İstanbul’un imajı

4 Posted by - 30 July 2017 - O OLDU BU OLDU

mtezİstanbul’un Batı’daki imajı son iki yılda nasıl değişti, daha doğrusu nasıl değişmiş, bir örnekle anlatmaya çalışayım

Dünyanın medeni şehirlerinde neler oluyor, neler konuşuluyor biraz olsun takip etmek için düzenli satın aldığım Monocle dergisinin son sayısındaki “hangi şehirde ne en iyi” temalı haberde İstanbul hangi “en iyi”siyle yar alıyor biliyor musunuz? Hamam. Döndük mü 50 yıl geriye. Hamam. Evet hamam. İstanbul eşittir hamam. Göbek dansı, lokum, şiş kebap, fesli adamlar, develer de yolda herhalde…

Dışişleri bakanımızın röportaj verdiği bir dergi bu ve dolayısıyla ciddiye alınan bir dergi olduğunu düşünmemiz doğaldır. Etkisi belli çevrelerde büyük. Bu dergide İstanbul önceki yıllarda “start up” firmalarıyla ve bu firmalar için uygun şartları barındırmasıyla yer aldı. Yatırım imkanlarıyla yer aldı. Muhtelif restoranları ve insanları kendine çekebilecek yeme içme mekanları ve lezzetleriyle yer aldı. Eğlence hayatıyla yer aldı. Gelişen mahalleleriyle yer aldı. Alternatif kültürüyle yer aldı. Şimdi hamam.
monocle
Hani bazen merak ederiz dışarında nasıl görünüyor burası diye. İşte size bilimsel olmayan, salt gerçeği yansıtmayan ama güçlü bir gösterge. Çok iyi görünmüyor.

Yazarlarıyla, yönetmenleriyle, yeni nesil müzik sahnesiyle, modern mutfağı ve restoranlarıyla, kaliteli ve canlı gece hayatıyla, dünyanın gözlerini çevirdiği ve geleceği şekillendireceğine kesin gözüyle bakılan yepyeni kültürel yaşantısıyla, modern sanatla, bienallerle, start up şirketleriyle, eğitimli insan profiliyle kendinden söz ettiren bir şehirdi burası. Müzik festivallerine Rusya’dan Yunanistan’dan, Ortadoğu ülkelerinden kitleler gelip katılırdı. Çünkü onların ülkesinde olmayan konser, oralara gitmeyen grup ve sanatçılar İstanbul’a gelirdi. Ve gelmek için de can atar, hatta fiyat kırarlardı.
Ve kendi kendimize geldiğimiz nokta işte bu; Monocle dergisinde dahi İstanbul eşittir hamam artık. Gece hayatı, eğlence, yeme içme, kültür turu için başka şehirlere.

Hepsi bu da değil. Bakın iki önemli nokta daha var gözüme çarpan. Aynı dergide, yaşamak için en iyi 25 şehir dosyası var. Bu şehirler arasında İstanbul yok. Ama aralara serpilmiş “şehirlerden ne öğrendik” başlıklı kutu yazılarda adımız geçiyor. Bunlardan biri “İstanbul’dan alınacak dersler” başlığını taşıyor. Burada İstanbul’da son iki yıldan bu yana patlayan bombalar hatırlatılıyor ve şehirde terörle yaşamayı öğrenmekten falan bahsediliyor. Beyrut ile karşılaştırılan bölüm ayrıca ilgimi çekti: “Beyrut’un da çok iyi bildiği şey şu; devamlı tehdit altındaki şehirlerde genellikle daha çok partileniyor, özellikle de gelecek belirsizken…”
Yaşanacak en iyi 25 şehir arasında bu yazıyla karşılaşıyorsunuz. İstanbul geleceği belirsiz devamlı bomba patlayan ve bundan dolayı artık herkesin koyverdiği çılgınca partilenen bir şehir. Gider misiniz siz bu şehre?

Ben çocukken bir yerin yıkık dökük olduğu ifade edilirken “Beyrut gibi” denirdi. Yani taş üstünde taş kalmamış demekti bu. Şimdi bu Beyrut bugün İstanbul ile neredeyse aynı kategoriye gelmiş yurtdışından bakınca. “Devamlı tehdit altındaki iki şehir”. Bu imaja kim katkı sağladıysa hiç iyi etmedi.

Hadise bir dergide yer alan münferit bir görüş de değil. Geçenlerde Radiohead, İstanbul’a hiç gelmemiş Radiohead, Tel Aviv’de konser verdi. Son dönem pek çok grup turne yollarını Tel Aviv’e düşürüyor. Çünkü Tel Aviv (bile) bu bölgedeki güvenli eğlence ve gençlik kültürü şehri olarak yükseliyor. Tabii ki İstanbul’un boşluğunu dolduramaz ama bunu deniyor. Eskiden İstanbul’a gelen bir sanatçı buradan Tel Aviv’e de geçerdi. Yani Tel Aviv İstanbul’un ötesiydi. Şu anda İstanbul pas geçiliyor.
Radiohead’in buradaki konseri eleştirildi. İsrail’in kültürel açıdan boykot edilmesi gerektiğini düşünen Roger Waters’ın da aralarında olduğu bazı sanatçılar bu durumu kınadı. Thom Yorke karşı açıklamalarda bulundu. Bunu da parantez açıp belirtelim.

Ve Monocle dergisine geri dönelim. Dergide yine aynı sayıda Tel Aviv’de gece hayatı dosyası var. Muhteşem resimler, gece kulüplerinde eğlenenler, her dakika parti, eğlence. Sokaklardaki partilerinin resimleri, kokteyl barlar vesaire…

Sadece bir dergiye bakınca görünenler bunlar. Monocle İstanbul’a Türkiye’de olan bitene çok ilgili, buradaki olumlu gelişmeleri sayfalarına taşımaktan çok heyecan duyan bir dergi. Zaten dünyaya bakışı bu. Yani dergide bir yanlış yok. İmajımızı bu hale biz getirdik. Bunu bu şekilde görmek çarpıcı, can sıkıcı ama tedavi için gerekli. Önce kabul edeceğiz. Sonra çalışacağız. İstanbul çok büyük ve görmüş geçirmiş bir şehir, bu dönemi de elbette atlatacak.

Mehmet Tez, Milliyet.

No comments

Leave a reply