JOE SATRIANI İSTANBUL’DA

1 Posted by - 17 May 2013 - KONSER, O OLDU BU OLDU

Yarın akşam KüçükÇiftlik Park’ta bol ‘gitar’lı bir gece bekliyor müzikseverleri. Sahneye önce Cem Köksal yanına Deep Purple ve Rainbow gibi efsane mertebesindeki gruplarla yaptığı çalışmalardan hatırlayacağınız Joe Lynn Turner’ı da alarak çıkacak. Ardından da 35 yılı aşkın bir süredir ‘tüm zamanların en büyük gitar virtüözlerinden biri’ sıfatını taşıyan Joe Satriani.

Elektro (ya da isterseniz elektrikli de diyebiliriz) gitar, doğasının da bir gereği olarak, hep kendi kahramanlarını yarattı. Jimi Hendrix, Eric Clapton’dan Slash’e, Yngwie Malmsteen’e, Johnny Marr ve hatta Jack White’a kadar uzayacak kalabalık bir liste çıkarmak ‘gitarlı’ müziği yakinen takip eden dinleyicilerin birkaç dakikasını bile almayacaktır muhtemelen. Bazıları teknik açıdan, bazıları besteciliğiyle, bazıları sahne şovlarıyla, bazıları gruplar kurup dağıtmasıyla, bazılarıysa başka müzisyenler üzerindeki etkileriyle hafızalarda kendilerine özel yerler edindi. 14 yaşında gitar çalmaya evdeki plaklardan duyduklarını altı tel üzerinde sökmeye çalışarak başlayan, o tarihten bu yana gitarsız tek bir an bile geçirmeyen Joe Satriani de bu muhtemel listenin üst sıralarından birinde kendine muhakkak yer bulacaktır.

Hem tekniğiyle hem de bastığı notalara kattığı ‘hissiyat’la 80’li yılların ortalarından beri müzik dünyasının en gözde gitaristlerinden biri New York doğumlu müzisyen. Adı hep solo albümleriyle anılsa da G3 gibi meraklılarını ihya eden gitar ‘manyağı’ projelerinden de Chickenfoot gibi ‘süper grup’lardan da alnının akıyla çıkmayı başarmış bir isim kendisi.
Bir dönem gitar dersleri verdiği, sık sık da beraber sahne aldığı gitarın bir başka olmazsa olmazı Steve Vai’nin görselliği ön planda tutan sahne performansının aksine Satriani hep daha sakin, daha mütevazi icra eder müziğini. Bu bakımdan da muadili olarak görülebilecek pek çok gitariste getirilen en büyük eleştirilerden biriyle pek muhatap olmaz. Yani yeteneğini göstermekle hava atmak arasındaki o ince çizgiyi kaybetmemeye her daim özen gösterir.

Vai’nin hocası
“Ondan üç yıl ders aldım” diyor Steve Vai, 14 yaşındayken (ideal gitara başlangıç yaşı 14 gibi görünüyor, evet) ders aldığı Satriani sorulduğunda. “Üzerimdeki etkisi büyük. Çünkü bana o ya da bir başkası gibi değil, kendim gibi çalmamın ne kadar önemli olduğunu öğretti. Bir plağı dinler ve akorları, ölçüleri, hangi enstrümanın hangi oktavda hangi notayı nasıl çaldığını bana kelimelere dökerek anlatırdı. Bunu ilk yaptığında ‘bu adam gibi olmak istiyorum!’ dediğimi gayet iyi hatırlıyorum.”

Aşık Veysel’e ithafen
Satriani kariyeri boyunca Gümüş Sörfçü’ye (Surfing With The Alien, 1987) eşlik edercesine de çaldı, en uçlarda (The Extremist, 1992) yürüyüşlere de çıktı. Bir dönem kristal gezegenlere (Crystal Planet,1998) seyahat edip uzayda aşkın varlığını (Is There Love In Space?, 2004) sorgulamakla haşır neşir oldu. 2007’deki İstanbul konserinin ardından kaydettiği ilk stüdyo albümü “Professor Satchafunkilus and the Musterion of Rock”daysa müziğinin yolunu Aşık Veysel’e de düşürdü. Albümde yer verdiği iki bestesini, “Asik Veysel” ve “Andalusia”yı “Aşık Veysel olsaydı nasıl yazardı, nasıl hissederdi” diye düşünerek ortaya çıkardı. Böylece Dost, dost diye nicesine sarıldığımız ünlü gitaristlerin hepsinden ayrı bir yere sahip oldu bizler için de.

Sana Grammy yok Satriani
Ama aynı şeyi Grammy’ler için söylemek güç. Grammy’ler Satriani’ye hakkettiği ilgiyi hiç göstermedi. 1989’dan beri tam 15 kez ödüle aday gösterilen Satriani, bir kez bile o gramofon şekline sahip heykelciği evine götüremedi. Ama belki bir de işin ‘iyi’ tarafından bakmalı, eğer bir kez daha aday olur ve yine ödüle layık bulunmazsa Brian McKnight’ın bu alandaki rekorunu egale edecek ünlü gitarist.

Yepyeni bir albümle geliyor İstanbul’a
Joe Satriani İstanbul’a yanında yepyeni albümü “Unstoppable Momentum“la geliyor. Kendisine albümün neler ihtiva ettiği sorulduğunda şöyle cevap veriyor Satriani: “Geçen yılki turnelerden sonra iki ay boyunca yeni şarkılar yazdım ve bir yandan da eski şarkılarımı bir araya getirerek tüm bu malzemede ortak bir payda yakalamaya çalıştım. Sonunda ortaya çıkan şarkılar, gitarımla müzik yapmanın beni daima ne denli heyecanlandırdığının yeni bir kanıtı oldu.”

Belli ki her müzisyen gibi o da yeni albümünü dinleyicileriyle paylaşmak ve sahnede icra edebilmek için gün sayıyor, “2007’de hepimiz ülkenizde çok iyi vakit geçirdik. Şehir büyüleyici, konserdeki seyirciyse fantastikti. Bu sefer İstanbul’da konseri bir üst seviyeye taşımayı umuyoruz. Yeni bir grupla geliyorum bu sefer, klavye ve ritim gitarda Mike Keneally, basta Bryan Beller ve davulda Marco Minneman olacak yanımda. Hem yeni albümden ve hem de tüm kariyerimden şarkılar çalacağız. Yine muhteşem bir gece olacak, söz veriyorum.”

Daha önce Akşam Cumartesi ekinde yayımlanan yazının Hafif Müzik edisyonudur.

No comments

Leave a reply