. Üzerlerinde ‘Hainler’, ‘Dixie Fahişeleri’, ‘Konuşma Özgürlüğü’, ‘Kahraman’, ‘Saddam’ın Melekleri’ yazıyordu. Yani haklarında farklı çevrelerde dile getirilen tüm ifadeler… Amerika’da onları aşağılayanlar olduğu gibi, söz söyleme özgürlüklerine sahip çıkanların da olduğu Grammy’lerle kanıtlandı. Bizde olsa nasıl garipseneceğini anlamak için mesela, Ahmet Kaya‘nın o meşhur hadiseden bir yıl sonra Kral TV ödüllerinden beş adet aldığını düşünün, alkışlarla…

ORHAN BABA BİLE SUSTU
Türkiye’de starsanız, suya sabuna dokunmama konusunda gizli bir anlaşmaya imza atmış gibisinizdir. Hiçbir ciddi konuda fikir beyan etmezsiniz, ağzınızdan tek kelime yorum alınamaz. Buna menajerinizden başlayarak zaten bir dizi profesyonel süreç engel olacak, filtre edecektir. Bunda elbette Kurtlar Vadisi dizisinin bile sansürlendiği bir ortamda, “Bize kim bilir ne yaparlar?” endişesi önemlidir. Ama toplumun gözü önündeyseniz, hep ben alayım olmaz. Elinizi taşın altına sokacaksınız. Korksanız da sokacaksınız. Herkesle iyi geçinerek, herkesi memnun etmeye çalışarak ancak ‘devlet sanatçısı’ olunur çünkü. Bugün koskoca Orhan Gencebay hâlâ “Ben arabeskçiyim, arabesk yaptım,” demez. “Bana o zaman öyle dediler,” der. Arabeski anlatmak için müzikal terimler kullanır. Yıllarca bu milletin bağrındaki ateşe tercüman olmuş Orhan Baba, kendini arabesk diye dinleyen milyonlarca insanın karşısına çıkıp da “Evet ben arabeskçiyim, sansür yedim şimdi de sansüre karşıyım,” diyemiyorsa ben ne anladım starlıktan, babalıktan… Bülent Ersoy‘un yaşadığı hayat mücadelelerle dolu. Peki kendisi hangi mücadeleye el verdi? Magazin haberleri dışında hakkında tek bildiğimiz ona asla “Ermeniyim,” dedirtemeyeceğimiz. İbrahim Tatlıses siyasete atılacağını açıkladı. Peki, sizi gerçekten bu millete hizmet etmek için meclise girmek istediğine inandırabiliyor mu? Bugüne kadar Güneydoğu meselesinde o yöre insanının bilmediğimiz, konuşmadığımız hangi derdini dile getirdi, dünyalar kadar zengin bir ünlüsü olarak? Teoman‘ın ağzından bugüne kadar çevre sorunlarına dair bir cümle duydunuz mu? Ya da mesela üniversiteli gençliğin sorunlarına dair bir ses çıkardı mı? Bir Mor ve Ötesi‘ni hatırlıyorum, çevre konularında sesini yükselten ve inandığı şeyi çekinmeden dile getirip savunan şarkılarıyla, açıklamalarıyla. Konu sanatçı hakları ve telifler olunca bir araya gelip Ankara’ya yürümek iyi güzel de mesela İstanbul’un kaçak yapılaşması ve talan edilmesiyle ya da trafikle ilgili hangi ortak girişime imza atıldı? Bu kadar mı memnunuz belediyeden falan da sesimiz çıkmıyor… Mahsun Kırmızıgül, Orta Asya diktatörlerinin düğünlerinde şarkı söyleyen biri olmaktan bu kadar mı memnun? Türkiye’de seçim turlarına katılmak ve kalabalık toplamaktan öte hangi yaraya merhem oldu bugüne kadar? Ahmet Kaya‘nın suçu neydi de kafasına çatal bıçak attık, ülkeden kovduk, düşüncesini ifade etti diye? “Kürtçe şarkı söyleyeceğim, klip çekeceğim,” dedi. Bugün hepsi serbest. Ahmet Kaya, Jim Morrison‘ın yanında Pere La Chaise’de toprağın altında… Mazhar Alanson o kıvrak zekâsını, şarkı sözü yazmadaki incelikli üslubunu ve yaratıcılığını, bir kez olsun ülkenin gidişatını eleştirmek için kullandı mı? Bize tarihe geçen bir iki cümle armağan etse fena mı olurdu, şöyle zehir gibi?

BLAIR GİDER, GEORGE KALIR

Devir artık değişti. Devir büyük sorunlar devri ve star olmak, artık beraberinde sosyal bir sorumluluk da getiriyor. Kimse birilerinin eline bayrak alıp yürümesini beklemiyor. Bir siyasi görüşün peşine takılmasını da, siyaseten doğruluk adına yalandan bir iki kelam etmesini de, bildiriler yayınlamasını da. Ama söyleyin Allah aşkına, bütün starları başbakanla ve bakanlarla aynı şekilde düşünen bir ülke olabilir mi? Öyle değilse, nerede kanıtı? Yılların Bruce Springsteen‘i, Bush’un ikinci kez seçilmemesi için karşı propaganda yürütüyor. Pearl Jam, Green Day, Blink 182 (bile) gibi pek çok grup (50 kadar isim) destek veriyor. Bush yönetimine bayrak açıyorlar. Irak’a girmenin yanlış olduğunu söylüyorlar. Düşüncelerini rahatça ifade edebiliyorlar. Dünyanın bugün yaşayan en büyük gruplarından Radiohead’in solisti Thom Yorke, ‘Friends of Earth’ hareketinde aktif rol alıyor. Küresel ısınmaya karşı çalışıyor ve mesela “Bir daha büyük konser vermeyeceğiz ,çünkü buralara yüz binlerce insan geliyor ve bu yüzden salınan karbon ısınmaya katkıda bulunuyor,” diyebiliyor. Ona deli gözüyle bakabilirsiniz, ama o deli olmayı, sessiz kalmaya tercih ediyor. Çünkü ‘deli’ olarak bazı meselelere dikkat çektiğinin farkında. U2 solisti Bono, üçüncü dünya ülkelerinin dış borçlarını sildirmek için önayak olabiliyor. Metallica, hapisanelerdeki mahkûmların sorunlarına destek olmak için San Quentin’de konser veriyor. Hatırlarsanız bunu Johnny Cash de yapmıştı 50’lerde… Madonna bugün hâlâ her düşündüğünü açıkça söylüyor delikanlı gibi, eskiden olduğu gibi. Klibinde zenci İsa ile öpüşen bir kadından söz ediyorum. Ne Kilise’den ne Başkan’dan korkuyor. Seks kitabı da yayımlıyor, çocuk kitabı da. Korksa, Madonna olabilir miydi? Sinead O’Connor’ı hatırlar mısınız? Bir konserinde kilisede cinsel tacize dikkat çekmek için Papa’yı eleştirdi ve aforoz edildi. George Michael, başbakanı Tony Blair’i Bush’un köpeği olarak gösterdiği klibinden sonra en büyük kanallardan bile sansür yedi. Ne oldu? Blair gidici ama George Michael her zaman yanımızda bir ‘play’ düğmesi uzaklığında. Geçen yaz Kuruçeşme Arena’da Pink Floyd’un Roger Waters’ı sahnede meşhur Mother’ı söylüyor. Bir yeri şöyle şarkının: “Anne, hükümete güvenmeli miyim?” Roger başını iki yana sallıyor sessizce, izleyen 15 bin kişi alkış figan bağırıyor. Nutuğa gerek yok, biz tek bir kafa hareketine de razıyız. Bir tane Roger Waters’ımızın olmaması hepimizin suçudur, ayıbıdır. Bir ülkenin çağdaşlığı ve gelişmişliği sadece rakamlarla ölçülemez. “Canlarım ciğerlerim, bir tanelerim,” diyenlerden sıkıldık. Gerçek insanlar görmek istiyoruz karşımızda…

18 Şubat 2007-Sabah

5 Comments

  • Facebook User 04 October 2009 - 20:21 Reply

    Aklıma Mor ve Ötesi’nden Harun’un Foça’da Kenan Evren’e sövmesi ve Parti parçasındaki “Muhtaç olduğun büyük kudret yalan mıymış” sözü aklıma geldi, ama bu Duman’ın Rezil parçası ve Kürt açılımı hakkında yorum yazanlar kadar tepki görmedi.

  • Çetin Akdeniz 05 October 2009 - 01:56 Reply

    “Ne habersin ne Türksün-Cambaz” ile politik tavırlara bürünen Mor ve Ötesi. Brian Molko tadındaki solistinin Habertürk’te program yapması da bir garipti sanki. Ya da ben anlamıyorum şu “Duygusal” işlerden…

  • Erg 10 November 2010 - 13:50 Reply

    Tüm amerikan medyası, grammy emmy golden globe gibi ödül törenleri ve hatta Merkez bankası bile Bush ve Bushun tayfasının elindedir.

    Dixie grubuna bu ödülün verilmesinin nedeni sonradan üzerlerine gelecek yakıştırmaları göze almalırıdır. Amerika bir özgürlükler ülkesi değildir ve bizde dixide bushta bunu çok iyi bilmektedir. Eğer siz amerikan başkanına küfür ederseniz ödülü yine aynı başkan size verir ama adınız “hain”le kalır.. yani üzerinize vurulan yafta öylece kalır ve geçer gidersiniz. Aslında sizin bu yaptığınız “çirkin” bir davranış olarak tarihe geçer ve aslında hiçbir halt edememiş olursunuz çünkü hala daha Bush gibi hatta Bushtan daha beter bir başkan olan Obama amerikanın başındadır ve hala amerikan halkı ve tüm dünyaya kendilerini güya BARIŞÇILAR olarak yedirmektedirler.

    Sözün özü : Açılımla yürütülen bölücülük projesini destekleyen bir yazıdır yukarıdaki yazı ve evet tabiki dixiyi örnek vererek bizim sanatçılardanda destek bekliyor. Büyük ihtimalle bu yazıyı yazan ya bir ermenidir yada bir kürt milliyetçisidir. Kısacası VATAN HAİNİDİR. Malum Sezen aksu kürtçe konserde vermiştir. Bu millet DİL’in önemini anlamadığı sürece bu tür bölücü oyunlara gelmeye devam edecektir ve tabiki başa gelen çekilecektir. Sizin bu LİBOŞ-DEMOKRAT yazılarınızda tüm somut çabalarınızda her daim KURTULUŞ SAVAŞI örneğindeki gibi ve ALİ KEMALİN başına gelenler gibi sonuçlanacaktır. Yani hiçbir zaman amacınıza ulaşamayacaksınız ama yinede hevesle bu nankörlüğü yapmaya devam edebilirsiniz. Ayrıca bu Ahmet Kaya, Şivan Perwer, Mahsun Kırmızıgül yahut Sezen Aksu gibilere meydanı bırakan bizlerdedir hata kabul ettik. Ama biz Türküz meydanı bırakırız sapıtanları görürüz sonra ayıklar gereğini yaparız.. 100 yıl 200 yıl 500 yıl 700 yıl müddet veririz bu hep böyle devam eder.. BKNZ:TARİH

  • Maynet Sohbet 09 June 2011 - 23:53 Reply

    Ahmet Kaya Unutulmaz Bir Insandir ya

  • Fatih 28 June 2011 - 02:32 Reply

    Erg yorumun beni baya güldürdü 😀
    Koptum ya.

  • Leave a reply