Jüri kağıdında yazmayanlar…

0 Posted by - 21 April 2012 - O OLDU BU OLDU


Vodafone Liselerarası Müzik Yarışması’na bu yıl Türkiye çapında 250’den fazla lise katıldı.

Geçen hafta Vodafone Liselerarası Müzik Yarışması’nın finallerini izledim, jüride görev yaptım. Klasik olacak ama karar vermekte çok zorlandım. Jüri kağıdına yazamadıklarımı buraya yazayım bari…

Seçmek çok zor. Özellikle konu müzik olunca. Her şeyi dört dörtlük yapan bir grup olursunuz, eksiksiz çalarsınız ama enerjiniz düşüktür izleyen hiçbir şey hissetmez. Besteniz çok iyidir ama icranız zayıf kalır, bir türlü hakkını veremezsiniz müziğin. Solist şahanedir ama gitarist solo meraklısıdır müziği darmadağın eder. Grup şahane uyumludur, solist donuk kalır seyirci olarak iletişim kuramazsınız grupla bir türlü.
Neticede 25 tane lise grubu izledim ve her biri için benzeri eleştiriler yapabilirim. Ve şunu da söyleyebilirim hepsi ödülü hak ediyor aslında.
Oy kullanırken belli kategorilerde beğendiğimiz ilk üç ismi yazıyor ve veriyoruz. Jüri başkanı onu değerlendiriyor. Ancak ben size kendi kendime çiziktirdiklerimi aktarayım isterseniz. Onlar daha ilginç.
– Bir kere bir lise etkinliğine gitmeyeli bayağı olmuş onu fark ettim. En son okul çayına falan giderdik onu hatırlıyorum.
O liseli enerjisini unutmuşum. Adeta bir hormonal kasırga esiyordu salonda.
– Kızların gruplarda daha fazla yer almaya başladığını görmekten mutlu oldum. Eskiden kız üye genellikle sadece görüntü olarak solist yapılır, arkadakilerin hepsi erkek olurdu. Şimdi bas, gitar, davul çalan pek çok kız gördüm ve hiç de fena değillerdi. Özellikle ödül de alan Mithatpaşa Lisesi basçısı Muse çalarken görülmeye değerdi.
– Liselilerin müzik zevki genellikle rock ve metal ağırlıklı. Galiba o yaşta başka müzik tercüman olamıyor hormonların gücüne. Ergenin dilinden rock ve metal anlıyor. Bu bir “fact” olarak kayda geçsin lütfen.
– Yarışma boyunca finallere gelene kadar 20’den fazla “Someone Like You” dinlenmiş. Adele çılgınlığı yaşanıyor yani. Finalde de vardı bir tane (Bornova Lisesi). Sanırım “Someone Like You” yeni “Stairway to Heaven” oldu (bkz. No Stairway To Heaven, Bkz “Wayne’s World”). Seneye Adele kategorisi açılmalı ya da katılım formunun görünür bir yerine “‘Someone Like You’yla katılmayınız”, yazılmalı galiba.
– MEV Özel Basınköy Koleji’nin Motörhead çalan üç kişilik ekibini beğendim. Bence devam etmeliler. Yalnız solistin daha çok çalışması lazım.
– Birinci olan ve Iron Maiden’dan “Run To The Hills”i çok başarılı icra edip sahne şovunu da eksik etmeyen Avusturya Lisesi (resmi adı çok uzun böyle idare edin) birçok kategoride ödül aldı. Hak ettiler ama ben Queen’den “Innuendo”yu çalan Özel Darüşşafaka Lisesi’ni, Ozzy Osbourne’dan “Mr. Crowley”yi çalan (kötü bir seçim olsa da) İzmir Özel Saint Joseph Lisesi’ni ve Muse’dan “Hysteria”yı çalan, bütün üyeleri kızlardan oluşan Mithatpaşa Kız Teknik ve Meslek Lisesi’ni de not ettim bir yerlere.
– Oğuz Canpolat Lisesi’nin gitaristi enstrüman ödülünü hak etti ve aldı. Ama ben genel anlamda grubu ve bestelerini de çok beğendim. Kesinlikle devam etmeliler.
– Sempati ödülü olsa Kadıköy Anadolu Lisesinin klavyecisine verirdim.
– Bayrampaşa Tuna Lisesi benim en eğlenceli ve ilginç bulduğum ekipti. Led Zeppelin’den “Rock’N Roll”u tercih etmişler. Açıkçası Mark Zuckerberg tipli solistlerini cool buldum.
– Ian Paice çok alçakgönüllü, muhabbetçi ve samimi birisi. Enstrüman dalında davul ödülünün kime gideceğine o karar verdi. Karar verirken şu cümleyi duydum: “Evet diğer çocuk da çok iyi ama bu çocuğu grubuna alırsın ve ona güvenebilirsin.” Demek enstrümanda da güven önemli.
– Seneye katılmayı düşünen gruplara öneri: Çok çalışın ama tekniğe, sololara falan kafayı takmayın, en iyi hissettiğiniz sizi en iyi anlatan şarkıları, besteleri çalın. Sahnede her şey hemen anlaşılıyor zaten.

No comments

Leave a reply