Jon “Hammond” Lord’un ardından…

0 Posted by - 17 July 2012 - O OLDU BU OLDU

Deep Purple’ın kurucu üyelerinden Jon Lord, akciğer embolisi sebebiyle 71 yaşında hayatını kaybetti. Lord bir süredir pankreas kanseri ile boğuşmaktaydı. Biz de ardından dilimiz döndüğünce bir iki kelam edelim istedik.

Deep Purple’ın onlarca üyesi arasından her bir üye için bir ikinci adam tercih edebilirsiniz, dilerseniz. Kimi, mevzuya ayılmadan, Blackmore’un yerine Steve Morse’un adını yazar favori Deep Purple kadrosuna ya da Joe Lynn Turner der, Ian Gillian’a burun kıvırarak ama kimse Jon Lord’un olmadığı bir kadro kuramaz. 2001 yılında gruba veda edip yerini Don Airey’e bırakmış olsa da Deep Purple müziğine karakterini veren, mayanın tutmasını sağlayan en mühim müzisyendir Jon Lord. Üstelik bu sıfatı ona kazandıran ne grubun kurucu üyesi olmasıdır ne de Deep Purple’ın karmaşık trafiğinde gemiyi son on yıla kadar hiç terk etmemiş olması. Ona bu unvanı kazandıran; ustaca blues çalan, şahane rock riffleri yazan ve tüm bunları klasik batı müziği köklerine bağlı bir piyanist edasıyla sık sık barok müzikle besleyen, duyduğu tüm seslerden beslenmesini iyi bilen ve beceren, ufku açık, yaptığı müziğin rengini belirleyen bir müzik adamı olmasıdır.

Çok bilinmez belki ama Jon Lord ilk kez baba bir grupla hit yarattığında tarih 1964’ü gösterir, daha Deep Purple meydana gelmeden evvel. The Kinks’in efsane parçası “You Really Got Me”de tuşlara dokunan insan Jon Lord’un ta kendisidir. Lord’un, The Rolling Stones gitaristi Roni Wood ve Creations’ın Kim Galender’ı ile kurulmuş, uzun soluklu olmayan ama dinlediğinizde blues ile rock’ı ince bir psyche ile harmanlayan dönemin ilk sound’larının verdiği keyfi sonuna kadar hissettiren Santa Barbara Machine Head ve Roni Wood’un kardeşi Art Wood’un grubu The Artwoods ile de müzik yapmışlığı vardır. O dönemin ardından ise Ritchie Blackmore, Ian Paice, Rod Evans, Nick Simper ve Jon Lord’dan oluşan ilk kadrosuyla Deep Purple modern müzik tarihini alt üst edecek gruplardan biri olacaklarını bilmeden yola koyulur. Ekip 69’da ilk değişikliğini yaşar ve en meşhur kadro toplanmış olur. Ian Gillian ve Roger Glover’ın eklendiği bu kadro ile “Deep Purple In Rock” gibi rock tarihinin kült albümlerinden birine imza atarlar. Ondan sonrası zaten çorap söküğü gibi gelir. Deep Purple, çok kez eleman değişikliğine gider ancak kurucu elemanlardan Ian Paice ve Jon Lord grubun belkemiğini hep sıkı tutar. Jon Lord 2001’de ayrılsa da 2003’teki “Bananas”da dahil olmak üzere Deep Purple’ın 18 stüdyo albümünün 17’sinde yer almıştır. Gruba kendi dönemindeki diğer birçok gruptan ayıran en belirgin rengi katan müzisyen olmuştur ve 40 seneyi aşkın Deep Purple tarihinde “Smoke On the Water”dan “Child In Time”a, “Stormbringer”dan “Highway Star”a birçok hite imza atmıştır.

Deep Purple hengamesinin arasında, grubun tümden askıya alındığı dönemde, David Coverdale’in grubu (ki Coverdale’de 2 albümde Deep Purple’da yer alıp harika iş çıkarmıştır) Whitesnake ile “Here I Go Again”, “Fool For Your Loving”, “Don’t Break My Heart Again” gibi hitlerin yer aldığı 3 albüm kaydetmiştir. Jon Lord’un tüm bu rock’n roll’un yanında Deep Purple’a filarmoni orkestralarıyla konser verdirmişliği, barok müzikteki yetkinliğini ve müzikal perspektefini gözler önüne seren onlarca albüm kaydetmişliği de var. Üstelik çok isterseniz ustayı pop yaparken bile dinleyebilirsiniz, hem de kurucu Deep Purple üyesi Nick Simper ile 70’lerin başında. The Flower Pot Men üzerine minik bir araştırma yapmanız yeterli. Kendi solo albümleri arasından memleket sathında da ilgiye mazhar olmuş “Sarabande”nin yeri ise bir başkadır.

Bahsi geçen insan Jon Lord gibi bir müzik insanı olunca bu anlattıklarımız ancak bir saygı duruşunun üstün körü yazıya dökülmüş hali olarak tanımlanabilir. Çünkü işin ayrıntısına daha fazla girmek istesek Jon Lord’un kendisini de külliyatını da anlatmak, yoğun bir mesai ve bolca temiz sayfa gerektirir. Rock tarihine adını en klişe tabirle altın harflerle yazdırmış olan, melodileri kulaklarımızdan asla silinmeyecek müzik adamı John “Hammond” Lord’u saygıyla anıyoruz, ruhu şad ‘olsun.

No comments

Leave a reply